Fail 15 yaşında, kurban 17… Suça sürüklenen çocuk mu, ölüm makinesi mi? 'Sessiz kalmayın'

İstanbul Güngören’de iki grup arasında çıkan kavga, 15 yaşındaki E.Ç.’nin 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ı hayattan koparmasıyla sonuçlandı. Tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Atlas Çağlayan’ın ölümü, benzer şekilde yaşamını yitiren Ahmet Minguzzi cinayetini akıllara getirdi. Peki bu katiller 'suça sürüklenen çocuk' mu yoksa 'ölüm makinesi' mi?

Sinem PAKSOY / POSTA.COM.TR
Henüz reşit bile olmayan çocukların karıştığı cinayet, “suça sürüklenen çocuk” tanımını yeniden sorgulattı. Uzmanların dikkat çektiği şiddet sarmalı, bugün şu soruyu gündeme taşıyor: Bu çocuklar korunamadıkları için suça mı sürükleniyor yoksa şiddetin normalleştiği bir ortamda suç makinesine mi dönüşüyor?

YAN BAKMA TARTIŞMASI CİNAYETE DÖNDÜ!
İstanbul Güngören'de sözlü bir gerginlikle başlayan olay, kısa sürede fiziksel şiddete evrildi. E.Ç.’nin elindeki bıçak, Atlas Çağlayan’ın göğsüne isabet etti. Ambulansla hastaneye kaldırılan Çağlayan, tüm müdahalelere rağmen hayata tutunamadı. Geride kalan acılı aile bir de tehdit mesajlarıyla sarsıldı.

ŞİDDET AYNI, KURBANLAR DEĞİŞİYOR
Olay, geçtiğimiz yıl Kadıköy’de yaşanan Mattia Ahmet Minguzzi cinayetini yeniden gündeme getirdi. 24 Ocak 2025 tarihinde, Tarihi Salı Pazarı'nda yaşanan sözlü tartışmada bıçaklanarak hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'nin annesi de tehdit mesajları almıştı. Güngören’deki vakada da benzer bir trajedi, aynı soruları gündeme taşıdı. Çocuklar suç mu işliyor, yoksa erken yaşta ölüm makinesine mi dönüşüyor?
Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, konuya dair merak edilenleri Posta.com.tr okuyucuları için açıkladı.

ŞİDDETİN İZLERİ ÇOCUKLUKTA ORTAYA ÇIKIYOR
Hazer'e göre, bir çocuğun ileride şiddete yönelebileceğini gösteren işaretler, tekil olaylardan çok tekrarlanan davranış örüntüleriyle ortaya çıkıyor. Empati eksikliği, başkasının acısına duyarsızlık, yoğun öfke patlamaları, kuralları sürekli ihlal etme, suçluluk duygusu hissetmeme gibi belirtiler bu tablonun ilk sinyalleri arasında yer alıyor.
Hayvanlara ya da akranlarına zarar verme davranışları ise riskin daha belirgin hale geldiğini gösteriyor. Önlem alınmazsa ilerleyen süreçlerde bu gibi olaylarla karşı karşıya kalma riski artıyor.

BİYOLOJİK OLARAK ÇOCUK, DUYGUSAL OLARAK SUÇLU!
Uzman isim, çocuğun vicdan ve empati kapasitesinin yalnızca doğuştan gelen özelliklerle açıklanamayacağının altını çiziyor:
"İhmalin, istismarın ve şiddetin normalleştiği ortamlarda büyüyen çocukların beyni, tehdit ve ödül sistemleri üzerinden şekilleniyor. Bu durum, çocuğun biyolojik olarak çocuk kalmasına rağmen duygusal ve davranışsal olarak erken serleşmiş bir profile dönüşmesine yol açabiliyor."

CEZA YETERLİ DEĞİL, TEDAVİ ŞART
Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer'e göre, bu çocuklar yalnızca cezalandırılacak bireyler olarak değil, tedavi edilmesi gereken vakalar olarak ele alınmalı. Ancak bu yaklaşım, sınırsızlık ya da yaptırımsızlık anlamına gelmiyor. Psikiyatrik ve psikolojik müdahalelerin, aileyle birlikte, yapılandırılmış sınırlar ve hukuki düzenlemelerle eş zamanlı yürütülmesi gerekiyor.
Ceza tek başına davranışı bastırırken, tedavi davranışın kaynağını dönüştürüyor. Kalıcı çözüm ise ceza ve tedavinin birlikte uygulanmasıyla mümkün oluyor.
YETİŞKİNLERİN SESSİZ KALMAMASI ÖNEMLİ
Yetişkinlerin yapması gereken ise şiddet içeren davranışları romantize etmeden, çocuğu etiketlemeden ama aynı zamanda görmezden gelmeden erken müdahale etmek. Çocukların en çok zarar gördüğü ortamlar, yetişkinlerin sessiz kaldığı alanlar oluyor. Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, güvenli çocukların, tehlikeyi tanıyabilen ve yalnız bırakılmadığını bilen çocuklar olduğunun altını çiziyor.

KATİLİ NE KADAR CEZA ALACAK?
Cinayetin failinin 15 yaşında olması hukuki süreci tartışmaya açarken, Zafer İşeri CNN Türk’te yaptığı değerlendirmede, çocuk failler için öngörülen ceza aralıklarını, infaz indirimi ihtimallerini ve davanın hangi noktaya evrilebileceğini tüm ayrıntılarıyla anlattı.
Avukat Zafer İşeri'nin açıklamaları şöyle:
"Türk Ceza Kanunu’na göre kasten öldürme suçunun cezası yetişkinler için ağırlaştırılmış müebbet hapis. Ancak failin çocuk olması, ceza sisteminde önemli değişiklikler yaratıyor. 15–18 yaş arası çocuklar için kasten öldürmenin cezası 18 yıldan 24 yıla kadar hapis. Ancak infaz yasaları devreye girdiğinde, bu cezanın fiilen cezaevinde kalınan süresi 10–12 yıl seviyelerine kadar düşebiliyor. Bu durum kamuoyunda 'adalet duygusunu zedeleyen bir tablo' olarak değerlendiriliyor.
İfade metninde ‘üzerime yürüdü’, ‘bana hakaret etti’ gibi beyanlar yer alıyor. Bunlar ilerleyen aşamalarda meşru müdafaa ya da haksız tahrik iddiasına dönüştürülebilir.
Tanık ifadeleriyle desteklenmesi hâlinde, 24 yıl olarak öngörülen cezanın 5–7 yıl seviyelerine kadar düşmesi ihtimal dâhilinde.
Ciddi bir ceza yaptırımıyla karşılaşmayan çocuklar, cezaevinden verdikleri pozlarla sanki iyi bir şey yapmışçasına davranabiliyor. Bu da benzer olayların artmasına zemin hazırlıyor.
Hukuk, bu nedenle failleri 'katil çocuk' değil, 'suça sürüklenen çocuk' olarak tanımlıyor. Ancak bu tanım, suçu hafifletmek değil; sorumluluğu genişletmek anlamına geliyor. Aile, okul, sosyal çevre, dijital içerikler, toplumsal denetim eksikliği bu tür olayların arka planında önemli rol oynuyor.
Bir yetişkinin bile kolayca gerçekleştiremeyeceği bir vahşeti çocukların işlemesi, toplum olarak sorumluluğumuzu yerine getiremediğimizi gösteriyor."
ATLAS ÇAĞLAYAN’IN KATİLİNİN ALACAĞI CEZA
Mevcut yasal çerçeveye göre:
Teorik ceza: 18–24 yıl hapis
Muhtemel infaz süresi: 10–12 yıl
Tahrik veya meşru müdafaa kabul edilirse: 5–7 yıl