32 yıllık kariyerinin en özel gecesi oldu! Mustafa Sandal: 90'lar abartılmıyor, az bile övülüyor

Yaşarken saygı konseri görmek herkese nasip olmaz. Mustafa Sandal’a yakışan görkemli bir geceydi. Türkiye’nin sevilen isimleri onun şarkılarını söyledi, sahne onun için kuruldu. O anlarda gurur gözyaşlarını tutamadı. Hem bu unutulmaz konseri hem de yıllara yayılan müzik yolculuğunu konuştuk.

ALEV GÜRSOY CİMİN
‘Mustafa Sandal saygı’ konserinde 30 sanatçı senin şarkılarını söyledi. Sahneden kendine bakmak nasıl bir histi?
Saygı1 konseri, son 32 yıldır yaşadığım en gurur verici ama bir o kadar da ilginç bir gece oldu. Sahneye çıkıp şarkı söylemeye alışkın olduğum için bu kez seyircilerin arasında oturup izlemek farklı bir deneyim oldu. Elbette, çok gururlandım. İnsan geçmişe dalıyor, “Vay be neler yaşamışız” diyor, bir yandan da özellikle genç müzisyenlerin senin yolundan gittiğini söylemesi ve buna şahit olmak ayrı bir heyecan veriyor. Çok emek vermişler sağ olsunlar.
O gece gözyaşlarını tutamadın. Seni en çok hangi an vurdu?
Aslında, o an bir duygu patlaması oldu. Düşünsene 12.500 kişi günler, haftalar öncesinden biletlerini satın almış salon hınca hınç dolu ve birbirinden kıymetli müzisyenler senin şarkılarını söylüyor, sana olan duygularını ifade ediyor. Gurur gözyaşları döktüm.
Genelde sanatçılar öldükten sonra kıymet verilir ama yaşarken bunu görmek ne hissettirdi?
Yaşarken yapsınlar tabii, ben görmedikten sonra ne anlamı var. Öncelikle, yaşarken bana o duyguları yaşatan Oğuzhan Uğur ve ekibine, kendi ekibime ama en çok da müzikseverlere minnettarım. Umarım, daha çok meslektaşım öyle geceler yaşar, kıymeti bilinir. Tüm gerçek sanatçılara yaşarken kıymet verelim.
“32 yıllık kariyerimde en güzel geceydi” dedin. Neden bu kadar özel?
Aslında yola 1992’de başladım. 34 yıl. Ajda Pekkan’a verdiğimiz şarkıyla başlayıp, onlarca sevdiğiniz isme verdiğim şarkılarla devam eden bir süreç. Ama sizler beni 1994’de kendi söylediğim şarkılarla tanıdınız. 32 yıl oldu. Ve ben saygı gecesini o 32 yılın bir taçlandırma akşamı olarak değerlendiriyorum. Güzel bir enerji vardı. Hepsi, haftalarca emek vermiş ve isteyerek, severek, kalpten gelmişlerdi oraya. O yüzden kıymetliydi.

ANAHTAR KELİMEM SAMİMİYET
90’lardan bugüne hâlâ zirvedesin. Bunun sırrı ne?
Evdeki Mustafa ne hissediyorsa, nasılsa, ekran karşısında gördüğünüz Mustafa da aynı. Hayat duruşumdaki samimiyeti, şarkılara da yansıtmaya çalıştım. Ne mutlu ki, yansımış ve sen bana bu güzel sözleri hâlâ söyleyebiliyorsun. Bir sanatçı başka ne ister ki! Benim anahtar kelimemdir “samimiyet”. Sanırım budur sırrı.
90’lar gerçekten efsane miydi? Yoksa biz mi abartıyoruz?
Bence az bile övüyorsunuz. (Gülüyor) Bizim o yıllardaki tek derdimiz daha iyisini, daha güzelini yapmaktı. Rekabet vardı ama müzikal tatlı bir rekabetti. Mesela; Mirkelam ‘Her Gece’yi yaptığında oturup kötü hisler beslemedim, ertesi gün stüdyolarına koşup “Ne yaptınız siz, muhteşemsiniz” dedim. Sonra o tatlı hırsla gidip ‘Araba’yı yazdım. 90’ların şarkılarında gerçeklik ve samimiyet vardı.

HİÇBİR ZAMAN STARLIK PEŞİNDE KOŞMADIM
90’ların yıldızı olmak mı daha zor, bugünün yıldızı olmak mı?
Starlık, yıldızlık bugüne kadar hiç peşinde koştuğum şeyler olmadı benim. Halkımız sağ olsun o yakıştırmaları yaptı. Güzel şarkılar yapalım ve insanlar beğensin diye çok çalıştım. Tabii, müzisyen arkadaşlarım ve ekibimin katkılarıyla. Ve sonuç beni buralara getirdi. Halka minnettarlık ve Yaradan’a şükür dışında bir düşüncem yok.

BEN HEP AYNI MUSTİ’YİM SADECE DAHA TECRÜBELİYİM
Yıllar geçiyor ama sahnedeki enerjin hiç düşmüyor. Bunun sırrı ne?
Onu ben de anlamıyorum. (Gülüyor) Şimdi konserlerde seni belki defalarca izlemiş bir kitle var ama ilk kez canlı gören, izleyenler de oluyor. Ve onlara şarkılardaki ve şovumuzdaki aynı duyguları ve enerjiyi yaşatmak zorundasın. Normal hayatımdaki pozitif enerjimi sahnede insanlara sunuyorum.
50’lere yaklaşırken aynı form, aynı sahne gücü… Nasıl koruyorsun bunu?
50’lere yaklaşmadım, çoktan geçtim bile. Bunu iltifat olarak algılıyorum. (Gülüyor) Hayatı pozitif yaşıyorum, kendimi gereksiz şeyler için üzmüyorum. İnsanların ilgi ve alakasına layık olmaya çalışıyor ve öyle yaşıyorum.
‘Musti’ hâlâ aynı Musti mi, yoksa içeride çok şey değişti mi?
İlk gün tanıdığınız Musti gibiyim. Neleri seviyorsanız hâlâ aynı. Sadece daha tecrübeliyim.

HİÇ AĞIR BİR BEDEL ÖDEMEDİM
Başarının bedelini neyle ödedin?
Çok dramatik bir bedel ödemedim. Benim yaşam tarzım bir şöhret ya da starlık üzerine kurulu değil. Ben normal Mustafa olarak yaşıyorum, benzinlikten suyumu, bisküvimi de alıyorum, gidip arkadaşlarımla yemeğimi de yiyorum. Çocuklarımla zaman geçiriyorum.
Bugün neden eskisi gibi kalıcı hitler çıkmıyor?
Gençlere de haksızlık etmeyelim. Onlar da ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Belki, bazıları sosyal medyayı daha fazla dikkate alıp, kalıcı işler yapmaktan uzaklaşıyor olabilirler ama ara ara kulağıma güzel tınılar gelmiyor da değil.
Yapay zeka müziği tehdit mi ediyor yoksa yeni bir kapı mı açıyor?
Bence kötüye kullanılırsa, gerçeklikten koparsa büyük tehdit. Şimdi, “ağaç, kuş, aşk” temalı bir şarkı yap diyorsun aranjesi hazır, vokali hazır şarkı yapıyor. Teknoloji elbette faydalı, biz de belki bir gün kullanabiliriz ama gerektiği ölçüde ve gerçek duygulardan kopmadan yapmak önemli.
Sen yapay zekayla şarkı yapar mısın?
Ben yapmam da başkası yaparsa dinleriz. (Gülüyor)

MELİS’İMLE ÇOK MUTLUYUZ
Çocukların seni nasıl bir baba olarak tanımlar?
Bunu onlara sormak lazım. Evlatlarımla çok özel baba oğul ilişkimiz var. Çok fazla ve çok kaliteli zaman geçiriyoruz. Sohbetlerimiz, birlikte spor yapmamız, maç izlememiz hangisini anlatsam? Onlarla olabildiğince hatıra biriktirmeye çalışıyorum. Benim babamla çok fazla anım, vay be neydi o günler dediğim fazla hatıram olmadı. Yaman ve Yavuz’la çok anı biriktiriyoruz. Bu da beni çok mutlu ediyor.
Aşk hayatında bugün nasıl bir yerdesin? Evlilik nasıl gidiyor?
Melis’imle çok mutluyuz. Ben bir şeyi ilk defa gördüğümde tecrübe ettiğimde eğer o yanımda değilse eksik kalıyor gibi hissediyorum. Onunla paylaştıkça daha anlamlı hale geliyor her şey.
Bugün 20 yaşında olsan bu sektöre girer miydin?
10 defa daha dünyaya gelsem yine müziği seçer ve bu işi yapardım. Müzikte başarılı olamasaydım, kayak hocalığı yapardım. Biliyorsun, aynı zamanda milli bir kayakçıyım ama müzikten asla vazgeçmezdim.
Hikayen bitti mi yoksa asıl şimdi mi başlıyor?
Dur Alev daha yeni başlıyoruz.