Evde çöpe gidiyordu: Antalya güneşinde tam 5 bin dolar kazandırıyor!

Evlerde eskiyen, yıpranan ya da modası geçti diye hiç düşünülmeden doğrudan çöpe fırlatılan veya yok pahasına elden çıkarılan o eski halıların arkasındaki inanılmaz sır açığa çıktı. Antalya’da buğday hasadı biten tarlalara serilen ve doğadan toplanan o gizemli bitkisel formülle yıkanan eski halılar, yurt dışındaki alıcılar sayesinde adeta birer darphaneye dönüşüyor. İşte tarladaki o renk cümbüşünün arkasında yatan devasa döviz serveti...

Yaz aylarının kavurucu sıcakları henüz kenti tamamen sarmadan önce, Antalya’nın Döşemealtı ilçesindeki devasa tarlalar büyük bir titizlikle sürülerek bu özel işleme hazır hale getiriliyor. Kış aylarında yoğun bir şekilde buğday üretimi gerçekleştirilen bu araziler, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte Türkiye’nin dört bir yanındaki farklı bölgelerden özenle toplanıp getirilen el dokuması halılarla tam bir renk cümbüşüne sahne oluyor.

Tarlalara boylu boyunca serilen binlerce halı, yüksek sıcaklık dereceleri altında güneşte uzun süre bekletiliyor. Bu geleneksel yöntem sayesinde halılar hem tamamen doğal yollarla dezenfekte ediliyor hem de zamanla solan özgün renk tonlarına yeniden kavuşuyor.

Bünyesinde hiçbir sentetik madde barındırmayan ve tamamen organik boyalarla ilmek ilmek dokunan bu nadide eserler, güneşlenme sürecinin başarıyla tamamlanmasının ardından dünya pazarına sunulmak üzere ihracata hazır hale getiriliyor. Güneş altında adeta yeniden hayat bulan halılar, başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki birçok farklı noktaya gönderiliyor. Koleksiyon değeri taşıyan ve geçmişi 50 ila 300 yıla kadar uzanan bazı çok özel antika halılar ise dünyanın en seçkin koleksiyonerleri tarafından 5 bin dolara kadar alıcı bulabiliyor.

Sektörün duayen isimlerinden olan ve tam 1969 yılından bu yana halı ihracatı yaptığını belirten ünlü iş insanı Halil Börekçi, geçmişteki başarılarını ve mesleğin bugünkü durumunu şu sözlerle aktarıyor:
"1989 yılında tam 130 bin metrekare halı ihraç ederek Türkiye genelinde üçüncü oldum. Ancak 2000 yılına geldiğimizde sektörün o eski hareketliliğini kaybetmesi ve ihracat oranlarının dramatik şekilde azalması nedeniyle İstanbul’daki işlerimizi tamamen kapatıp Antalya’ya yerleşme kararı aldım. O yıllarda maalesef Türkiye genelinde halı üretimi de ciddi şekilde azalmıştı. O günden bu yana bu köklü ata mesleğini yaşatabilmek adına, şimdi de Antalya’da halı güneşlemesi operasyonunu yürütüyoruz."

Tarlalara serilen bu değerli halıların tamamının organik yünden oluştuğunu ifade eden Halil Börekçi, kullanılan kimyasalsız üretim metodunun tüm gizemini şu sözlerle deşifre etti:

"Halılarımızın içerisinde hiçbir kimyasal madde bulunmuyor ve tamamı kök boyalarla renklendiriliyor. Kök boya sürecinde 'endikatör' dediğimiz yardımcı doğal maddeler kullanılır. Bu aşamada sütleğen bitkisinin özü, ceviz kabuğu gibi tamamen doğadan elde edilen malzemelerden faydalanılır. Elde edilmek istenen renge göre en uygun boya eklenerek yünler tamamen doğal yöntemlerle boyanır. Halılarımızı çok uzun süre güneş altında bekletiyoruz. Geceleri havanın serinliği ve oluşan doğal nem, gündüzleri ise güneşin yakıcı sıcaklığı sayesinde halılar fazla boya maddelerinden ve tüm zararlılardan tamamen arınıyor."

Anadolu’nun eskiyen halılarının yurt dışında inanılmaz bir rağbet gördüğünü kaydeden Halil Börekçi, sözlerini şöyle tamamladı:

"Biz bu halıları Türkiye’nin dört bir yanından, insanların evlerinde yıllarca bizzat kullandığı eski halılar arasından tek tek topluyoruz. Daha sonra onların üzerinde çeşitli restorasyon ve güneşleme işlemleri gerçekleştirerek yeniden hayat veriyor ve ihraç ediyoruz.

Burada, Türkiye'de 50 ila 100 dolar arasında çok düşük fiyatlara satılan bir halı, yurt dışına gittiğinde çok daha yüksek değerlere alıcı bulabiliyor. Koleksiyon değeri taşıyan o çok özel parçalar ise 3 bin ila 5 bin dolara kadar alıcı bulabiliyor. Bu nedenle doğal kök boyalı, el dokuması halılar dünya genelinde büyük bir ilgi ve hayranlıkla karşılanıyor."