Ekmek nasıl kanserojen olur? Genetik teknolojisiyle sofralardaki o risk ortadan kalkıyor

Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan kızarmış ekmek ve tostlar aslında sağlığınız için ciddi bir tehdit barındırıyor olabilir. İngiltere’de yürütülen devrim niteliğindeki bir araştırma yüksek ısılarda ortaya çıkan o gizli tehlikeyi kökten çözecek bir teknolojiye imza attı. Genetik kodlarla oynanarak geliştirilen bu yeni yöntemle ekmeğin kanserojen olma riski neredeyse tamamen ortadan kalkıyor. İşte bilim dünyasını heyecanlandıran o çalışmanın detayları...

Kızartılmış ekmek tüketiminin kanserojen etkiler barındırabileceğine dair bilimsel kanılar yeni bir teknolojiyle farklı bir boyuta taşınıyor. İngiltere'nin Harpenden bölgesinde yer alan Rothamsted Araştırma Merkezi bünyesindeki araştırmacılar canlı organizmaların DNA yapısını seçici olarak düzenlemeyi mümkün kılan CRISPR genom düzenleme teknolojisini kullanarak bu durumu değiştirecek bir adım attı.

Geliştirilen bu teknoloji sayesinde pişirildiğinde veya kızartıldığında daha az kanserojen madde üreten ekmeklerin yapımında kullanılabilecek genetiği değiştirilmiş buğday üretildi.

CRISPR TEKNOLOJİSİ İLE GENETİK MÜDAHALE
Araştırmacıların kullandığı CRISPR teknolojisi aslen bakterilerde doğal olarak bulunan genom düzenleme sistemlerinin laboratuvar ortamına uyarlanmasıyla geliştirildi. Bu yöntemle bilim insanları buğday bitkisinin DNA yapısına doğrudan müdahale ederek sağlığa zararlı bileşenlerin oluşumunu kaynağında engellemeyi hedefliyor.

EKMEK NEDEN KANSEROJEN HALE GELİYOR?
Buğday bitkisi doğası gereği azot depolamak amacıyla kullandığı serbest asparagin adı verilen bir amino asit barındırıyor. Ekmek pişirildiğinde kızartıldığında veya tost yapıldığında bu amino asit yüksek sıcaklıkla etkileşime girerek akrilamid adı verilen toksik bir bileşiğe dönüşüyor. Bilim insanları tarafından muhtemel kanserojen olarak sınıflandırılan akrilamid gıda güvenliği açısından ciddi bir risk teşkil ediyor.

SAHA DENEMELERİNDE BAŞARILI SONUÇLAR
İki yıl süren saha denemelerinin sonuçları CRISPR teknolojisiyle üretilen buğdayın ürün verimini hiçbir şekilde olumsuz etkilemeden serbest asparagin konsantrasyonlarını önemli ölçüde düşürdüğünü kanıtladı. Bu durum gıda ürünlerinde daha düşük akrilamid oluşumuyla sonuçlandı. Düzenlenmiş buğdaydan elde edilen ekmek ve bisküvilerde akrilamid seviyelerinde çarpıcı bir azalma kaydedilirken bazı ekmek örneklerinde bu zararlı maddenin miktarı tost yapıldıktan sonra bile tespit edilebilir sınırların altına indi.

ZARARLI BİLEŞENLERDE YÜZDE 93 ORANINDA AZALMA
Çalışma kapsamında CRISPR ile düzenlenen buğday hatları rastgele mutasyonlar oluşturmak için kimyasal maddelere maruz bırakılan geleneksel yöntemlerle üretilmiş buğdaylarla kıyaslandı.
CRISPR düzenlemesi asparagin üretiminden doğrudan sorumlu olan geni hedef alarak etkisiz hale getirdi. Bu hedefli müdahaleler sayesinde tahıldaki serbest asparagin miktarı tekli düzenlemede yüzde 59 oranında düşerken çift düzenlemeli hatta ise yüzde 93 seviyesine kadar geriledi. Bu devrim niteliğindeki düşüşün tarımsal verimde herhangi bir azalmaya yol açmaması ise çalışmanın en önemli başarılarından biri olarak kayda geçti.