Bel fıtığı için bıçak altına yatmıştı! Aydilge: Günümüzde herkes 'zombi' oldu
Aydilge’nin yeni şarkısı ‘Zombi’ 20 Şubat’ta dinleyiciyle buluşuyor. Ancak öncesinde başarılı sanatçı, zorlu bir ameliyat geçirdi. Aydilge ile hem yeni şarkısını hem sağlık sürecini hem de hayata dair samimi düşüncelerini konuştuk.

Aydilge’nin yeni şarkısı ‘Zombi’ 20 Şubat’ta dinleyiciyle buluşuyor. Ancak öncesinde başarılı sanatçı, zorlu bir ameliyat geçirdi. Aydilge ile hem yeni şarkısını hem sağlık sürecini hem de hayata dair samimi düşüncelerini konuştuk.

ALEV GÜRSOY CİMİN
alev.gursoy@posta.com.tr
Hep sahnede kıpır kıpır, enerjisi yüksek bir Aydilge görüyoruz ama yakın zamanda bel fıtığı ameliyatı oldun. Çok geçmiş olsun. Süreç nasıl gelişti?
Aslında o hiperaktif enerjimi sevsem de bedenimin acısını duymamı engelleyen de o olduğu için biraz kırgınım ona. Sahnede adrenalin öyle bir güç veriyor ki, ruhunuz uçarken bedeninizin yerçekimine ve yorgunluğa yenik düştüğünü fark etmiyorsunuz. Yani bel fıtığım bir günde olmadı. O, yıllardır kendimi ikinci plana atma alışkanlığımın sonucu.
Sen hep o, “Bana bir şey olmaz” diyenlerden miydin?
“Bana bir şey olmaz” demedim ama müziğe ve dinleyiciye bir şey olmasın diyerek kendimi hep ikinci plana attım. Sonra artık bedenimin, herkesin çok sevdiği o enerjime itaat etmediğini gördüm. O an anladım ki beden, ruhun evidir ve evine bakmazsan ruhun sokakta kalır.
Böyle durumlarda para, iş, sahne, başarı… Hepsi bir anda anlamını yitiriyor mu? Sana neyi hatırlattı bu ameliyat?
Tamamen anlamını yitirmiyor tabii ki çünkü zaten sahnede olmak, bir an önce en sağlıklı şekilde performansıma devam edebilmek ve dinleyicimle el ele olabilmek için geçirdim bu operasyonu. Eskisinden bile daha iyi olacağım, konserlerde hep beraber coşmaya devam edeceğiz.
EŞİMLE GÜÇ YARIŞTIRMIYORUZ BİRBİRİMİZE YASLANIYORUZ
Zor zamanlar evlilikleri test eder derler, sizinki nasıl etkilendi?
Biz birbirimize karşı değil, hayata karşı birlikte duruyoruz. Güçlü bir kadın olmak evlilikte zorlayıcı olabilir derler; ama yanındaki insan güçten korkmuyorsa zorlayıcı değil. Biz güç yarıştırmıyoruz, birbirimize yaslanıyoruz.
Önümüzdeki günlerde yeni şarkın ‘Zombi’ çıkacak. Bu isim nereden çıktı?
‘Zombi’ hissetmeyen, sadece tüketen, başkasının beyniyle düşünen günümüz insanının metaforu. Sosyal medya çağında ekranlara dokunuyoruz ama birbirimizin kalbine dokunmayı unuttuk. İşte bu temassızlık hali, yan yana olup birbirini görmeyen o soluk yüzler, beni bu şarkıyı yazmaya itti. Bir de kılık kıyafetimizi, fiziksel özelliklerimizi, maddi durumumuzu aşağılayan zorbalar var tabii. En büyük zombiler de onlar zaten.
Sence günümüz insanı gerçekten biraz zombi mi?
Ne yazık ki evet. Binlerce takipçi isterken, gerçek bir derdimizde sığınacak omuz bulmakta zorlanıyoruz. Neyi sevip sevmediğimizi bile algoritmalar belirliyor. Asıl soru şu: “Ben bunu gerçekten mi seviyorum, yoksa bana seçtirildiği için mi?” Üzücü olan, çoğu insanın bu soruyu bile sormaması; çünkü kendi beğenisini oluşturmak yerine dayatılanı kabul etmek daha kolay.
Sosyal medya çağında herkes birbirine çok yakın ama aslında çok uzak. ‘Zombi’ biraz buna mı gönderme?
Kesinlikle. Ekranlarda çok yakınız ama kalben uzağız. Sürekli online’ız ama duygusal olarak çevrimdışıyız.

Sen hep duruşu olan bir sanatçı oldun. Kadına yönelik şiddet konusunda net bir tavrın var. Sanatçıların bu konularda konuşma sorumluluğu olduğunu düşünüyor musun?
Ben sanatçı olarak kendi davranışlarımdan sorumluyum, dolayısıyla dinleyicime ben ne veriyorum sorusunu daha çok önemsiyorum. Tabii ki hepimizi ilgilendiren toplumsal konularda bu kadar yalnız bırakılmak istemezdim ama kimseye de nasıl sanatçı olunur dersi vermek haddime değil.
Son dönemde kadının, kadına karşı şiddetini de konuşur olduk. Sence kadın dayanışması yeterince güçlü mü?
Bence kadın kadının kurdu değil; asıl kurt bu düşüncenin kendisi. Thomas Hobbes’un “İnsan insanın kurdudur” sözü, erkek egemen kültürde zamanla kadın, kadının kurduna dönüştürüldü. Masallarda bile prenseslerin en büyük düşmanları çoğu zaman başka kadınlar olarak yazılır; üvey anneler, cadılar… Prens gelir ve kurtarır. Yani daha çocukken zihnimiz böyle kodlanır. Bazıları erkeği üstün gören sistemde daha güvende olmak için “makbul kadın” rolüne uyum sağlar ve bu role uymayanları dışlayabilir.
Peki neden böyle?
Asıl sorun tek tek kadınlar değil; rekabeti ve itaati ödüllendiren yapının kendisi. Bazıları bu düzenle bilinçli şekilde uzlaşır, bazıları mecbur kalır, bazıları ise dayanışmayı seçer.

Toplum olarak nerede zombileştik? En çok hangi konuda duyarsızlaştık?
Biz en çok “alışma” konusunda zombileştik. Kötü haberlere, şiddete, sevgisizliğe alıştık. Bir insanın acısı artık bir başkasının ‘kaydırma’ hızı kadar yer kaplıyor hayatımızda.
Sana göre güçlü kadın kimdir? Acıyı gizleyen mi, acıyla yüzleşen mi?
Zombileşmeyen, başkalarının beğeni kalıplarına uymak için kendi ruhunu kaybetmeyen kadındır. Kısacası biz kadınlar, birbirimizi kurt olarak görmeyip birlikte hareket etmeli, birbirimizin iradesine güvenmeliyiz. Cinsiyetçiliğe ve ayrımcılığa karşı kenetlenmeliyiz.
Genç kadınlara buradan ne söylemek istersin?
Sevgili kadınlar, lütfen kadın cinsel organına yönelik şiddet içeren o küfrü bari siz nokta, virgül gibi kullanmayın çünkü kullandığımız dil, dünyayı nasıl algıladığımızı ve sonuçta bizim kendimizi nasıl gördüğümüzü de şekillendirir.

Güçlü duruşun yüzünden “zor kadın” olarak etiketlendiğin oldu mu?
Kadınları sadece dekolte giydikleri zaman ‘’cesur’’ bulan ve ancak cinsel albenisi yüksek bir içerik olduğu zaman konserlerden bahseden, hatta bazen sırf linç ettirip etkileşim almak için bile kadın sanatçıları malzeme yapan, bazen de bunu bilerek gönüllü bir şekilde kendini malzeme yaptıranlarla dolu bir ortamdayız ve ben aslında bu ortamda hiç zor bir kadın değilim. Sadece kendi olmaya çalışan bir kadınım.
Korkmadan konuştuğun için bedel ödediğiniz oldu mu?
Sürekli ödüyorum. Eskiden utandığımız şeylerin bugün popülerlik aracı haline geldiğini görüyoruz; kadınların nesneleştirilmesi, zorbalık, şiddet ve yasaklı maddelerin parlatılması gibi. Müzisyenliğin yanı sıra iletişim alanındaki akademik geçmişim sayesinde bunları net görüyorum ve dile getirdiğimde ağır küfürlere, hakaretlere ve saldırılara maruz kaldım, kalıyorum.

Sektörde size en çok kimler haksızlık yapıyor? Medya mı, sosyal medya mı, müzik dünyası mı?
Müzik sektöründeki manipülasyonlar hem genç müzisyenleri hem de benim gibi deneyimli sanatçıları yoruyor. Bazı isimlerin güçlü mecralar tarafından sürekli öne çıkarılması müzik kültürünü etkiliyor. Bir şarkının daha ilk gününde listelere sokulması, botlarla “başarı” algısı yaratılması ciddi bir sorun.

