Erkeklerde risk yüzde 20 daha fazla! Bu belirtiler ele veriyor
Kas seğirmeleri günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alıyor. Seğirmelerin birçok insanda görülmesi durumun normal olduğunu düşündürüyor olsa da dikkatli olunmaması halinde çeşitli problemlere neden olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken, kas seğirmelerinin ciddiyetini Posta.com.tr okuyucuları için anlattı. İşte detaylar...

Kas seğirmeleri günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alıyor. Seğirmelerin birçok insanda görülmesi durumun normal olduğunu düşündürüyor olsa da dikkatli olunmaması halinde çeşitli problemlere neden olabiliyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken, kas seğirmelerinin ciddiyetini Posta.com.tr okuyucuları için anlattı. İşte detaylar...

Sinem Paksoy-Posta.com.tr/ Kas seğirmeleri, pek çok insanın zaman zaman yaşadığı yaygın bir durum olarak biliniyor. Bu seğirmeler genellikle anlık ve hafif kas kasılmalar şeklinde ortaya çıktığı için göz ardı edilebiliyor. Fakat her rahatsızlıkta olduğu gibi seğirmelerde de dikkatli olmak gerekiyor.

Seğirmeler, vücuttaki küçük kas kasılmaları olarak adlandırılabiliyor. Çoğu kas seğirmesi ne fark ediliyor ne de bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Herhangi bir hastalıktan kaynaklanmayan iyi huylu seğirmeler, genellikle göz kapaklarını, baldırı veya başparmaklarını etkileyebiliyor.
Bu durumun oldukça normal olduğunu ve endişeye mahal olmadığını belirten Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken; "Fiziksel aktivitelerle ortaya çıkan seğirmeler egzersiz sırasında kullanılan kaslarda ve laktik asit birikmesi sonucu görülür. Özellikle de susuz kalmayla artış gösterirler. Yine aşırı terleme, yoğun egzersiz, kusma ya da ishalden kaynaklanan sıvı kaybıyla ortaya çıkan elektrolit dengesizlikleri de kas seğirmesine neden olabilir. Çok fazla kafein ve diğer uyarıcıların tüketilmesi de vücudun herhangi bir yerinde kas seğirmesini sağlar. D vitamini, B vitamini ve kalsiyum gibi bazı besin maddelerinin yeterince alınmaması, özellikle göz kapakları, baldırlar ve ellerde kas spazmlarına neden olabilir."

Zararlı alışkanlara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan uzman doktor; "Sigara ve diğer tütün ürünleri özellikle bacaklarda olmak üzere kas seğirmelerine yol açabiliyor. Bazı ilaçlar da yan etki olarak kas seğirmesi yapabilir. Ancak uzun süreli veya kalıcı kas seğirmeleriniz varsa veya seğirme kasta zayıflık veya kas kütle kaybıyla birlikte ortaya çıkıyorsa o zaman sinir sistemi bozukluğunun belirtisi olabilir." sözlerinin altını çizdi.

Yaş almayla birlikte artan kramplar semptomatik olarak adlandırılıyor. Nörolojik ve sistemik hastalıkların da etkisiyle birlikte ileri yaş gruplarında görülen krampların yoğunluğu artış gösterebiliyor.
Ani kramplarda bir şekilde hareket edilmesi halinde endişe duyulmaması gerektiğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken; "Bazı ilaçlar ve dışarıdan maruz kalınan tetikleyiciler tarafından başlatılabilir ve şiddeti arttırılabilir. Egzersizle tetiklenen ve idyopatik kas krampları genellikle iyi huyludur ve ilerleyici değildir. Bu durumda ana prensip tetikleyicileri önlemektir. Semptomatik kramptan şüphelenildiğinde ise ayırıcı tanı oldukça kapsamlıdır. Orta yaşta yeni başlayan kramplar, yaygın kramplar ve baldır ve de ayak kaslarından farklı kaslarda olan kramplar altta yatan bir hastalık olması açısından uyarıcıdır. Bu durumda bazı kan incelemeleri, elektromiyografi, genetik testler ve hatta kas biyopsisi yapılabilir." sözleriyle duruma karşı nasıl aksiyon alınacağını anlattı.

Günlük hayatta gerçekleştirdiğiniz fiziksel faaliyetlerde aksaklık yaşıyorsanız tam olarak bu noktada dikkatli olmanız gerekiyor! Motor nöron hastalığı olarak bilinen ALS'nin ciddiyetine dikkat çeken uzman doktor, kaslarda güçsüzlük varsa gerekli tetkiklerin yapılması gerektiğini vurguladı.

"ALS başlangıcı mevcutsa; kaslarda güçsüzlük gelişir, yavaş yavaş çalışamaz hale gelir ve kişide felç gelişir. Hastalığın başlangıcı belli belirsiz olabilir ve belirtiler başlangıçta gözden kaçabilir. Kollarda ve bacaklarda güçsüzlük genelde tek bir uzuvda başlar ve sonra diğerlerine yayılır. Konuşma ve yutma güçlüğü, hareketlerde yavaşlık, sertlik ve de kaslarda seğirme ve kas spazmları görülür."

Hastalığa dair belirtilerin düzenli olarak görülmesi galinde nöroloji hekimine başvurulması öneriliyor. Rahatsızlığın şiddetine göre kas ve sinirlerin nasıl çalıştığını gösteren bir test yaptırmak gerekebiliyor. Bu test, hem hastalığın teşhis edilmesi hem de tanının doğruluğu için büyük bir önem taşıyor. Tanıda yer alan bazı hastalıkları elemek için beyin-boyun MRG, kan ve idrar incelemeleri de gerçekleştirilebiliyor. Herhangi bir belirti görülmesi halinde bu yolu izleyerek içinde bulunduğunuz durumun ciddiyetini öğrenebilirsiniz.

Genellikle 40-70 yaş aralığında yoğunluk gösteren ALS hastalığı, erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülüyor. Bu durumun temel nedeni tam olarak tespit edilmese de %20'lik bir fark olduğundan söz etmek mümkün.

Cinsiyet hormonlarının hastalığın görülme sıklığını ve oranını değiştirdiğini belirten uzman doktor; "Bu cinsiyet farkının kesin nedenleri henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak cinsiyet hormonlarının hastalık üzerinde bir etkisi olduğunu düşünebiliriz. Bir olasılık androjenlerden (erkek cinsiyet hormonları) kaynaklanan toksisitedir. Bir başka olasılık da östrojen hormonunun (kadın cinsiyet hormonları) kadınları korumasıdır. Daha geç adet gören ve daha erken menopoza giren kadınlarda ALS riski artmaktadır." sözleriyle hastalığın kadınlarda neden daha sık görüldüğüne dair net bir araştırma sonucu olmadığının altını çiziyor.

ALS hastalığının boyutu ve tedavi süreci bireylere göre farklılık gösterebiliyor. Bu durum her ne kadar kişiden kişiye değişkenlik gösterse de ALS eninde sonunda giderek ilerleyen bir hastalık olarak betimlenebiliyor. Prof. Dr. Dilek Necioğlu Örken, hastalığın tedavi sürecini şu şekilde açıklıyor;
"Hastalığı tamamen geçiren bir tedavisi yoktur. Tedavide kullanılan iki grup ilaç hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Ayrıca solunum, beslenme, yürüme ve konuşmaya yardımcı olan yöntemlerle hastanın bulgularına yönelik tedavi yapılır. Fizik tedavi ve özel cihazlar ile kişinin bağımsızlığı ve güvenliğine yardımcı olur."

