Dolce Risonanza Barok Orkestrası’ndan duygusal konser! Adagio’da bazı izleyiciler gözyaşlarını tutamadı

Barok dönem müziğinin seçkin eserleri, Prof. Dr. İzzet Yücetoker yönetimindeki Dolce Risonanza Barok Orkestrası tarafından İstanbul’da sanatseverlerle buluştu.

Programda Bach, Vivaldi, Handel ve Albinoni’nin eserlerine yer verildi. Konser, özellikle Albinoni’nin Adagio eseri sırasında yaşanan yoğun duygusal anlarla hafızalara kazındı.

KİLİSEDE YOĞUN İLGİ
Konser, Kırım Anglikan Kilisesi’nde gerçekleştirildi. Kilise salonunun kapasitesinin yüzde 50 fazlası izleyici vardı. Onlarca izleyici konseri ayakta takip etti.

ÖĞRENCİLER VE AKADEMİSYENLER AYNI SAHNEDE
Konserin solist kadrosunda flütte Sevim Naz Erzin, kemanda Sude Arslan ve Çayan Yavuz yer aldı. İki keman konçertosunda solist olarak sahne alan Prof. Dr. İzzet Yücetoker, aynı zamanda orkestranın kurucusu ve eğitmeni olarak projeye liderlik etti.

Albinoni’nin Adagio eserinde ise kilise orgu eşliğinde gerçekleşen icrada, orkestranın başkemancısı Tuğçe Topdemir’in solosu izleyiciler üzerinde güçlü bir etki yarattı. Konser sonunda birçok izleyicinin gözyaşlarını tutamadığı görüldü.

İZZET YÜCETOKET: "AMAC YALNIZCA ESER SESLENDİRMEK DEĞİL"
Konserin ardından konuşan İzzet Yücetoker, Dolce Risonanza Barok Orkestrası’nın kuruluş amacını ve uzun vadeli hedeflerini şu sözlerle anlattı:
“Sanat, bir toplumun kendini ifade edebilme ve düşünsel derinlik kazanabilme alanıdır. Barok orkestrasını lisans ve yüksek lisans öğrencilerimle birlikte kurmamızın temel amacı, yalnızca eser seslendirmek değil; genç müzisyenlerin tarihsel bilinç, disiplinli çalışma ve kolektif üretim kültürüyle yetişmesini sağlamaktı. Barok müzik, kökleriyle temas kurmayı, geleneği anlayarak bugüne taşımayı öğretir. Bu da genç sanatçılara yalnızca teknik değil, estetik ve düşünsel bir duruş kazandırır.”

Yücetoker, sanatın gelişiminin kısa vadeli etkinliklerle sınırlı görülemeyeceğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Ülkede sanatın gelişimi, kısa vadede bir ‘etkinlik’ meselesi değil; uzun vadede kültürel sürdürülebilirlik meselesidir. Sanat eğitimi alan gençlerin aktif üretim içinde yer alması, toplumun sanata bakışını dönüştürürken aynı zamanda nitelikli izleyici ve bilinçli sanatçı kuşaklarının yetişmesini sağlar. Bu tür projeler, sanatın elit bir alan değil, paylaşılabilir ve çoğaltılabilir bir değer olduğunu gösterir. Sanata yatırım yapan bir toplum, aslında düşünmeye, empati kurmaya ve birlikte üretmeye yatırım yapmış olur.”

HEDEF ROMA ORKESTRA FESTİVALİ
Orkestranın önündeki en önemli duraklardan biri ise uluslararası bir festival. Yücetoker, kabul aldıkları Roma Orkestra Festivali’ni şu sözlerle değerlendirdi:
“Kısa vadede en önemli hedefimiz, kabul aldığımız Roma Orkestra Festivali’nde ülkemizi ve yürüttüğümüz pedagojik–sanatsal yaklaşımı uluslararası bir platformda temsil etmek. Bu tür festivaller, öğrencilerimiz için yalnızca sahne deneyimi değil; farklı ekollerle temas, tarihsel icra anlayışlarının karşılaştırılması ve akademik etkileşim açısından da son derece kıymetli.”

BAROK MÜZİĞİ FARKLI ŞEHİRLERLE BULUŞTURMA HEDEFİ
Orta ve uzun vadeli planların merkezinde ise barok müziğin daha geniş kitlelere ulaşması yer alıyor:
“Orta ve uzun vadede barok müziği belirli merkezlerle sınırlı bir alan olmaktan çıkararak, farklı şehirlerde ve farklı dinleyici profilleriyle buluşturmayı amaçlıyoruz. ‘Barok esintiler’ başlığı altında planladığımız konser, atölye ve söyleşi programlarıyla, hem genç müzisyenlere hem de izleyiciye dönemin müzik dilini tarihsel, estetik ve icraya yönelik boyutlarıyla aktarmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımın, sanatın yaygınlaşmasına ve akademik bilgi ile sahne pratiği arasındaki bağın güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

Dolce Risonanza Barok Orkestrası’nın bu konseri, barok müziğin yalnızca geçmişe ait bir miras değil, genç kuşakların emeğiyle yeniden üretilen canlı bir sanat alanı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.