MEB’den önemli LGS ve PISA kararı: Kontenjanlar azalacak mı, yeni hedef ne?

PISA 2025’te Türkiye’nin üç temel alandaki yükselişinin ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Bratislava’da bir grup gazeteciyle özel bir söyleşi gerçekleştirdi. Başarının perde arkasını ve eğitimde yeni yol haritasını anlatan Tekin; müfredattan sınav sistemine, ailelerin rolünden 2029 PISA hedeflerine kadar birçok başlığı değerlendirdi. Sınavla öğrenci alan liselerin sayı ve kontenjanlarının kademeli olarak azaltılacağını belirten Tekin, PISA’da hedefi, “OECD ülkeleri içinde ilk 5’te yer almak” sözleriyle açıkladı.

SEVİM BÜYÜKTAŞ DEMİR
sevim.demir@posta.com.tr
DÖNÜM NOKTASI 2013’TE BAŞLADI
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’ndaki (PISA) yükselişin, 2013’te dershaneler konusunda atılan adımlarla başladığını belirten Yusuf Tekin, “Eğitim sisteminin başarılı olmasının yolu, üzerindeki vesayet çemberinin kırılmasıydı. Çocuk yıllarca okula gidiyor ama dershaneler her şeyi altı ayda öğreteceğini iddia ediyordu. Bizim mücadelemiz bu vesayeti kaldırmaktı” dedi.
Özel öğretim kurslarının Milli Eğitim müfredatıyla uyumlu hale getirildiğini söyleyen Tekin, “Öğretmenler, okullar ve Milli Eğitim Bakanlığı belirleyici olmaya başlayınca işler yoluna girdi. Hikâyenin asıl özü burası” diye konuştu. Ders kitaplarının mutlaka okutulacağını ve yardımcı kaynak dayatması yapılmayacağını vurgulayan Tekin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Eğitim ve Beceriler Direktörü Andreas Schleicher’ın, “2015’ten sonra Türkiye’nin yaşadığı olağanüstü sıçramayı diğer ülkelere anlatın” dediğini aktardı.

Bakan Tekin, OECD’nin Türkiye’nin eğitim sistemine ilişkin temel eleştirilerinden birinin müfredatın yoğunluğu, diğerinin ise eğitimin bilgi vermeye odaklanıp, bilgiyi beceriye dönüştürmede yetersiz kalması olduğunu söyledi. Öğrencilere ders saatlerinde öğrenebileceklerinden fazla içerik yüklenmesinin öğrenme kayıplarına yol açtığını belirten Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile müfredatın yüzde 35 azaltıldığını ifade etti.
Tekin, “Öğretmen konuyu yetiştirmek için yarım yamalak anlatıyor, sonra öğretmen, okul ve öğrenci başarısız oluyor. Şimdi öğretmenler rahatladı, etkinliklere vakit bulabiliyorlar” dedi. Bakan Tekin, yeni modelde bilgi vermekten çok, bilgiyi beceriye ve gündelik hayatta kullanılabilecek kazanımlara dönüştürmeye odaklandıklarını söyledi.

Bir sonraki PISA uygulamasının 2029’da yapılacağını belirten Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitim alan öğrencilerin bu sınava gireceğini söyledi. Tekin, “Bilgi vermek değil, bilgiyi beceriye, gündelik hayat becerisine dönüştürebilecek bir müfredat oluşturduk. Bu öğrencilerin çok daha başarılı olacağını düşünüyorum” dedi.
OECD Genel Sekreter Yardımcısı Frantisek Ruzicka’nın Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında ilk 5’te görmek istediklerini söylediğini belirten Tekin, “Bizim de asıl hedefimiz OECD ülkeleri içinde ilk 5’te yer almak ve orada kalıcı olmak” diye konuştu. Tekin, PISA’daki başarının, uzun vadede ekonomiye de yansıyacağını belirterek, Ruzicka’nın, “Sizin bu başarınızın sonuçları 10 yıl sonra milli gelirinize katkı olarak geri dönecek” değerlendirmesini de aktardı.

PISA’da okula aidiyet, yalnızlık ve güvende hissetmeye ilişkin bazı göstergelerin OECD ortalamasının altında kalmasını değerlendiren Tekin, sosyal medya ve siber zorbalığa dikkat çekti:
“Çocukların kendilerini güvende hissetmemeleriyle ilgili kırılmalara baktığımızda bunun daha çok sosyal medya ve siber zorbalıkla ilgili olduğunu görüyoruz. ‘Arkadaşlar WhatsApp grubu kurdu, beni almadılar’ ya da ‘Gruptan beni attılar’ gibi örnekler veriyorlar.”

Okul ortamlarının iyileşmesinin de PISA sonuçlarına yansıdığını belirten Yusuf Tekin, ortaöğretimde derslik başına öğrenci sayısının 12-13’e düştüğünü, 660 bin sınıfta etkileşimli tahta bulunduğunu söyledi. Tekin, “2015’ten sonra tırmanışa geçmeye başlıyoruz. Bu kademeli bir yükseliş. Son açıklanan TIMSS verilerini de yanına koyduğunuzda istikrarlı bir yükseliş olduğunu görüyorsunuz” dedi.

Yoğun sınav pratiğinin eğitim sistemini etkilediğini söyleyen Tekin, sıralama sınavlarının oluşturduğu baskının azaltılması gerektiğini belirtti. Yusuf Tekin, “Sınavla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının sayısını ve kontenjanını azaltmamız gerekiyor. Burada kademeli bir politika takip ediyoruz” dedi.
LGS ve YKS sonuçlarıyla PISA verilerinin karşılaştırılmasını da eleştiren Tekin, “Elmayla armudu nasıl karşılaştırıyorsunuz? ‘Orada uyum yok, başarısızlık var’ demek bence çok insaflı bir eleştiri değil” ifadesini kullandı.

PISA’ya katılan okulların özellikle seçildiği yönündeki iddialara yanıt veren Yusuf Tekin, Türkiye’nin kapsamdaki bütün okulların listesini OECD’ye verdiğini belirtti. Mesleki ve teknik liseler, imam hatipler ve özel okulların öğrenci dağılımındaki payları oranında örneklemde yer aldığını anlatan Tekin, “Deprem bölgesinden iller de, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerdeki okullar da var. Okulları da öğrencileri de OECD belirledi. Biz hiçbir şekilde karışmadık, zaten müdahale etme yetkimiz yok” dedi.
Öğrencilerin sınav tarihine yakın belirlendiğini söyleyen Tekin, “Araştırmaya katılacak öğrencileri biz de bilmiyorduk. Özel bir ilgi ya da erişim olmasın diye OECD öğrencileri sınava yakın seçti” diye konuştu.

Bundan sonraki dönemde ailelerin eğitim sürecine doğru biçimde katılmasına odaklanacaklarını belirten Tekin, veli ilgisinin bir önceki PISA döngüsüne göre dünya genelinde 6 puan azaldığını söyledi. Bakan Tekin, “Aile okul seçiyor, öğretmen seçmeye ve seçtiği öğretmeni yönetmeye çalışıyor. Biz ‘Aileler ilgi göstersin’ derken 'Okulu yönetsinler' demiyoruz. Öğretmenle iş bölümü yapmalarını ve okulda verilen eğitimi tamamlamalarını istiyoruz” diye konuştu.
Ailelerin çocukların eğitim ve meslek tercihlerindeki baskısına da dikkat çeken Tekin, “Çocukları biraz özgür bırakalım. Kendi yetenek ve becerilerine göre en iyi yapabilecekleri, en çok istedikleri mesleği seçsinler. Kendi yeteneklerini keşfetmek yerine anne, baba ya da mahalle baskısının etkisinde kalmasınlar” dedi.