Ağrılı egzama ve sedefin kökünü kurutuyor! 1 damlası bile yetiyor, cildi yumuşacık yapıyor! 10 yaş gençleştiren bakım

Toplumda yüzde 1-3 oranında görülen, deride kırmızı, kabarık ve üzeri sedef beyazı kabuklarla kaplı deri keşfetmek ile tanımlanan sedef hastalığı, bulaşıcı olmamasına rağmen değişik hastalıkları tetikleyebiliyor. Bu hastalıktan korunmak için ise dikkat edilmesi gerekenler ve doğal çözüm yolları bulunuyor. İşte sedeften ve egzama belasından kurtulmanın yolları!

Romatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Bünyamin Kısacık ile Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fatma Elif Yıldırım, sedef hastalığı ve sedef romatizmasını değerlendirdi.

Prof. Dr. Kısacık, sedef hastalığının gerçekten çok zor cilt hastalığı olduğunu, vücudun her tarafını etkileyebildiğini belirterek, “Ancak bizim için bu hastalığın farklı tarafı sedef hastalığının romatizmaya neden olabilmesidir. Sedef hastalarında ortalama 5-7 yıl sonrasında sedef romatizması gelişebilir” dedi.

Hastaların büyük kısmında önce sedef hastalığı, sonra romatizma gelişirken bir kısmında ise önce romatizma sonra sedef ya da eş zamanlı iki durum bir arada ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kısacık, şöyle konuştu:

“Bu hastalık herkeste romatizmaya neden olmuyor. Ancak farklı coğrafyalarda yapılan çalışmalarda sedef hastalarının yaklaşık yüzde 20 kadarında sedef romatizması gelişebildiği anlaşılmıştır. Sedef romatizmasına yatkın sedef hastaları, özellikle saçlı deride sedefi olan hastalar ve tırnaklarında sedef tanılarına rastlanan kişilerdir.”

TANI VE TEDAVİSİ
Sedef ve romatizma var ise bu hastaların sedef romatizması tanısı aldığını anlatan Prof. Dr. Kısacık, “Bazı kişilerde önce romatizma sonra sedef ortaya çıkmaktadır. Bu teşhiste romatoloji uzmanının tecrübesi önemlidir. Uygun eklem tutulum şekillerine göre tanı konmaktadır” ifadelerini kullandı.

Sedef romatizması tedavisinin ekip işi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kısacık, şöyle devam etti:
“Bazı hastalarda sedef hastalığı baskınken bazı hastalarda ise romatizma daha baskındır. Bu yüzden dermatoloji ve romatolojinin iş birliği büyük önem taşımaktadır. Hastalar sıklıkla birlikte değerlendirilmekte ve tedaviye ortak karar verilmektedir.

Tedavide uluslararası kılavuzların önerdiği yol şu şekilde sıralanabilir:
‘Hastaların hastalığı ve gidişatı konusunda bilgilendirilmesi’, ‘Sedef hastalığına eşlik eden diğer hastalıkların kontrolü’, ‘Kilo kontrolü ve egzersiz’, ‘Sedef romatizmasının tutulum yerine planlanan ilaç tedavisi’. 2000’li yılların başından itibaren ilaç tedavilerinde çok önemli değişiklikler oldu. Biyolojik tedavi dediğimiz çok etkili ilaç tedavileri kullanmaya başladık. Farklı tedavi alternatifleri hem sedef hastalığına hem de sedef romatizmasını çok etkili ve hızlı olarak tedavi edebilmektedir. Sedef ve sedef romatizması hastalarının tüm sorunlarına ekip olarak yaklaşmaya ve en doğru tedaviyi verme çabamıza devam edeceğiz.”

SEDEF HASTALIĞI HER YAŞ GRUBUNDA ORTAYA ÇIKABİLİR
Doç. Dr. Fatma Elif Yıldırım ise sedef hastalığının çocukluk döneminde daha nadir görülmekle birlikte her yaş grubunda ortaya çıkabildiğine vurgu yaptı.
Hastalığın kesin nedeninin henüz bilinmediğini, ancak ortaya çıkmasında hem genetik hem de çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığına işaret eden Doç. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sedef hastalığı görünür lezyonları nedeni ile hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde bozabilmektedir. Yapılan araştırmalar sedef hastalığının hayat kalitesini diyabet (şeker hastalığı), tansiyon ve kalp hastalıklarına kadar yol açabildiğini göstermiştir. Özellikle el, ayak, saçlı deri, genital bölge gibi fonksiyonel öneme sahip bölgelerde görülen deri lezyonları hastaların yaşam kalitesini daha fazla bozabilmektedir. Görünür bölgelerde olan lezyonlar bulaşıcı sanılıp hastalar toplum tarafından damgalanabilmektedir. Bu da zaten daha hassas kişilik yapısına sahip sedef hastalarını psikolojik açıdan daha fazla etkileyebilmektedir. Yani sedef hastalığı strese sebep olmakta, stres de sedef hastalığını tetikleyerek psikolojik hastalıklarla sedef hastalığı arasında çift yönlü bir etkileşim oluşturmaktadır.”

SADECE DERİYİ İLGİLENDİRMİYOR
Günümüzde sedef hastalığına eşlik edebilen çok sayıda hastalığın tespit edilmesinin aslında sedefin sadece deriyi ilgilendirmekle sınırlı kalmayan sistemik bir hastalık olduğu görüşünü desteklediğinin altını çizen Doç. Dr. Yıldırım, şunları kaydetti:
“Yaygın deri hastalığı olan sedef hastalarında kalp ve damar hastalıkları, kalp krizi, şeker hastalığı gibi sistemik hastalıklara yakalanma riski maalesef daha yüksektir. Sedef hastalığı nadiren ‘Eritrodermik’ ve ‘Püstüler’ formları ile hayati tehlike oluşturabilmektedir. Kesin bir tedavisi bulunmayan sedef hastalığının semptomları, uygun yöntemler ile kontrol altına alınarak, uzun süreli iyilik hali sağlanabilmektedir.

Sedef hastalığı tedavisini planlarken cilt hastalıkları uzmanının yanı sıra farklı uzmanlık dallarının bir arada tedaviye karar vermesi tedavi başarısını artırmaktadır. Özellikle sedef hastalarında gözlenebilen eklem tutulumu ki buna sedef romatizması (psoriatik artrit) da denilmektedir dermatolog ve romatolog iş birliğini tedavide son derece önemli kılmaktadır.”

SEDEF HASTALIĞI İYİLEŞİR Mİ?
Sedef hastalarının hekimlerine yönelttiği en merak edilen sorunun “Sedef hastalığım iyileşir mi?” sorusu olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yıldırım, bu sorunun kesin bir yanıtının bulunmadığını ifade etti.
“Kesinlikle yanlış diyebileceğimiz yanıtlar arasında ‘yaşam boyunca devam eder’ ve ‘verdiğim tedavi ile yüzde 100 iyileşir’ değerlendirmelerinin bulunduğunu bildiren Doç. Dr. Yıldırım, hastalık seyrinin hastadan hastaya değişkenlik gösterdiğini belirtti.
Doç. Dr. Yıldırım, “Kimi hastada sedef hastalığı tamamen kaybolabilmekte, kimi hastada ise ara ara alevlenme ara ara iyileşme dönemleri ile seyredebilmektedir” uyarısında bulundu.

Sedef hastalığının tedavisi nasıl yapılır
Sedef hastalığı tedavisine karar verirken hastalığın şiddeti ve sedefin hasta yaşam kalitesi üzerine etkisinin belirlenmesinin son derece önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Genellikle vücudun yüzde 10’undan daha azında lezyonlar bulunmakta ise krem tedavileri uygulanmaktadır. Ancak hastanın yaşam kalitesini etkileyen el, ayak, genital bölgelerinde lezyon var ise veya krem tedavileri ile hiç düzelme sağlanamamışsa hastalarda krem tedavisinin yanı sıra sistemik tedavi olarak adlandırdığımız ilaçlar ve iğneler tedavide kullanılabilmektedir. 2000’li yılların başında geliştirilen biyolojik tedavi olarak adlandırdığımız ilaçlar ile son zamanlarda sedef hastalığı daha az yan etki ile daha etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Tabi tedavi planı yapılırken hasta ile her hastaya göre farklı şekilde tedavi planı belirlenmektedir. Yine tedavi planlanırken daha önce de belirttiğim gibi eklem tutulumunun romatoloji uzmanı birlikte değerlendirilmesi son derece önemlidir.”

SEDEF HASTALARININ DİKKAT ETMESİ GEREKEN KONULAR
Doç. Dr. Yıldırım, sedef hastalarının tansiyon, kalp hastalıkları ve şeker hastalığına daha yatkın olmaları nedeni ile beslenmelerine dikkat etmelerinin çok önemli olduğunu söyledi.
Hastaların kesinlikle yememesi gereken bir besin olmamakla birlikte sağlıklı beslenmelerinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, uyarılarını şöyle sıraladı:
“Aşırı kilo alımından kaçınmaları gerekmektedir. Kilo artışı sedef hastalığını şiddetlendirebildiği gibi sedef hastaları kilo almaya daha yatkındır. Bu nedenle fast food, karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden hastaların kaçınması gerekmektedir. Alkol ve sigara kullanımı sedef hastalığını şiddetlendirmektedir. Bazı ilaçlar sedef hastalığını şiddetlendirebildiği için ilaç kullanımına son derece dikkat edilmelidir. Sedef hastalığını tetiklediği düşünülen ilaçlar arasında sistemik alınan kortizon, lityum, bazı tansiyon ilaçları, mantar tedavisinde kullanılan ilaçlar ve aspirin bulunmaktadır. Beta hemolitik streptokok enfeksiyonları gibi bazı enfeksiyonlar hastalığı şiddetlendirmekte veya tetikleyebilmektedir. Bu nedenle el yıkama gibi genel hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.”

SEDEF VE EGZAMAYA İYİ GELEN YAĞLAR
Sedef hastalığı, ciltte kızarıklık, pullanma ve kaşıntıya neden olan kronik bir cilt hastalığıdır. Bu rahatsızlık, cilt hücrelerinin normalden daha hızlı çoğalması sonucu ortaya çıkar. Sedef hastalığının kesin bir tedavisi olmasa da, semptomları hafifletmek ve cildi rahatlatmak için doğal yağlar etkili olabilir. İşte sedef hastalığına iyi gelen bazı doğal yağlar:

ÇAY AĞACI YAĞI
Çay ağacı yağı, güçlü anti-enflamatuar ve antibakteriyel özelliklere sahip bir yağdır. Bu özellikler, sedef hastalığına bağlı olarak gelişen iltihabı ve enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca, çay ağacı yağı cildi nemlendirir ve kaşıntıyı hafifletebilir. Çay ağacı yağını doğrudan etkilenen bölgeye uygulayabilir veya taşıyıcı bir yağla seyrelterek kullanabilirsiniz.
HİNDİSTANCEVİZİ YAĞI
Hindistancevizi yağı, cildi derinlemesine nemlendirir ve cilt bariyerini güçlendirir. İçerdiği laurik asit, antimikrobiyal özelliklere sahiptir ve cildi enfeksiyonlara karşı korur. Sedef hastalığına bağlı kuruluk ve pullanmayı azaltmak için hindistancevizi yağını doğrudan cilde uygulayabilirsiniz. Ayrıca, bu yağ, cildin elastikiyetini artırır ve iltihabı hafifletir.

ZEYTİNYAĞI
Zeytinyağı, E vitamini ve antioksidanlar açısından zengin bir yağdır ve cildi nemlendirme, iltihabı azaltma özellikleri ile bilinir. Sedef hastalığının neden olduğu kuruluğu ve kaşıntıyı hafifletmek için zeytinyağını doğrudan etkilenen bölgeye sürebilirsiniz. Zeytinyağı, cilt üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturur ve cildin yumuşak kalmasına yardımcı olur.
JOJOBA YAĞI
Jojoba yağı, ciltle uyumlu yapısı sayesinde hızla emilir ve cildi nemlendirir. Anti-enflamatuar özellikleri ile sedef hastalığının neden olduğu kızarıklık ve tahrişi azaltabilir. Jojoba yağı, cildin doğal yağ dengesini korumaya yardımcı olur ve cildi yatıştırır. Bu yağı doğrudan cilde uygulayarak sedef semptomlarını hafifletebilirsiniz.

ARGAN YAĞI
Argan yağı, yüksek E vitamini ve esansiyel yağ asitleri içeriği ile cildi besler ve nemlendirir. Sedef hastalığına bağlı olarak ciltte oluşan kuruluk ve tahrişi hafifletmek için argan yağı etkili bir seçenektir. Anti-enflamatuar özellikleri sayesinde ciltteki iltihabı azaltabilir ve cilt bariyerini güçlendirebilir.
LAVANTA YAĞI
Lavanta yağı, rahatlatıcı ve yatıştırıcı etkileri ile bilinir. Sedef hastalığına bağlı olarak ciltte oluşan tahrişi ve kaşıntıyı hafifletmek için lavanta yağı kullanılabilir. Ayrıca, lavanta yağı, cildi nemlendirir ve iltihabı azaltır. Bu yağı taşıyıcı bir yağla seyrelterek cilde uygulayabilir veya banyo suyuna birkaç damla ekleyebilirsiniz.

KUŞBURNU YAĞI
Kuşburnu yağı, zengin antioksidan içeriği ve cilt yenileyici özellikleri ile bilinir. Sedef hastalığına bağlı cilt lekelerini ve izleri hafifletmek için kullanılabilir. Ayrıca, cildin nem dengesini korur ve iltihabı azaltır. Kuşburnu yağını doğrudan cilde uygulayarak bu faydalardan yararlanabilirsiniz.
NANE YAĞI
Nane yağı, serinletici ve yatıştırıcı etkileri ile ciltteki kaşıntı ve tahrişi hafifletebilir. İçerdiği mentol, cilde ferahlık verir ve iltihabı azaltır. Nane yağını taşıyıcı bir yağla karıştırarak cilde uygulayabilir veya banyoda kullanabilirsiniz.

AVOKADO YAĞI
Avokado yağı, cilt sağlığı için gerekli olan vitaminler ve yağ asitleri açısından zengindir. Bu yağ, cildi derinlemesine nemlendirir ve sedef hastalığının neden olduğu kuruluğu azaltır. Ayrıca, avokado yağı, cilt hücrelerini yenilemeye yardımcı olur ve cilt bariyerini güçlendirir.
Sedef hastalığına iyi gelen doğal yağlar, semptomları hafifletmek ve cildi rahatlatmak için etkili bir yol sunar. Çay ağacı yağı, hindistancevizi yağı, zeytinyağı, jojoba yağı, argan yağı, lavanta yağı, kuşburnu yağı, nane yağı ve avokado yağı gibi yağlar, sedef hastalığının neden olduğu iltihap, kuruluk ve kaşıntıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. Bu yağları kullanmadan önce, herhangi bir alerjik reaksiyon riskini önlemek için cildinizin küçük bir bölgesinde deneme yapmanız önerilir. Sedef hastalığına yönelik doğal tedavi yöntemlerini kullanmadan önce bir dermatoloğa danışmanız önemlidir.
