Diyarbakır’da bir devrin son temsilcisi: 31 Yıldır topraktan alıp sanata dönüştürüyor!

Diyarbakır’ın Çüngüş ilçesinde 67 yaşındaki Hakkı Çatalkaya, tam 31 yıldır toprağa ektiği tohumları evlerin vazgeçilmezi olan el yapımı süpürgelere dönüştürüyor. Tarladan tezgaha uzanan bu zahmetli yolculukta Hakkı Usta'nın tek bir korkusu var: Bu kadim mesleğin kendisinden sonra yok olup gitmesi...

Hakkı Çatalkaya’nın üretim süreci, kendine ait olan 10 dönümlük arazide başlıyor. Süpürge otu tohumlarını toprağa eken ve hasat zamanına kadar titizlikle yetiştiren Hakkı Usta, topladığı bitkileri zahmetli bir dizi işlemden geçiriyor. Üretim aşamalarını anlatan Hakkı Usta, işin sırrını şu sözlerle özetliyor:
"Süpürge bitkilerini tarlada ekiyorum, sonra tohumlu bir şekilde hasat ediyorum. Hasadın ardından bitkileri suya bırakıyorum; bu aşama çok önemli çünkü su, bitkinin esnek bir hal almasını sağlıyor. Esneklik kazanan bitkileri iş yerime getirerek makinelerle presliyor ve dikimini yaparak el emeği göz nuru süpürgeler haline getiriyorum."

YILDA 800 ADET: SAĞLAMLIĞIYLA CİVAR İLLERİN FAVORİSİ
Yıllık yaklaşık 800 adet süpürge üreterek ailesinin geçimini sağlayan Hakkı Usta, el yapımı ürünlerin fabrikasyon süpürgelere göre çok daha dayanıklı olduğunu vurguluyor. Hakkı Usta’nın elinden çıkan süpürgeler sadece Diyarbakır içinde değil, çevre illerden de yoğun rağbet görüyor. Sağlamlığı ve kullanım ömrüyle bilinen bu süpürgeler, geleneksel yöntemlerden vazgeçmeyenlerin ilk tercihi oluyor.

"MESLEĞİ GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAK İSTİYORUM"
31 yıldır aynı aşkla işine sarılan Hakkı Usta, bugün 67 yaşında olmasına rağmen üretmeye devam ediyor. Ancak usta sanatçının içinde bir burukluk var. Kendi imkanlarıyla bu zanaatı yeni nesillere öğretmekte zorlandığını belirten Çatalkaya, yetkililere ve halk eğitim merkezlerine çağrıda bulunuyor:
"Bu mesleği yeni kuşaklara aktarmak istiyorum ancak kendi imkanlarım buna yetmiyor. Meslek edindirme kurslarının bu işi desteklemesi durumunda, bu kadim mesleği gelecek kuşaklara bir miras olarak bırakabilirim."
31 yıldır süregelen bu emek mücadelesi, Diyarbakır’ın kültürel zenginliğini korurken, Hakkı Usta gibi zanaatkarların desteklenmesi durumunda Anadolu’nun el sanatlarının nasıl ayakta kalabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

