Domates alırken 2 kere düşünün! Sapından kendini ele veriyor

Kırmızı ve parlak görünüşüne aldanıp sepete attığınız domatesler, aslında göründüğü kadar masum ve lezzetli olmayabilir. Yanlış domates seçimi hem bütçenize hem de sağlığınıza zarar veriyor. Peki, pazar tezgahlarında ve market raflarında gerçek lezzeti yakalamanın, hileli ürünleri bir bakışta ayırt etmenin sırrı nedir?

Yemeklerinize renk ve lezzet katan o mükemmel domatesi bulmak aslında sandığınızdan çok daha kolay. Sadece birkaç küçük dokunuş ve doğru bir gözlemle, içi geçmiş ya da hormonlu ürünleri anında eleyebilirsiniz. İşte şeflerin ve uzmanların domates seçerken asla atlamadığı o altın kurallar.

Domates seçerken yapılan en büyük hata, sadece dışının kıpkırmızı olmasına bakmaktır. Gerçekten taze ve doğal bir domatesin en büyük kanıtı yeşil saplarıdır. Sapı kurumuş, rengi dönmüş veya tamamen kopmuş domatesler uzun süredir bekletiliyor demektir. Ayrıca domatesin üzerinde çatlaklar veya siyah lekeler olmamasına özen gösterin.

Doğal ve lezzetli bir domatesi anlamanın en garantili yolu onu koklamaktır. Domatesi sap kısmından kokladığınızda burnunuza o buram buram taze, topraksı ve kendine has domates kokusu gelmelidir. Eğer hiçbir koku alamıyorsanız veya kimyasal bir koku seziyorsanız, o domates muhtemelen erkenden koparılmış ya da hormonludur.

Gözünüzle seçtiğiniz domatesi mutlaka elinize alın ve hafifçe sıkın. İyi bir domates ne taş gibi sert olmalı ne de içine çökecek kadar yumuşak olmalıdır. Elinize aldığınızda boyutuna göre ağır hissettiren domatesler, içi sulu ve etli olan doğru tercihlerdir. İçi boşalmış veya süngerleşmiş domatesler hafif olur ve lezzet vermez.

Mevsiminde tüketilen Çanakkale veya Bursa domatesleri her zaman en yüksek besin değerine ve lezzete sahiptir. Yapay ışıkta olgunlaştırılan kusursuz geometrideki domatesler yerine, hafif kusurlu ama kokulu olanları tercih edin.