Asıl etkisi daha hissedilmedi! Otomotivden inşaata kötü haber: Savaş bitse de fiyatlar düzelmez

Orta Doğu'daki savaş nedeniyle petrokimya sektöründe arz-talep dengesi bozuldu. Vurulan ve üretimi sonlandıran tesislerin tekrar faaliyete geçmesi aylar sürecek. Fiyattan çok tedarik konusuna dikkat çeken Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz, “Savaş bugün bitse bile etkisinin azalması 6 ay sürecektir. 3 aydan sonra normale dönmeye başlar ama etkilerini 6 ay, hatta sene sonuna kadar yaşayabiliriz” dedi.

Bilal Emin TURAN / POSTA
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının üzerinden tam 1 ay geçti. Enerjinin şah damarı Hürmüz Boğazı günlerdir kapalı. Karşılıklı saldırılar sonucunda petrol üretim ve depolama tesisleri vuruldu. Petrol kuyularındaki basınç düştü. Dünya doğalgaz ve petrolünün yüzde 20’sini karşılayan bölgenin geleceğiyle ilgili belirsizlik her geçen gün artıyor. Barış umutlarının yerini maalesef haftalarca sürecek çatışma olasılığı almış durumda. 110 dolara dayanan petrol fiyatları bir taraftan enerji maliyetlerini, dolaylı olarak A’dan Z’ye her şeyin fiyatını artırırken diğer yandan tedarik zinciri kırılmak üzere.

Orta Doğu’da tansiyonun tam da zirve yaptığı ve enerji krizinin derinleştiği böyle bir dönemde Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz’le bir araya geldik. Tatlısöz süreci şöyle özetledi:
“Burada ilk kriz tedarik zinciriyle ilgili konulardan dolayı başladı. Önce gemiler çıkamadı. Sonra çıkan gemiler az ürün gönderdi. Sonra rafineriler üretemedi. İlk önce oradaki üretim durdu çünkü üretti, üretti ve gemi çıkamayınca tankları boşaltamadı, ardından üretimi durdurdu. Bir rafinerinin tekrar çalışması için, bir hafta dursa bile bir aylık süre geçmesi gerekiyor.”

Üretimi duran ve vurulan rafineriler nedeniyle arz-talep dengesinin bozulduğuna işaret eden Tatlısöz, “Savaş bugün bitse bile etkisi 6 ay sürecektir. 3 ayı daha optimist görüyorum. 3 aydan sonra normale dönmeye başlar ama etkilerini 6 ay, hatta sene sonuna kadar yaşayabiliriz” dedi. Konunun sadece petrol fiyatının artması veya düşmesi olmadığını aktaran Tatlısöz, “O kullanılamaz hale gelen tesislerin dünya ekonomisi üzerinde yaratacağı önemli bir risk var. Mesela şu anda Asya pazarında (Bangladeş, Filipinler gibi) dizelle başlayan bir yokluk var. Bunun etkisi diğer ürünlere silsile halinde geliyor” diye konuştu.

Savaş başladığından bu yana petrol fiyatlarındaki artışın bütün sektörleri etkilediğine işaret eden Nilay Tatlısöz, fiyatların geri gelmesinin pek kolay olmayacağını savundu. Tatlısöz, “Tedarikle ilgili taraf da önemli; fiyatlar düşse bile o tedarik zincirindeki sıkıntılar, arz-talep dengesini bozduğu için fiyatları o mekanizma içinde tutacak. Fiyatı oluşturan en önemli faktör oradaki arz-talep dengesi. Ve o denge bizim girdilerimizi etkilediği noktada, bizim ve petrole bağlı sektörlerin maliyetlerini o ölçüde etkileyecek” değerlendirmesinde bulundu.

Şu anda bir çok sektörde hammadde konusunda sıkıntı yaşandığını ifade eden Nilay Tatlısöz, şöyle devam etti: “Şu anda biliyorsunuz plastik ve plastik ham maddeleri tarafında Asya Pasifik’te sıkıntı var, gübre tarafında da var. Yani pek çok konuda sıkıntı var. Rafineri şöyle çalışır: Ham petrol gelir, rafinerinin çeşitli katmanları vardır. Orada rafineri yöneticileri hangisi daha avantajlıysa onu üretmeye, hangisinde eksik varsa ona yoğunlaşırlar. Şimdi dizelde eksiklik olduğu için baz yağ yerine dizel üretebilirler. Bu da baz yağ (madeni yağın hammaddesi) pazarının kısıtlanması, yani dünya genelinde arzın daralması anlamına gelir.”

Madeni yağların otomotiv dışında inşaat, madencilik sanayi ve savunma sanayi gibi birçok farklı alana da dokunduğunu belirten Tatlısöz, “Madeni yağ sektöründe hacmin yaklaşık yüzde 50-65’i otomotiv yağlarından geliyor. Ağır vasıta ve ticari araçlar; lojistik, inşaat, madencilik gibi alanlar burada etkili. Yaklaşık diğer yarısı ise binek otomobillere ait. Bunun içerisinde motosiklet daha küçük bir paya sahip. Endüstriyel yağlar ise yaklaşık yüzde 15-25 seviyesinde. Fiyat artışlarını kademeli yansıtıyoruz” diye konuştu.

Madeni yağ sektörünün ekonomide bir öncü gösterge olduğunu belirten Tatlısöz, “Ekonomide bir yavaşlama olduğunda, örneğin lojistikte hareket azalırsa, araçların yaptığı kilometre düşer. Bu da yağ değişim aralıklarını uzatır ve talebi etkiler. Bu göstergeler, ekonomideki genel eğilimleri okumak açısından önemli sinyaller verir” dedi. Şu anda Körfez’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’ye etkilerini tam olarak görülmediğini belirten Tatlısöz, “Ancak bazı ön sinyaller var. Sektörler durumu analiz ediyor. Bu etkilerin günlük hayata ve ekonomiye yansımasını zaman içinde daha net göreceğiz” dedi.

Türkiye’de Gemlik’teki üretim tesislerine dikkat çeken Nilay Tatlısöz, “Bu tesis, büyümemizin en önemli destekçilerinden biri. Son 3-4 yılda yaklaşık 20 milyon dolarlık yatırım yaptık. Her yıl da 3 ila 5 milyon dolar arasında modernizasyon ve kapasite artışı yatırımları devam ediyor. Bu yatırımlar hem Türkiye’deki hem de bölgesel büyümemizi destekliyor. Geçen yıl Gemlik tesisimizde 124 milyon litre üretim gerçekleştirdik. 2030 hedefimiz ise 165 milyon litreye ulaşmak. Tesiste beyaz yaka ve mavi yaka birlikte yaklaşık 150 kişilik bir ekip çalışıyor” diye konuştu.