Bronzluk mu, cilt kanseri mi? 'Güneş çarptı, soyuldu, geçti' diyenler büyük tehlikede!
Yaz sıcaklarının rekor seviyelere ulaştığı bugünlerde, dünyada tırmanışa geçen cilt kanseri vakalarının arkasındaki gizli tehlike aralandı. Güneş kremini sadece plajda sürmekten bulutlu havada korunmayı ihmal etmeye kadar doğru bilinen tüm yanlışları sıralayan Prof. Dr. Özlem Su Küçük, özellikle gençleri ve çocukları bekleyen büyük riske dikkat çekti. İşte cilt kanseri riskini katlayan o ölümcül hatalar!

Yaz sıcaklarının rekor seviyelere ulaştığı bugünlerde, dünyada tırmanışa geçen cilt kanseri vakalarının arkasındaki gizli tehlike aralandı. Güneş kremini sadece plajda sürmekten bulutlu havada korunmayı ihmal etmeye kadar doğru bilinen tüm yanlışları sıralayan Prof. Dr. Özlem Su Küçük, özellikle gençleri ve çocukları bekleyen büyük riske dikkat çekti. İşte cilt kanseri riskini katlayan o ölümcül hatalar!

Havalar artık iyice ısındı, bir anda artan hava sıcaklığı sağlık sorunlarını da beraberinde getirdi. İlk problemlerden biri de cilde etkisi. Uzman isim Prof. Dr. Özlem Su Küçük, sosyal medyada yayılan 'bronzluk' akımına dikkat çekti ve uyardı: Hiçbir yöntem sağlıklı değil.
Prof. Dr. Özlem Su Küçük, yaz sıcaklarının rekor seviyelere ulaştığı bu günlerde cilt sağlığı ve son yıllarda tırmanışa geçen cilt kanseri vakalarına ilişkin hayati uyarılarda bulundu. Toplumda doğru bilinen yanlışlara dikkat çeken Prof. Dr. Özlem Su Küçük, özellikle sosyal medyada yayılan akımların tehlikesine ve çocukluk dönemi güneş yanıklarının uzun vadeli faturalarına vurgu yaptı.

Yaz aylarında güneş ışınlarına maruziyetin belirgin şekilde artmasının cilt üzerinde kısa ve uzun vadede ciddi hasarlar bıraktığını belirten Prof. Dr. Özlem Su Küçük, şu ifadeleri kullandı:
"Güneşin kısa vadeli etkileri; güneş yanığı, kızarıklık, hassasiyet, lekelenme, kuruluk ve bazı deri hastalıklarında alevlenmedir. Uzun vadede ise en önemli sorunlar fotoyaşlanma ve deri kanserleri riskindeki artıştır. Fotoyaşlanmaya bağlı olarak kalıcı lekeler, kılcal damar artışı, deri elastikiyetinde azalma ve deride ince ve derin kırışıklıklar meydana gelir. Ultraviyole ışınları cilt hücrelerinin DNA’sında hasar oluşturur; bu hasar her zaman tamamen onarılamaz ve yıllar içinde birikerek cilt kanserlerine zemin hazırlayabilir."

Vatandaşların bu dönemde en sık yaptığı hatalara değinen Prof. Dr. Özlem Su Küçük, güneş kremini sadece plajda kullanmanın, yetersiz miktarda sürmenin, gün içinde yenilememenin, öğle saatlerinde güneşlenmenin ve bulutlu havada korunmayı ihmal etmenin büyük birer yanılgı olduğunu söyledi. Bronzlaşmayı "sağlıklı bir görünüm" zannetmenin de bu hatalardan biri olduğunu belirten Küçük, "Aslında bronzluk, cildin UV hasarına karşı verdiği bir savunma yanıtıdır. Sağlıklı bronzluk diye bir kavram yoktur" dedi.

Dünya genelinde cilt kanseri vakalarında ciddi bir artış gözlendiğini ifade eden Prof. Dr. Özlem Su Küçük, bu artışın başlıca nedenlerini; yaşam süresinin uzaması, açık hava aktivitelerinin artması, tatil alışkanlıkları, solaryum kullanımı, ozon tabakasındaki değişiklikler ve iklim değişikliğiyle birlikte güneşe maruziyetin artması olarak sıraladı.
Sıcak havaların tek başına kanser yapmadığını belirten Küçük, "Ancak sıcaklık arttıkça insanlar daha uzun süre açık havada kalır, daha açık kıyafetler giyer ve UV maruziyeti artırır. Cilt kanseri çoğu zaman akut olarak ortaya çıkmaz, zaman içinde gelişir" uyarısında bulundu.

Toplumdaki "Güneş çarptı, soyuldu, geçti" algısının son derece tehlikeli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özlem Su Küçük, çocukluk dönemine işaret etti:
"‘Güneş çarptı, soyuldu, geçti’ algısı çok tehlikelidir. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde geçirilen şiddetli güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda melanom dahil cilt kanseri riskini artırır. Evet, cildin bir hafızası vardır. Çocukken, gençken alınan UV hasarı kaybolmaz; yıllar içinde birikir. Bu nedenle çocukların güneşten korunması, erişkinlerden daha önemlidir."

Özellikle gençler arasında sosyal medyada hızla yayılan ev yapımı karışımlarla bronzlaşma trendlerini de değerlendiren Prof. Dr. Küçük, şu sözlerle uyardı:
"Sosyal medyada yayılan ‘sağlıklı bronzluk’, ev yapımı yağlar, limonlu-karışımlı ürünler veya saatlerce güneş altında kalma gibi uygulamalar son derece sakıncalıdır. Bu uygulamalar güneş yanığı, leke, alerjik reaksiyon, fitofotodermatit ve uzun vadede cilt kanseri riskini artırabilir. Bronzlaşmayı hızlandıran hiçbir yöntem sağlıklı değildir."

Güneş kremi kullanımının yaygınlaştığını ancak toplumda hala çok sık hatalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Özlem Su Küçük, ideal korunma yöntemlerini anlattı:
"Güneş kremi kullanımında da hatalar çok sık. Geniş spektrumlu, yani UVA ve UVB’ye karşı koruyan, en az SPF 30; yaz aylarında ve açık havada uzun süre kalınacaksa SPF 50 ürünler tercih edilmelidir. Krem dışarı çıkmadan 20–30 dakika önce sürülmeli, yeterli miktarda uygulanmalı ve 2–3 saatte bir yenilenmelidir. Terleme, yüzme veya havluyla kurulanma sonrası mutlaka tekrar sürülmelidir. Yüz, kulaklar, boyun, ense, el sırtı ve dudak çevresi unutulmamalıdır."

Fiziksel korumanın güneş koruyucu kullanımından çok daha önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Küçük, "Güneş kremi; şapka, güneş gözlüğü, koruyucu kıyafet ve gölgede korunmanın parçasıdır. Yazın açık renkli ve sık dokulu kıyafetlerin tercih edilmesi gereklidir" dedi.
Güneşten korunmanın kozmetik bir kaygı değil, doğrudan bir kanserden korunma davranışı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özlem Su Küçük, özellikle kritik saatler olan 10.00–16.00 arasında direkt güneşten kaçınılması ve çocukların özel olarak korunması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Özlem Su Küçük, özellikle aşağıdaki risk faktörlerini taşıyan bireylerin yılda en az bir kez dermatolojik muayene ve ben taraması yaptırmaları gerektiğinin altını çizdi:
- Açık tenli, sarışın veya kızıl saçlı, mavi ya da yeşil gözlü olanlar,
- Çillenme eğilimi bulunanlar,
- Vücudunda çok sayıda (50'den fazla) beni olanlar,
- Güneşte kolayca yananlar,
- Ailede deri kanseri öyküsü olanlar,
- Solaryum alışkanlığı bulunanlar.

