Furkan Andıç: Bu dudaklarla yaşamak zor!

Hayranları, “Sırf dudakları ve gözleri için bile onun oynadığı diziyi izlerim” diyor. O ise kendini, “Sempatik olabilirim ama seksi bir adam değilim” diye tanımlıyor. Artık olgunlaştığını, oyunculukta başka seviyelere geçmek istediğini anlatıyor. Ekranın parlayan isimlerinden Furkan Andıç animatörlükten oyunculuğa uzanan hayat hikâyesini, aşka ve ilişkilere bakışını Hürriyet'ten Hakan Gence'ye anlattı

06 Temmuz 2019, Cumartesi 10:11 Son Güncelleme:
A A
Furkan Andıç: Bu dudaklarla yaşamak zor!

Bir röportajınızda, “Oyunculuk akıllı işi değil” demişsiniz.  10 yıldır bu işi yapıyorsunuz. Hâlâ bu sözün arkasında mısınız?

- Kesinlikle! Kendi karakterinden çıkıp başka bir karaktere yoğunlaşmak normal insanın yapacağı şey mi? 

Madem öyle, siz neden bu işi yapıyorsunuz?

- Çok da akıllı bir insan olduğumu söylemiyorum (gülüyor). Oyunculuğun da kalıplarının olmamasını ve bana verdiği bu özgür ruhu seviyorum.

Sizin için internette yapılan yorumlardan bazıları şöyle: “Sırf dudakları ve gözleri için dizisini izlerim”, “Erkekler için Victoria Secret şovu izlemek neyse kadınlar için Furkan’ı izlemek o”...

- Eyvahlar olsun! Sosyal medyada insanlar başka isimlerin arkasına saklanarak böyle cüretkâr yorumlar yapabiliyor. İsterim ki kendi isimlerini kullanarak yapsınlar! Beğendikleri bir şeye bakmak içlerinde güzel hisler uyandırıyor olabilir. Bunların hepsi hayata dair duygular. Ama bu dudakları izlemesi kolay, bunlarla yaşaması zor (gülüyor).

Neden?

- Dudaklarım iki büyük antrikot gibi! Bu kadar büyük olunca başlarda artikülasyonda zorluk çektim. Epey çalıştım, şimdi toparlıyorum. Bir de stresli olduğumda çok ısırıp yiyorum ama ne kadar yesem de bitecek gibi durmuyorlar (gülüyor).

SEKS HİÇ ÖNCELİĞİM OLMADI

Peki bu kadar iltifat alırken seks, hayatınızın neresinde duruyor?

- İhtiyaç. İnsanların hormonlarıyla alakalı ve sağlıklı bir şey. Ama seks benim hiç önceliğim olmadı. Gönülden bağlı olmadıktan sonra o mutluluğu bulamazsın. 

Siz kendinizi seksi buluyor musunuz?

- Sempatik olabilirim ama seksi bir adam değilim. Seksiymiş gibi yapabilirim. Fakat bu, özel hayatımda da kullandığım bir şey değil. Asıl önemli olan; karşındakinin gönlüne ve ruhuna sahip olmak. Çünkü ilişkide ihtiyaç duyulan şey beden değil, ruh.

Kiev’de Ekonomi okurken İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sinema ve Televizyon bölümüne geçiyorsunuz. Ardından Yeditepe Üniversitesi Görsel, İletişim ve Tasarım bölümüne başlıyorsunuz. Ne istediğinizi pek bilmiyor musunuz? 

- Sebebi annem. Ben lisanslı basketbol oynuyordum. Hayalim de basketbola devam etmekti ama annem diplomam olmasını çok istedi. Şimdi okulda kaydım duruyor. Anneme o diplomayı götüreceğim. 

'FİZİK BİR YERE KADAR ETKİLİ OLABİLİR'

Oyunculuk, “Yakışıklıyım, ekranda olmalıyım” düşüncesiyle mi başladı? 

- Şu anki menajerimin ablası, “Güzel çocuksun” dedi ve ajansa kaydolmamı sağladı. Bir hafta sonra reklam teklifi aldım, Kiev’deki üniversitenin parasını ödedim. Döndükten sonra bir aile dostumuzun yanına, otelde çalışmak için gittim, tercüman olacaktım. Ama o gün animatör çocuklardan biri hastaydı. Yerine beni aldılar. Yüzlerce insanın karşına altımda kocaman bebek beziyle çıktım. O kadar eğlendim ki iki yaz daha animatörlük yaptım. Bu arada bir dizi için çağrıldım, bir başrolle başladım.

Uzun zamandır da başrollerde karşımızdasınız. Bunu size sağlayan ne kadar yetenek, ne kadar dış görünüşünüz?

- 10 yıl boyunca fizik bir yere kadar etkili olabilir. Bir noktada yetenek ve mesleğe duyduğunuz aşk devreye girer. Zaten bunun tiple ya da boyla bosla olduğunu düşünsem, bana geldiğim nokta yeter. Ama yetmiyor! Bir süredir uykularımın süresi azaldı. Çünkü bir derdim var.

Nedir derdiniz?

- Bugüne kadar dizilerde oynayan Furkan’ın dışına çıkıp içimde olan şeyi insanlara göstermeyi ve ruhumu koyarak bir şeyler üretmeyi amaçlıyorum. İşlerimde mesaj kaygısı arıyorum. Mesela kasımda tiyatroya başlayacağım. Senaryo yazıyorum, kendi filmimi çekmek istiyorum. Niyetim artık başka bir seviyeye geçmek. 

Bunların hayallerini kuruyorsunuz ama sizin gibi yeni nesil oyuncuların çoğu, dizilerde arka arkaya birbirine benzeyen karakterlerle izleyici karşısına çıkıyor. Yapımcılar risk almaktan mı korkuyor?

- Evet, riskten korkuluyor. Bu da bizim için işin en zor kısmı. Bu sebeple yazılan karakterler de birbirinden çok farklı olmuyor. Ama artık internet işleri çoğaldı. Oyuncular kalemi eline alıp kendi hayal güçlerinden yeni bir şeyler çıkarmalı. Ben de bu sebeple senaryo yazmaya başladım.

ÇAPKIN DEĞİLİM AMA BİRAZ ŞIPSEVDİYİM

Genelde romantik komedilerde, hep romantik adamları canlandırdınız. Bu karakterler ne kadar sizdi?

- Ben de romantik bir adamım. Âşık olmak güzeldir. 

Aşkı nasıl anlatırsınız?

- Aşk insanın kendini keşfetmesinde ona yardımcı olacak bir duygu durumu. Âşık oldukça ve yaralandıkça büyüyoruz. Bu anlamda tecrübe kazanıyoruz. Kendi hatalarını ve yanlışlarını görüp zaman içinde bunları düzeltiyorsun. 

Çapkın mısınız?

- Çapkın değilim ama biraz şıpsevdiyim. Annem bana hep, “Aşk çocuğusun” der. 

Hiç aldatıldınız mı?

- Evet. Kız arkadaşımın çocukluk arkadaşı vardı. O benim de arkadaşım olmuştu. Sonra çocuk bana gelip sevgilimle birlikte olduğunu söyledi. 

Şimdi var mı hayatınızda biri?

- Hayır yok.

BİR DİZİDE ERKEK OYUNCUNUN SÜREKLİ ÜSTSÜZ GEZMESİNİ KABA BULUYORUM

İlk dizinizden itibaren sizi her projede mutlaka bir üstsüz görüyoruz. Oyuncu da olsanız hangi noktadan sonra sette soyunmak normal hale geliyor?

- İlk ‘Umutsuz Ev Kadınları’ dizisinde bir sahnem vardı. İkinci işimdi. Herkes giyinik, sen çıplaksın. Baktım çalışanların hepsi gülüyor, settekilere, “Siz de üstünüzü çıkarın o zaman” dedim. Bir noktadan sonra olay makaraya dönmeye başlıyor. Bakacak olursan yazın herkes üstünü çıkarıp denize girmiyor mu? Bu da hikâye için gereken bir sahneyse tabii yapılmalı. Ama bir dizide erkek oyuncunun evde sürekli üstsüz gezmesi bana kaba bir hareket gibi geliyor. Bilerek üstünü çıkarıp oradan ilerlemesi çirkin. Sevmiyorum.

YAN ROL OYNAMAK BİR OYUNCUNUN KENDİSİNİ KEŞFETMESİ İÇİN GEREKLİ

‘Kardeş Çocukları’ dizisinde oynuyordunuz. Reytingleriniz iyiyken bir anda bırakıp, ‘Her Yerde Sen’ dizisine başladınız. Bu, başrole geçme egosu muydu?

- Asla. Bence yan rol bir oyuncunun kendini keşfetmesi için gerekli. 

Neden?

- Çünkü başroller senaryo gereği genel hikâyeye bağlı kalmak durumunda, yan karakterler sana özgür olabileceğin daha çok alan sunuyor. ‘Kardeş Çocukları’ndaki karakter edilgen bir hal aldı, istediğim gibi gitmedi, o yüzden ayrıldım.

‘Her Yerde Sen’ iki karakterin tesadüfle kesişen hikâyelerini anlatıyor. Siz tesadüflere inanır mısınız?

- Evet. Bence karşına çıkan her şeyin ve herkesin bir sebebi var. 

Peki, dizideki gibi nefret aşkı tetikler mi?

- Evet ama yorucu bir yerden olur. Peşinde tutkuyu getirir. O da sahiplenmeyi doğurur ve bunu idare edemezsen kavgalar başlar. Geri dönüp yaşadığım ilişkilere baktığımda, ne yaşanmış olursa olsun şimdi hepsine teşekkür ediyorum. Çünkü empati duygumu ve şimdiki beni yarattılar.

HİPERAKTİF SÜRPRİZLİ VE İÇTEN

Trabzonluyum. İstanbul’da doğdum, büyüdüm. Üç erkek kardeşin ortancasıyım. Annem ev hanımı, babam mali ve idari işler müdürüydü. Varlıklı bir aile değildik. Ama birbirimize çok bağlıyızdır.

 Kendimi üç kelimeyle hiperaktif, sürprizli ve içten olarak tanımlayabilirim.

 ‘Hayat Güzeldir’ defalarca izlesem de sıkılmayacağım bir film. Başroldeki karakterin mutsuzluklara karşı olumlu bakışı beni çok etkiliyor. Nuri Bilge Ceylan yönetmen olarak izlemekten en keyif aldığım isim. Oyuncu olarak olgunlaştım ve onunla çalışmayı çok isterim.

İnsanlara dokunmak benim için çok önemli. Negatif enerjimi ve yorgunluğumu atmamın tek yolu arkadaşlarımın dertlerini dinlemek, onlara kendimi anlatmak...

Sıradaki haber yükleniyor...