Bir kelime felakete sürüklüyor! Böbrek hastalıklarına kapı aralamayın

Gün içinde fark etmeden tekrar edilen küçük alışkanlıklar vardır. Bazen yoğunluk, bazen de basit bir erteleme ile bu alışkanlıklar zamanla kalıcı hale gelir. Kimi davranışlar ise ilk bakışta önemsiz görünse de vücut üzerinde biriken etkiler bırakabilir. Peki, bu alışkanlıkların başında ne gelir?

Modern yaşam temposu, bireylerin kendi beden sinyallerini geri plana atmasına neden olur. Uzun saatler masa başında çalışmak, düzensiz günlük rutinler ve dikkat dağınıklığı, temel ihtiyaçların ihmal edilmesine yol açabilir. Bu ihmal çoğu zaman belirgin bir rahatsızlık yaratmadığı için fark edilmesi de gecikir.

Susamıyorum düşüncesi bu noktada kritik bir örnektir. Çünkü birçok insan 'susamıyorum' diyerek günlük olarak böbreklerin ihtiyacı olan suyu vücuduna almaz. Ancak unutmayın ki susama hissinin zayıf olması, su ihtiyacının olmadığı anlamına gelmez. Vücut belirli bir sıvı dengesine ihtiyaç duyar ve bu dengenin korunamaması organ sistemleri üzerinde baskı oluşturur.

Böbrekler kandaki atık maddeleri süzerek idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırır ve sıvı-elektrolit dengesini düzenler. Yetersiz sıvı alımı idrarın yoğunlaşmasına neden olur. Bu durum mineral birikimini artırarak böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlar. Aynı zamanda böbrek dokusu üzerindeki yük artar ve uzun vadede fonksiyon kaybı riski ortaya çıkar.

Susama hissine güvenerek hareket eden kişilerde günlük sıvı alımı çoğu zaman ihtiyaç duyulan seviyenin altında kalır. Özellikle ileri yaş grubu, masa başı çalışanlar ve fiziksel aktivitesi düşük bireyler bu açıdan daha risklidir. Bu nedenle su tüketimi planlı bir alışkanlık haline getirilmelidir. Gün içine yayılan düzenli su içme davranışı böbreklerin daha sağlıklı çalışmasına katkı sağlar.

Prof. Dr. Sedat Üstündağ, su tüketimi ve sıvı alımının her mevsim önemli olduğunu söyleyerek, vücudun özellikle kış aylarında susuz bırakılmaması gerektiğini belirtiyor.

AA muhabirine, su içmenin sağlıklı bir yaşamın devamı için kritik rol oynadığını vurgulayan Üstündağ, "Su tüketimi azaldığında kayıp, damarlarımızdaki sıvıdan başlayarak ilerler. Normal koşullarda Avrupa ortalamasına göre kadınlar için günlük 1,75 litre, erkekler için ise 2,5 litre sıvı alımı idealdir. Hastalık, ağır fiziksel aktivite gibi durumlarda bu miktar artırılmalıdır. Hamilelik döneminde ise tüketim en az 0,5 litre artırılmalıdır. Yiyeceklerde de su vardır; örneğin ekmek ve makarnanın yaklaşık yüzde 45’i, meyve ve sebzelerin önemli bir kısmı sudan oluşur." diyor.

Uzmanların da söylediği gibi mevsim fark etmeksizin vücudun ihtiyaç duyduğu suyun tüketilmesi gerekiyor.