'Film fikri mangalda doğdu'

'Film fikri mangalda doğdu'

Yaz dizisi olarak başlayıp fenomene dönüşen 'Geniş Aile'nin filmi bir süre önce vizyona girdi. İlk hafta 124.530 kişinin izlediği 'Geniş Aile: Yapıştır!'da başrolleri üstlenen Ufuk Özkan ve Fırat Tanış ile söyleştik

31 Ekim 2015, Cumartesi 18:51 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Çağnur HATİPOĞLU

cagnurhatipoglu@gmail.com

Bu ikiliyi özlemiştik. Nasılsınız?

Ufuk Özkan- İyiyiz valla. Hoşgeldiniz üssümüze.

Fırat Tanış- Burası yapım şirketinin ofisi ama evimiz gibi.

UÖ- Kahvaltımızı ve her cuma, mangalımızı bu bahçede yapıyoruz.

FT- Yani ekip olarak ‘Geniş Aile’ devam ediyor.

’Geniş Aile’ dizisi farklı espri diliyle hepimize farklı gelmişti ama sonra müptelası olduk.

UÖ- Senaristimiz Cüneyt İnay 108 bölüm boyunca katlayarak espriler yazdı. Hiçbir şaka yinelenmiyordu. Setimize insanlar gelirdi ellerinde A4 kağıdıyla, “Bu sözü de kullanın” diye. Ama Cüneyt onları hatıra olarak sakladı.

Diziye başlarken “Bu diziyi çekiyoruz ama kimse anlamayacak” dediniz mi?

FT- (Gülüyor) Evet.

UÖ- ”Biz çok eğleniyoruz ama bu tarz komedi genellikle karikatür dergilerinde gördüğümüz şakalar” deyip durduk. Hep şunu düşünmüştüm: Bunun ortası olmaz; ya batarız ya patlarız... Birinci bölümün reytingleri açıklandığında tsunami olmuştu.

“Dizi bittiğinde resmen ağladım”

’Geniş Aile’ bir yaz dizisi olarak başlamıştı.

UÖ- O sırada ‘Benim Annem Bir Melek’te oynuyordum. ‘Geniş Aile’ için 13 bölümlük dizi denmişti. Ama dizi Çin Seddi’ni yardı geçti.

FT- Ve öncü oldu. Sonraki birçok dizi ‘Geniş Aile’nin dilini kullandı.

UÖ- Hatta sonraki dizileri ev dekorlarına, renklerine kadar benzettiler. Kahvaltı ettiğimiz masamıza, masanın arkasındaki duvarın rengine kadar özenildi. Ama tabii ki oyuncu kadrosu müthiş başarılıydı. Başkaları, bu insanların yerini tutamazdı.

Dizi bittiğinde üzüldünüz mü?

UÖ- Tabii ki üzülmüştüm bittiğinde. 2011 yılının Kasım ayıydı, arabadaydım. Yapımcımız dizinin bittiğini haber verince arabayı sağa çekip durduk. Ağladım.

FT- Dizi setinden çok tiyatro kulisine benziyordu orası.

UÖ- Çok eğleniyorduk. Normalde kendi sahneni beklerken gidip başka şeylerle uğraşırsın. Ama biz 108 hafta boyunca kendi sahnemizin dışında başkalarının sahnesini izlemiştik.

FT- Çok gülerdik. Kamera arkası, diziden daha komikti. Gülmekten çekemediğimizi hatırlıyorum. Yönetmenimiz Ömer abinin sırf bu yüzden kızıp seti terkettiği olmuştur (gülüyor).

“Roller dipfrizdeydi çıkarıp çözdürdük”

Dizide olup da ‘Geniş Aile: Yapıştır”da olmayan oyuncular kimler?

UÖ- Rasim Öztekin ve İlker Ayrık yok.

FT- İkisinin de çalışmasına denk geldi.

‘Geniş Aile’ dizisinin film yapılması kimin fikriydi?

UÖ- Üç ay önce bir cuma mangalında kararlaştırıldı. Fikrin kimden çıktığını hala hatırlamıyoruz. Ekibe söylediğim bir laf vardır: Su 100 derecede kaynar, biz 1 derecede kaynarız. Daha ortada senaryo yoktu, biz fotoğraflarımızı çekmeye başlamıştık. Çünkü birbirimizi çok özlemiştik.

Film nerede ve ne kadar zamanda çekildi?

FT- Bir ay önce çekildi. Bir kısmı Ayvalık, bir kısmı İstanbul’da... Valla şıp diye çektik filmi.

UÖ- Ama avantajımız vardı; ekip birbirini çok iyi tanıyordu. Sanki ‘Geniş Aile’nin devamını çekiyormuş gibiydik. Hepimizin rolleri dipfrizde duruyordu, çıkardık, çözüp kullandık.

‘Geniş Aile’nin filmini, ‘Star Wars’un devamı gibi sabırsızlıkla bekledi insanlar.

FT- Filmimizin fragmanı sosyal medyada yayınlandıktan sonra 7 milyon kişi izledi. Kafasına göre bir afiş yapıp bize gönderenler oldu. “Abi nasıl afiş, güzel olmuş mu?” diyor mesela.

UÖ- Ya bu arada Star Wars demişken, ikincisinde ‘Geniş Aile Uzayda’ diye bir şey mi yapsak? (Kahkahalar)

Filmin ikincisi, üçüncüsü gelir mi?

FT- Kimbilir.

UÖ- Çok isteriz.

‘Geniş Aile: Yapıştır!’ filminden bir kare.

“Penguenlerin iklimi değişti”

Fırat, Koyu Bilal olmayı özlemiş misin?

FT- Evet. ‘Geniş Aile’de Koyu Bilal ile Cevahir, bir nevi Hacivat ve Karagöz’dü.

Fırat, medyanın Gezi olaylarını yeterince gün yüzüne çıkarmadığını gerekçe göstererek dizi oyunculuğunu bıraktığını söylemiştin.

FT- Evet. Ama sonra fikrim 180 derece değişti. ‘Osmanlı Kıyam’da ve pek çok dizide oynadım, filmler oldu.

Ne değişti?

FT- Koşullar. Kutupların, penguenlerin iklimi değişti. Durum o zamanki gibi içler acısı değil artık. En azından medya, o günkü gibi değil. O zamanlar bu durum çok kırıcı, üzücü, utanç vericiydi. Türkiye’de neler oluyordu ve insanlar penguen izliyordu. Şimdi en azından güzel bir şeyler oluyor. Bir de tek bir fikre saplanmamak lazım diye düşünüyorum artık.

UÖ- Büyüklerimiz “Dün dündür bugün bugündür” demişler. Belki çok klişe ama her gün yeni bir başlangıç. Şehit haberleri insan olanı derinden yaralıyor. Ama biz oyuncuyuz. Bayramlarda konserler iptal oluyor mesela, ona da karşıyım. Ekip de işsiz kalıyor o zaman, organizatör de. O zaman hiç kimse düğün yapmayacak ve maçlar iptal olacak. Ayrıca şöyle de bir gerçek var: İkinci Dünya Savaşı’nda İngiltere ve Londra bombalanırken Alman uçakları gittikten sonra insanlar yıkılan binaların sığınaklarından çıkıp müzikollere gidiyormuş.

FT- Bence bu bir kültür ve ihtiyaç meselesi. Böyle birşeye ihtiyacı yoksa toplumun, öyle gırtlağına dayayıp illa “Bu konseri izleyeceksin” demenin de anlamı yok. Ayrıca böyle şeyler iptal olduğu zaman kimse de yeri göğü inletmedi.

UÖ- Biz oyuncular böyle günlerde antidepresanız.

FT- Eğlence yerlerinde konserler iptal edildi ama mekan sahipleri telifsiz müzikler çalmaya devam etti. Bu insanlar da mekanları doldurmaya devam etti. Yani iş öyle ‘acımız var’ filan değilmiş, başka bir şeymiş değil mi?

Peki sanatçıların böyle zamanlarda “İstemiyorum” deme lüksü yok mu?

UÖ- Sorumluluklarım var. Ailem var. Hayat standardımı sürdürmeliyim. Başka işim yok ki. “Şu prizi tamir et” desen elektriğe kapılırım. Beceremem. Benim antideprasanım da mesleğim.

‘Aile İşi’ adlı dizi geliyor!

Ufuk, şu sıralar başka neler yapıyorsun?

‘Aile İşi’ adlı bir diziye başladım. Bir Kore uyarlaması. Bize uygun hale getirildi. Eski Türk filmleri tadında. Füsun Demirel, Hasibe Eren, Can Bonomo, Murat Akkoyunlu gibi isimler var. Çekimler başlamak üzere.

Bu arada oğlun kaç yaşında?

UÖ- 8. En kuduruk zamanları.

Fırat’ın da 1.5 yaşında kızı var değil mi?

FT- Kız babası olmak müthiş birşey. Hayata bakışınız değişiyor. Merhametli, yapıcı, olumlu oluyorsunuz.

“Cezmi Baskın yaşlılık halim”

Fırat, bu sorum sana: Oyuncu Cezmi Baskın’la röportaj yapmıştım, yeni nesil oyunculardan seni beğendiğini söylemişti. Onun gençliğine benziyormuşsun. Gerçekten de benziyorsunuz.

FT- Evet. İnanılmaz bir benzerlik var. O benim canım. Bir gün Cezmi abi ile havalimanında karşılaştık, birbirimizi görünce ben ona bakıp “Aahhh benim yaşlılığım” dedim. O da bana “Ahhhh gençliğim” dedi (gülüyor).

Seni bundan sonra nerelerde göreceğiz?

FT- Sinema filmlerinde... Şimdi Türkan Şoray’ın filminde oynuyorum. Yakın zamanda ‘Takım’ ve ‘Mavi Gece’ filmlerim gösterime girecek.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder