En lezzetli aşure nasıl yapılır? Rengi kararmıyor, kıvamı tam tutuyor

Muharrem ayının gelişiyle birlikte evleri saran o mis gibi koku, asırlık bir geleneğin habercisi. Paylaşmanın, bereketin ve birliğin simgesi olan aşure tencereleri bu yıl da sevgiyle kaynamaya başlıyor. Peki, her yörede farklı bir dokunuşla hayat bulan bu şifalı lezzetin sırrı ne? Aşureyi tam kıvamında pişirmenin püf noktaları rehberimizde.

Nuh'un Gemisi'nden günümüze uzanan, içindeki her bir taneyle dostluğu pekiştiren aşure, sadece bir tatlı değil, aynı zamanda köklü bir ritüel. Komşulara dağıtılan, manevi duyguları coşturan bu geleneksel lezzeti evinizde en lezzetli haliyle nasıl hazırlayabilirsiniz? İşte tencerenize bolluk getirecek o nefis tarif ve malzemelerin tam listesi.

Geleneksel bir aşure yapmak için mutfağınızda bulunması gereken temel malzemeler şunlardır:
- 2 su bardağı buğday, 1 su bardağı kuru fasulye, 1 su bardağı nohut
- 2 su bardağı kuru kayısı, 15 adet kuru incir, yarım su bardağı sarı üzüm
- Yarım çay bardağı kuş üzümü, 2 adet portakal kabuğu rendesi
- 3,5 su bardağı toz şeker, yarım su bardağı süt

Üzerini Süslemek İçin:
- Fındık, ceviz, tarçın, Antep fıstığı, Hindistan cevizi ve mevsime göre nar taneleri ya da gül yaprakları.

Nohut, kuru fasulye, buğday ve üzümü akşamdan ayrı kaplarda ıslatın. Ertesi gün bakliyatları ayrı ayrı haşlayın. Kurutulmuş meyveleri de sıcak suda bekleterek yumuşatın.

Büyük bir tencerede haşlanan bakliyatları bir araya getirip kaynatın. Ardından toz şekeri ilave edin. Kaynama süresi 35 dakikayı bulunca kayısı ve sarı üzümü; 50. dakikada ise sütü, incirleri ve portakal kabuğunu ekleyin. Tam 1 saat kaynayan aşureye son olarak kuş üzümünü katıp ocaktan alın. Kaselere paylaştırarak sıcaklığı hafifçe geçince süsleyin.

Aşurenin kıvamının tam tutması ve renginin kararmaması için kuru incirleri tencereye en son aşamalarda eklemek gerekir. Buğdayın özü sayesinde hafif yoğun bir kıvam alan bu lezzet, buzdolabında çok uzun süre bekletilmeden, taze taze tüketilmelidir. Aşureyi hafif ılıkken servis etmek, içindeki aromaların çok daha net hissedilmesini sağlar.

İslam inanışına göre bu anlamlı gelenek, Hz. Nuh’un Büyük Tufan’dan sonra gemisinin karaya oturduğu Muharrem ayının 10. gününe dayanır. Gemide kalan son yiyeceklerin tek bir kazanda toplanıp pişirilmesiyle ortaya çıkan bu aş, yüzyıllardır bolluğun, bereketin ve farklılıkların bir arada uyum içinde yaşamasının en tatlı simgesidir.