Birini esnerken görünce neden anında esneriz? Bilim dünyasından ezber bozan açıklama!
Günlük hayatın koşuşturmacası içinde farkında olmadan defalarca tekrarladığımız, engellenmesi neredeyse imkansız bir refleksimiz var: Esnemek. İstatistiklere göre gün içinde ortalama 20 kez bu eylemi gerçekleştiriyoruz. Peki, yanımızdaki biri esnediğinde neden kendimizi bir anda aynı hareketi yaparken buluyoruz?

Günlük hayatın koşuşturmacası içinde farkında olmadan defalarca tekrarladığımız, engellenmesi neredeyse imkansız bir refleksimiz var: Esnemek. İstatistiklere göre gün içinde ortalama 20 kez bu eylemi gerçekleştiriyoruz. Peki, yanımızdaki biri esnediğinde neden kendimizi bir anda aynı hareketi yaparken buluyoruz?

Uzun süredir merak edilen bu sorunun yanıtı nihayet netleşti. Bilim insanlarının gerçekleştirdiği araştırmalar, esnemenin arkasında beynimizin yönettiği çok derin ve gizemli bir mekanizma olduğunu ortaya koyuyor. İşte vücudumuzun kontrolümüz dışında geliştirdiği o sıra dışı oyunun detayları...

Bilim dünyası esnemenin kökeni ve tetikleyicileri konusunda tek bir görüşte birleşmese de masadaki en güçlü iki teori öne çıkıyor. İlk teoriye göre, bedenimiz aşırı yorulduğunda derin nefes almayı yavaşlatıyor ve bu durum ciğerlerimizde karbondioksit birikmesine yol açıyor. Tam bu aşamada devreye giren esneme refleksi, sıradan bir soluklanmadan çok daha hızlı bir şekilde içeriye yoğun oksijen alıp biriken karbondioksiti dışarı fırlatıyor.

Diğer popüler yaklaşım ise bu durumu doğrudan beyin sıcaklığıyla ilişkilendiriyor. Kandaki oksijen seviyesi azaldığında veya vücut kimyası değiştiğinde beyne acil durum sinyali gidiyor. Esneme esnasında yüz kaslarımızın gerilip sıkışmasıyla birlikte, kafatasına doğru oksijen yönünden zengin, taze bir kan akışı pompalanıyor. Kısacası esnemek, aşırı ısınan beyni soğutma ve organizmayı yeniden canlandırma görevi üstleniyor.

Bu gizemli refleks sadece biz insanlara özgü değil. Kedilerden köpeklere, kuşlardan sürüngenlere ve hatta okyanusun derinliklerindeki bazı köpekbalığı türlerine kadar çok geniş bir canlı popülasyonu esniyor.
Bilimsel olarak beyin sapı gelişmiş olan neredeyse her canlıda bu refleks mevcut. Yapılan araştırmalarda keşfedilen en çarpıcı detay ise şu: Beyin hacmi büyük olan hayvanların esneme süreleri, küçük beyinli olanlara kıyasla çok daha uzun sürüyor. Bu veri de esnemenin doğrudan beyin fonksiyonlarını ve kimyasını düzenleyen hayati bir süreç olduğunu gözler önüne seriyor.

Çevremizde esneyen birini gördüğümüzde, bizim de aynı tepkiyi verme olasılığımız tam 6 kat birden yükseliyor. Nörologlar ve psikologlar bu durumu "sosyal aynalama" olarak tanımlıyor.
Aslında bu sistem hayatın pek çok alanında gizlice çalışıyor. Karşımızdaki kişi bacak bacak üstüne attığında farkında olmadan kendi duruşumuzu düzeltmemiz, birinin bir yerini kaşıdığına şahit olunca benzer bir dürtü hissetmemiz ya içten bir gülüşe aynı şekilde tebessümle karşılık vermemiz bu yüzdendir. Beynimizin derinliklerinde yer alan "ayna nöronlar", dışarıda gözlemlediğimiz bir hareketi ve o hareketin yarattığı fiziksel hissi anında kendi bedenimize kopyalayarak bizi de harekete geçiriyor.

Karşıdan gelen bir tebessüme anında gülümsemeyle yanıt vermek gibi, esnemenin yayılması da aslında kelimelere dökülmeyen evrensel bir iletişim metodudur.
Yapılan güncel sosyal araştırmalar, empati kurma becerisi gelişmiş, çevresiyle güçlü bağlar kurabilen ve duygusal zekası yüksek birelerin, esneme bulaşmasına karşı çok daha hassas olduğunu gösteriyor. Eğer etrafınızdaki esneme dalgasına kapılmaktan kendinizi alamıyorsanız, bu durum sosyal uyum yeteneğinizin ve empati duygunuzun ne kadar güçlü olduğunun gizli bir kanıtı olabilir.

