Baş ağrısıyla başladı, dilinin yüzde 80'ini kaybetti! Sinsice ilerleyen hastalığın belirtisi aslında gözümüzün önündeymiş!

Henüz 35 yaşındaydı ve görünürde oldukça sağlıklı bir yaşam sürüyordu. Fakat bir sabah başlayan baş ağrısı, kısa sürede hayatının yönünü değiştirdi. Başta sıradan gibi görünen ağrı, zamanla şakaklara, çeneye ve kulaklara yayılmaya başladı. Daha da garibi, dili morarmaya ve işlevini yitirmeye başlamıştı. Konuşmakta zorlanıyor, her geçen gün daha fazla yoruluyordu. İlk teşhisler, çene eklemine bağlı bir problem olabileceği yönündeydi. Ancak gerçek çok daha ciddi ve karmaşıktı. Peki, bu gizemli rahatsızlığın ardındaki neden neydi? İşte detaylar...

Milliyet.com.tr'den Betül Yasemin Keskin'in haberine göre ABD’de yaşayan Beth Riehle’in başına gelen bu sıra dışı durumun ardında, nadir görülen ama son derece agresif bir hastalık vardı.
2024’ün Mart ayında yapılan biyopsiyle, Beth’in dilinde dördüncü evre skuamöz hücreli karsinom (yassı hücreli kanser) saptandı. Bu tür kanserler genellikle ileri yaştaki erkeklerde, özellikle de uzun süreli sigara veya tütün ürünü kullanan kişilerde görülürken, Beth’in bu risk gruplarından hiçbirine uymaması doktorları da şaşkına çevirdi.
Teşhisin ardından oldukça zorlu bir tedavi süreci başladı. Haftada beş gün radyoterapi gören Beth, bunun yanı sıra yedi hafta boyunca kemoterapi aldı. Ne yazık ki, tedavi tamamlandıktan sadece iki ay sonra başka bir ağrıyla yeniden yüzleşti.

KANSERİN GERİ DÖNÜŞÜ VE BÜYÜK AMELİYAT
İlk başlarda yaşadığı baş ağrısının bir benzeri bu kez boyun bölgesinde ortaya çıktı. Beth, bu ağrıları radyasyon tedavisinin geç etkileri olarak düşünse de, gerçek çok daha sarsıcıydı: Kanser yeniden nüksetmişti. Tek çare, büyük bir cerrahi müdahaleydi. 12 saat süren bir operasyonla dilinin yüzde 80’i alındı.

HAYATININ EN ZOR GÜNÜ, AYNI ZAMANDA EN ANLAMLISI OLDU
Tüm bu karanlık günlerin içinde, Beth’in yaşadığı umut dolu bir an vardı. Ameliyat olacağını öğrendiği gün, nişanlısı Donald’dan evlilik teklifi aldı. “En kötü günüm bir anda hayatımın en anlamlı anına dönüştü,” diyerek o duygusal anı dile getiriyor.

ZORLU REHABİLİTASYON SÜRECİ: KONUŞMAYI VE YUTMAYI YENİDEN ÖĞRENMEK
Ameliyat sonrası Beth, 30 seans daha radyoterapi görmek zorunda kaldı. Tedavinin sonunda kanser temizlenmişti ancak vücudu bu süreçten oldukça yıpranarak çıktı. Çene bölgesindeki sertlik nedeniyle ağzını tam olarak açamıyor, konuşmakta ve yutmakta zorlanıyordu. Bu engelleri aşmak için konuşma terapilerine katılıyor. Ayrıca, daha net konuşabilmek adına özel bir ağız protezi yaptırmayı planlıyor.
Bugün, Beth Riehle konuşmayı ve yemek yemeyi adeta baştan öğreniyor. Tüm bu yaşadıklarının ardından hâlâ ayakta ve umutla ileriye bakıyor. Peki, genç yaşta bu kadar sert seyreden bir kanserin ardında ne gibi nedenler olabilir? Milliyet.com.tr'ye konuşan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Murat Ulusan konu ile ilgili merak edilenlere açıklık getirdi.

“Ağız kanseri dediğimizde dudak, dilin ön kısmı, diş etleri, yanak içi ve damak gibi alanları kastederiz. Orofarenks ise dil kökü, bademcikler, yumuşak damak ve yutak arka duvarını kapsar. Her iki bölgede de en sık rastlanan kanser türü skuamöz hücreli karsinomdur.”

3 ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ BULUNUYOR!
Beth Riehle'in yaşadığı sıra dışı vakayla birlikte, uzmanlar bu tür ağız içi kanserlerinin nedenlerini yeniden gündeme taşıdı. Özellikle insan papilloma virüsü (HPV) bu tür kanserlerin tetikleyicilerinden biri olarak düşünülse de, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Murat Ulusan, HPV’nin ağız içi kanserler üzerindeki doğrudan etkisinin henüz bilimsel olarak kesinleşmediğini belirtiyor.

Prof. Dr. Ulusan’a göre, ağız ve çevresindeki farklı bölgelerde oluşan kanserlerin sebepleri de birbirinden farklı. Örneğin dudakta meydana gelen kanserlerde güneşe uzun süre maruz kalma ve sigara kullanımı ön plandayken, dil ve ağız boşluğu gibi daha iç bölgelerdeki kanserlerde öne çıkan üç ana faktör var: sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve zayıf ağız hijyeni.
HPV virüsünün bu kanser türleri üzerindeki rolü konusunda bilimsel araştırmalar devam etmekle birlikte, şu an için tedavi sürecine olan etkisinin net şekilde ortaya konmadığına da dikkat çekiliyor.

DİL KANSERİ NEDİR?
Dil kanseri, ağız içi kanserleri arasında en sık rastlanan türlerden biridir. Genellikle dilin ön kısmında veya alt yüzeyinde başlayan bu hastalık, çoğunlukla skuamöz hücreli karsinom olarak adlandırılan hücre türlerinden kaynaklanır. Erken teşhis edildiğinde tedavi şansı yüksek olan bu kanser türü, geç fark edildiğinde çevre dokulara ve lenf bezlerine yayılabilir.

DİL KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Dil kanserinin en yaygın belirtisi, uzun süre geçmeyen bir yara ya da dil üzerinde oluşan sertliktir. Ayrıca dilde ağrı, renk değişikliği (özellikle kırmızı veya beyaz plaklar), konuşma ve yutma güçlüğü, ağız kokusu, kulağa vuran ağrı ve dil hareketlerinde kısıtlılık gibi semptomlar görülebilir. Bu tür belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulması büyük önem taşır.

DİL KANSERİ NEDEN OLUR?
Dil kanserinin gelişiminde birkaç risk faktörü öne çıkar. Sigara ve diğer tütün ürünleri kullanımı en yaygın nedenlerden biridir. Alkol tüketimi, özellikle tütünle birlikte alındığında, riski ciddi oranda artırır. Kötü ağız hijyeni, uzun süreli diş eti hastalıkları ve tahriş edici protezler de ağız içindeki dokuların hasar görmesine ve kansere zemin hazırlamasına neden olabilir. Ayrıca HPV (insan papilloma virüsü) enfeksiyonunun da bazı ağız kanserleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir.

KİMLER RİSK ALTINDA?
Genellikle 50 yaş üstü erkeklerde daha sık görülse de, son yıllarda genç bireylerde de vaka sayısında artış gözlenmektedir. Özellikle tütün ve alkol kullanımının yaygın olduğu kişilerde risk artmaktadır. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler ve uzun süreli ağız içi tahrişe maruz kalan kişiler de risk grubunda yer alır. Ağız içi kontrollerini ihmal etmemek ve rutin diş hekimi muayeneleri bu açıdan büyük önem taşır.

ERKEN TEŞHİS VE TEDAVİ MÜHİM
Dil kanserinde erken tanı, tedavi sürecinin başarısını doğrudan etkiler. Tanı konduktan sonra cerrahi müdahale, radyoterapi ve kemoterapi gibi yöntemler uygulanabilir. Tedavi sonrası konuşma ve yutma fonksiyonlarında zorluk yaşanabileceğinden, rehabilitasyon süreci de büyük önem taşır. Bu nedenle, herhangi bir ağız içi yarayı ya da değişikliği ciddiye almak, erken müdahale için ilk adımdır.
(Görsel kaynak: Beth Riehle'nin Instagram hesabı / IStock)

