Fedakar ve kahraman annelerin hikayeleri duygulandırdı

Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü kutlanan Anneler Günü yarın kutlanacak. Koronavirüs salgını nedeniyle bu yıl da anneler günü buruk geçecek. Salgının fedakar isimleri sağlık çalışanları bu yıl da annelerinden ve evlatlarında uzakta bir Anneler Günü geçirecek. İşte Anneler Günü yaklaşırken fedakar ve kahraman annelerin hikayeleri...

08 Mayıs 2021, Cumartesi 12:22 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ankara'da pandemi ile mücadele ederken, koronavirüse yakalanan hemşire Özlem Kanaat (38), evde eşi, kızı ve annesine de bulaştırdı. Kanaat, eşi ve kızı ile birlikte virüsü yenerken, görme engelli annesi Pakize Çetinkaya (70) hayatını kaybetti. Hastanede pandemi mücadelesini sürdüren Özlem hemşire, annesi olmadan geçirdiği ilk Anneler Günü'nü buruk kutladı.


Hastanede pandemi ile mücadelesini sürdüren Özlem Kanaat, annesini kaybettikten sonra ilk Anneler Günü'nü buruk kutladı. Anneler Günü'nde çalışan Kanaat, kızının kendisini arayarak, Anneler Günü'nü kutlaması ile sevindi. Kanaat, kronik rahatsızlıkları bulunması nedeniyle hastalığı annesine bulaştırmamak için çok çaba harcadığını; ancak başaramadığını anlatıp, "9 ay boyunca virüsten hep kaçtım ama sonuçta 9 ay kaçabildim ve yakalandım. Annemde kronik rahatsızlıklar olduğu için onda çok hızlı ilerledi. Ben de karantinada olduğum için annem hastaneye götürülürken ona eşlik edemedim. Onu kapıdan gönderirken 'elveda' bile diyemedim. 10-15 gün sonra annemi kaybettik ve ben anneme hiçbir şey yapamadım. 9 ay boyunca burada bütün hastalara kendi annemiz, babamız gibi bakarken gidip hastanede annemin yanında bile olamadım. En çok bunlar acı veriyor bana. Ben annemin son kez, bir kere olsun kokusunu içime çekmek isterdim. Ben eminim o beni bir yerlerde duyuyor, görüyor. Onu çok seviyorum. Bu Anneler Günü de benim için çok buruk geçiyor. Onu çok özlüyorum" diye konuştu.

Edirne Sultan 1'inci Murat Devlet Hastanesi'nde koronavirüs hastalarını tedavi eden uzman doktorlar Bahar Yenigün, Fulya Tanrıkulu ve Müge Kaya, Anneler Günü’nü hastanede karşılıyor. Pandemi başladığında özel gereksinimli oğlu ile 3 ay görüşemediğini belirten Dr. Bahar Yenigün, "Yaklaşık 1 yılı aşkın süredir de düzenli bir hayatımız yok. Nöbet ve çalışma şartlarından dolayı bırakıp 2- 3 gün sonra aldığım oluyor. Ya da gerçekten dinlenmem gerekiyor, alamayabiliyorum” dedi.

Diyarbakır'da Seyran Sincar (62), kronik böbrek yetmezliği olduğu için diyalize bağlı yaşayan kızı Esma Sincar'a (32) böbreğini verdi. Sincar, kızını çok sevdiğini ve rahatsızlığından kurtardığını söylerken, Esma ise "Anneme ne kadar teşekkür etsem az. Anneler Günü öncesi bana güzel bir hediye verdi. Onu çok seviyorum. Kendimi kuş gibi hissediyorum, çok mutlu oldum. Annemin Anneler Günü'nü kutluyorum" dedi.

Zonguldak'ta 2 yıl önce lösemi teşhisi konulan 6 yaşındaki Asya ile annesi Özlem Kocakaplan, mücadelenin simgesi oldu. Minik Asya’nın tedavi sürecinde mücadele eden Kocakaplan, Anneler Günü’nde ‘önce çocuklar iyileşsin’ diyerek bağış çağrısında bulundu. Savaşmaktan vazgeçmeyeceklerini söyleyen Anne Kocakaplan, “Ağlayarak girdiğim bu yolda, gülerek ilerlemeyi LÖSEV sayesinde başardım. Bağışlarınız doğru yeri buluyor” dedi.

Erzurum’da görev yapan, 19 yıllık hemşire Selda Coşkun (41), koronavirüs salgınıyla birlikte Artvin’deki ailesinin yanına gönderdiği kızı Alara Duru Durdak'a (8) 14 aydır sarılamadığını belirtti. Eşinden ayrıldıktan sonra kızı ile birlikte yaşamaya başladığını söyleyen Coşkun, "Salgını yavruma bulaştırırım diye çok korkuyordum ve bu nedenle onu ailemin yanına gönderdim. İzin alıp ziyaretine gittiğimde test yaptırıyorum. Çünkü annem kanser babam da kalp hastası. Evlat hasreti çekilmiyor" dedi.

Koronavirüs salgınına karşı en ön safhada mücadele veren sağlık çalışanları, bir Anneler Günü'nü daha anne ve evlatlarına sarılabilmenin özlemiyle kutluyor. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bu özel günü sevdikleriyle geçiremeyen annelerin en büyük dileği çocuklarını doyasıya öpebilmek. Onlar çocuklarına ve annelerine sarılamasa da hayata tutundurdukları kişilerin anne ve çocuklarını sevindirmenin mutluluğunu yaşıyorlar.

Trabzon'un Maçka ilçesinde, 4 yıl önce, PKK'lı teröristlerin erzak çaldığını ihbar edip, güvenlik güçlerine yer gösterirken, açılan ateşle şehit olan Eren Bülbül'ün (15) annesi Ayşe Bülbül, Anneler Günü'ne buruk giriyor. Oğlunun mezarı başında gözyaşı döken Bülbül, "Eren'im, harçlığı olmadığı için bana Anneler Günü'nde çiçek alıp, getiremezdi; ormanda açan çiçeklerden toplar, getirirdi" dedi.

Antalya'da pandemi yoğun bakımında görev yapan hemşire Burcu Yüksel (32), hastalığı taşımaktan korktuğu oğlu Umut Ege'ye (8) 1 yıldır sarılamıyor. Son bir aydır oğluyla yalnızca cep telefonu üzerinden görüşebilen Yüksel, “Bir anne için çok büyük bir şey. Bir sene bir yaş demek. Bir senedir çocuğumun hiçbir şeyiyle ilgilenemedim. Çocuğumun yanımda olmasını isterdim" dedi.

Halk arasında "beyin felci" olarak bilinen serebral palsi (SP) ile dünyaya gelen üçüz kız kardeşler, anneleri Sinem Ersoy'un sonsuz sevgisi ve desteğiyle tüm zorlukları yendi. 23 yaşındaki üçüz kardeşler Esra (sol 2), Tuğba (solda) ve Büşra, prematüre doğumla 1'er kilogram dünyaya geldi. Anneleri Sinem Ersoy, hamileliğinin 6. ayında doğan ve kuvöze alınan bebeklerinin her birini kucağına alabilmek için 45'er gün beklemek zorunda kaldı.

Serebral palsili üçüz kız kardeşler, anneleri Sinem Ersoy'un sonsuz sevgisi ve desteğiyle yaşama sımsıkı tutundu, eğitim hayatlarında dikkat çekici başarılara imza attı. ODTÜ Biyoloji Bölümü son sınıf öğrencisi Tuğba genetik alanında çalışmayı, halkla ilişkiler bölümünü bitirmeye hazırlanan Esra moda tasarımcısı olmayı planlıyor, Büşra ise baraj engelini aşarak üniversite okuyabilmenin hayalini kuruyor.

Serabral palsili Tuğba Ersoy da annesini şu sözlerle anlatıyor: "Annem çok güçlü, asla pes etmeyen ve bizi de bu konuda motive eden biri. Annemize sahip olduğumuz için çok şanslıyız ve biz de onu örnek alıyoruz."

Tekirdağ'da 61 yaşındaki Şahver Garip, 10 yıl önce ehliyet ve otomobil alarak kursa ve üniversiteye taşıdığı bedensel engelli oğlunun eğitimini tamamlamasının mutluluğunu yaşıyor.

Süleymanpaşa ilçesinde yaşayan Aykut Garip, 2006 yılında 15 yaşındayken geçirdiği felç sonucu hayatını tekerlekli sandalyede sürdürmek zorunda kaldı. Şahver Garip, oğlunu dışarı çıkarıp sosyalleşmesi ve üniversiteye hazırlık kursuna getirip götürmek için ehliyet ve araba alarak direksiyon başına geçti. Anne Garip, evladını 4 yıl boyunca Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Fen Edebiyat Fakültesine götürerek Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmasında büyük pay sahibi oldu.

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde, 11 Mayıs 2013'te 53 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısında hayatını kaybeden 63 yaşındaki Mustafa Kuday'ın ailesinin acısı tazeliğini koruyor.

Eşi Kuday'ı kaybettiği patlama bölgesinde ellerini havaya açmış hali fotoğraflanan ve yaşanan acının sembolü haline gelen Zahide Kuday "Ya Allah diyerek ellerimi havaya kaldırdım, eşimin cansız bedenini toprak altında gördüm ve her tarafı kan içindeydi, o anı hiç unutamıyorum" ifadelerini kullandı.Kızı Makbule Kuday ise "Babamla çarşıda anneme hediye almak için buluşacaktık ancak hain terör saldırısı buna engel oldu. Şiddetli bir patlama meydana geldi ve maalesef anneme yapacağımız bu sürprizimiz gerçekleşmedi" diye konuştu.

Elazığ'da yaşayan ikisi engelli 7 çocuk annesi 63 yaşındaki Yıldız Elekçi, devletten aldığı destekle engelli çocuklarına bebek gibi bakıyor. Çatalçeşme Mahallesi'nde sobalı bir evde yaşamını sürdüren Elekçi, çocukları doğuştan bedensel engelli 39 yaşındaki Deniz ile doğduktan 3 ay sonra menenjit geçiren 29 yaşındaki zihinsel engelli Uğur Elekçi'nin bakımını aksatmadan sürdürüyor.

Hürriyet

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Nefes kesen kumarhane operasyonu! 1 milyon liralık ceza kesildi