90'ların efsanesi 'Of Aman Nalan' yıllar sonra sessizliğini bozdu: 'Biz çok safmışız'
90’lı yıllara damga vuran ‘Of Aman Nalan’ı ne kadar özlediğinizi biliyordum, ben de kapısını çaldım. Yıllardır gözlerden uzak bir hayat süren Nalan; 90›ların masumiyetini, unutamadığı anılarını, müzik sektörüne dair kırgınlıklarını ve içindeki Nalan’ı anlattı. Sevenlerine de güzel haberi verdi; o çok özlenen sesi daha çok duyacağız.

90’lı yıllara damga vuran ‘Of Aman Nalan’ı ne kadar özlediğinizi biliyordum, ben de kapısını çaldım. Yıllardır gözlerden uzak bir hayat süren Nalan; 90›ların masumiyetini, unutamadığı anılarını, müzik sektörüne dair kırgınlıklarını ve içindeki Nalan’ı anlattı. Sevenlerine de güzel haberi verdi; o çok özlenen sesi daha çok duyacağız.

ALEV GÜRSOY CİMİN
alev.gursoy@posta.com.tr
90’lar denince akla gelen ilk isimlerden birisin. Peki ‘Of Aman Nalan’ nasıl doğdu?
İlk duyduğumda bana da sıra dışı gelmişti... Aslında tamamen tesadüf diyebilirim. Aysel Gürel’in sözlerini yazdığı “Of Aman” şarkısını okudum. O dönemde albüm hazırlıkları sürüyordu ve şarkıyı benden önce birkaç kişi seslendirmişti ama istenen hava yakalanamamıştı. Ben okuyunca şarkı bambaşka bir kimlik kazandı. Sonra bir televizyon programına konuk oldum. Sunucu program öncesi menajerime “Nasıl anons edelim?” diye sorunca, o da şarkının etkisiyle “Of Aman Nalan” demiş. Canlı yayında beni öyle tanıttılar.
Sen nasıl hissetmiştin o an?
İlk duyduğumda ben de şaşırdım, hatta biraz garipsedim. “Bu da nereden çıktı?” dedim ama izleyici sevdi. Sonra da o isim üzerime yapıştı. Aradan yıllar geçti ama hâlâ herkes beni “Of Aman Nalan” olarak biliyor.
“Of” deyince insanın aklına biraz bıkkınlık, sıkılmışlık da geliyor... Bundan tereddüt etmiş miydin?
İlk zamanlar pek sevemedim açıkçası. Kelimelerin enerjisine inanan biriyim; pozitif ve negatif taraflarını çok düşünürüm. “Of” kelimesi de bana biraz olumsuz geliyordu. Hatta çocukluğumdan beri ismimi bile sorgulamışımdır. Anneme, “Bana neden Nalan adını koydunuz?” derdim. O da “Yazılışı çok güzel diye” der, gülerdi. Annemin adı Sevinç, gerçekten çok neşeli bir kadındır. Ben de Nalan’ım. Hayatım boyunca biraz duygusal oldum. (Gülüyor)

Sosyal medya ile aran nasıl?
Çok ileri düzeyde değil. En rahat kullandığım mecra Instagram. Açıkçası bana yetiyor da. TikTok’a mesafeliyim. Çünkü bana göre bir yer değil. Hatta hesabım bile yok. Benim adıma açılmış bir hesap varsa da bana ait değildir.
Neyi rahatsız ediyor seni?
Kimseyi eleştirmek istemem ama sistemin kendisi bana çok tuhaf geliyor. Sürekli hediye gönderin, para gönderin mantığını da o paraların nereden geldiğini de anlayamıyorum. Sanki ‘modern dilenciliğe’ benziyor. İnsanları kastetmiyorum ama sistem bana dilenciliği çağrıştırıyor.
Bugün insanların en büyük derdi ne sence?
Para. Herkes daha çok para kazanmanın peşinde. Ama bir yerden sonra sadece para da insanı mutlu etmeye yetmiyor. Bence önemli olan dengeyi kaybetmemek.
Senin dünyanda para çok önemli mi?
Eğer hayatımın merkezinde para olsaydı, bugün beni çok farklı yerlerde görürdünüz. Ben işimi yapıyorum, sahneme çıkıyorum, sonra da kendi hayatıma dönüyorum.

Bir ortaya çıkıyorsun, sonra uzun aralar veriyorsun, dinleyicini hep özletiyorsun. Neden?
Aslında öyle görünse de müzikten hiç kopmadım. 2014’e kadar düzenli olarak albüm çıkardım. Bir de bazı şarkılar var ki yıllar geçse de yaşamaya devam ediyor. “Yaralandım” mesela, 1997’de çıktı ama bugün hâlâ dillerde. Bu da bir sanatçı için büyük mutluluk.
“Yaralandım”ın sırrı ne sence?
O şarkının yeri bende çok ayrı. Çocukluğumdan beri Orhan Gencebay hayranıyım. Şarkılarıyla büyüdüm, duygusuyla beslendim. “Yaralandım”ı yaparken de biraz o ruh vardı içimde. Hep bir Türk filmi tadında, kalplere dokunan bir şarkı hayal etmiştim. Sanırım bu yüzden yıllardır seviliyor.
90’ları özlüyor musun?
Yılları değil, o dönemin saflığını özlüyorum. Biz gerçekten çok safmışız. Hayata yeni adım atmış çocuklardık. Şimdiki gençler daha bilinçli.
Ne konuda daha bilinçliler?
Özellikle para kazanma ve kendilerini duyurma konusunda. Biz para kazanmayı bilmiyormuşuz meğer. Yeni nesil müzik sektöründeki tekeli kırdı. Kendi müziğini yapıyor, yayınlıyor, milyonlara ulaştırabiliyor. Bu açıdan bizden çok daha öndeler.

Yapay zekâ hakkında ne düşünüyorsun?
Karşı değilim ama gerçek solistin kendi sesini yapay zeka ile klonlayıp sunmasına karşıyım. Yoksa yapay zeka müziğini ben de kullanıyorum ve seviyorum. Ama gerçek bir yorumcunun yerini tutmayacağını düşünüyorum. Açıkçası bazı meslektaşlarım konusunda hayal kırıklığı yaşadım. Kendi seslerini yapay zekâyla üretilmiş işlerde kullanıp bunu gerçekmiş gibi sunanlar var.
Senin sesini de yapay zekâyla klonlamışlar...
Evet, denediler ama olmadı. Dinliyorum, “Bu ben değilim” diyorum. Benim nerede nasıl yorum yapacağımı, hangi duyguyu vereceğimi yapay zekâ tahmin edemiyor.
Müzikte seni farklı kılan neydi?
Ben çıktığım dönemde popla Türk müziğini buluşturdum. O zamanlar buna burun kıvıranlar da vardı ama sonrasında pek çok kişi aynı yoldan yürüdü. Biz aslında bu ülkeye ait, kendine özgü bir tarz yarattık.
Gelecek tamamen dijital mi olacak sence?
Sanmıyorum. Bir süre sonra insanlar yine gerçeği özleyecek. Canlı performansı, sahneyi, gerçek müziği... İleride gerçek olana dönüş yaşanacak. Yani eskiye dönüş kaçınılmaz.

90’lar deyince senin gözünün önüne ne geliyor?
Ben yıllardan çok kokuları hatırlıyorum. Eski kullandığım bir parfümü duyayım, bir anda yıllar öncesine gidiyorum. Müzik konusunda ise biraz mesafeliyim. Beste yaptığım için çok fazla müzik dinlememeye çalışıyorum. Etkilenmek istemiyorum çünkü.
Başka sanatçıları takip etmiyor musun yani?
Elbette duyuyorum ama kendimi kimseyle kıyaslamıyorum. Çünkü benim yaptığım müzik başka bir yerde duruyor. Zaten hiçbir zaman rekabet duygusuyla hareket etmedim. Tarz olarak da zaten rakibimin olmadığını düşünüyorum. Ben hep kendi yolumda yürüdüm.

Hiç evlenmek istemedin mi?
Benim için evlilik çocuk demek. Çocuk olmayacaksa evliliğin de bir anlamı yok diye düşündüm. O yüzden hayatım boyunca bu konuda çok istekli olmadım.
Aşk konusunda da seçici misin?
Çok! Aşık olduğum insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Zaten bugün yaşananların çoğuna da aşk demiyorum.

Modayı takip etmediğini söylüyorsun. Oysa bir dönem sen moda yaratıyordun...
Evet, işin komik tarafı da bu. Ben modayı değil, ruhumu takip ettim. 19 yaşında bir genç kızdım. Kadınsı olmayı hiç sevmedim. Tokalara, boncuklara bayılıyordum. Herkes saçımı farklı yaptırmamı isterken annem bana, “Sen genç kızsın, saçına boncuk taktır” dedi. Ben de onu dinledim. Ve o boncuklar bir dönemin modası oldu... Menajerimden çevremdeki insanlara kadar herkes boncukluydu.
Bugünkü sahne kıyafetleri çok tartışılıyor. Sen nasıl bakıyorsun?
Açıkçası biraz ikiyüzlülük görüyorum. Dünya starları çok daha iddialı sahne kostümleriyle geliyor, kimse bir şey demiyor. Bizde biri benzer bir şey yaptığında günlerce konuşuluyor.

