Gece ve sabah öksürüğüne dikkat! Uzman isimden önemli uyarı

Geçmeyen öksürük çoğu zaman basit nedenlerle ortaya çıksa da bazı durumlarda akciğer hastalıklarının önemli bir işareti olabiliyor. Haftalarca süren kronik öksürükte sürenin yanı sıra öksürüğün karakteri, ne zaman arttığı ve eşlik eden belirtiler, altta yatan nedenin belirlenmesinde önemli ipuçları veriyor.

Öksürük, solunum yollarını yabancı maddelerden ve salgılardan koruyan doğal bir savunma mekanizması. Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının ardından bir süre devam edebilen öksürük, uzaması veya farklı belirtilerle birlikte görülmesi halinde değerlendirilmesi gereken bir tabloya dönüşebiliyor. Uzun süren her öksürük ciddi bir hastalık anlamına gelmese de astım, KOAH, bronşektazi ve bazı enfeksiyonlar gibi farklı nedenler öksürüğün altında yatabiliyor.
Uzm. Dr. Esma Seda Akalın, erişkinlerde sekiz haftadan uzun süren öksürüğün “kronik öksürük” olarak tanımlandığını belirterek değerlendirme için mutlaka bu sürenin dolmasını beklemek gerekmediğine dikkat çekti.

Öksürüğün uzaması veya giderek şiddetlenmesinin yanı sıra bazı belirtilerin tabloya eşlik etmesi durumunda daha erken hekime başvurulması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Akalın, “Özellikle kanlı balgam, artan nefes darlığı, göğüs ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, uzayan ateş ya da genel durumda bozulma eşlik ediyorsa daha erken hekime başvurulmalıdır. Öksürükte yalnızca takvime değil, öksürüğün yanında ne olduğuna da bakıyoruz. Alarm belirtileri varsa beklemek doğru değildir” dedi.

Uzun süren her öksürüğün “alerji” olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirten uzman isim; astım ve öksürük varyant astım, eozinofilik hava yolu hastalıkları, burun ve sinüs hastalıkları, bazı reflü tabloları ve bazı tansiyon ilaçlarının kronik öksürüğün sık nedenleri arasında bulunduğunu söyledi. Tütün ve diğer inhalasyon maruziyetlerinin yanı sıra KOAH, bronşektazi, enfeksiyonlar ve interstisyel akciğer hastalıklarının da kronik öksürüğe yol açabileceğini ifade etti.
Hastayı doğrudan “alerji” veya “reflü” şeklinde etiketlemek yerine olası nedenlerin sistematik biçimde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Akalın, bazı hastalarda tüm olası nedenlerin araştırılıp uygun şekilde tedavi edilmesine rağmen öksürüğün devam edebildiğine dikkat çekti.
Bu kişilerde öksürük refleksinin aşırı duyarlı hale gelebileceğini belirten Akalın, parfüm, tütün dumanı, soğuk hava, temizlik ürünleri hatta konuşma gibi normalde ciddi bir sorun yaratmayacak uyaranların dahi öksürüğü tetikleyebildiğini kaydetti.

Haftalarca devam eden öksürüğün astım, KOAH ve bazı enfeksiyonların belirtisi olabileceğini aktaran uzman isim, uzun süren her öksürüğün ciddi bir hastalık veya kanser anlamına gelmediğinin de altını çizdi.
Astımın bazı hastalarda hırıltı veya nefes darlığı olmadan yalnızca öksürükle ortaya çıkabileceğini ve bunun “öksürük varyant astım” olarak adlandırıldığını ifade eden Akalın; KOAH, bronşektazi, tüberküloz, bazı diğer enfeksiyonlar ve interstisyel akciğer hastalıklarının da uzun süren öksürüğe yol açabileceğini söyledi.
Akciğer kanserinde ise yeni başlayan ve geçmeyen öksürüğün ya da daha önce var olan öksürüğün karakter değiştirmesinin görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Akalın, değerlendirmede hastanın yaşı, tütün kullanım öyküsü, mesleki ve çevresel maruziyetleri ile eşlik eden belirtilerin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Amacımız her uzun süren öksürükte hastayı korkutmak değil, önemli bir hastalığın ilk işareti olabilecek öksürüğü gözden kaçırmamaktır.”

Tütün ürünü kullanan kişilerin uzun yıllardır öksürdükleri için bu durumu zamanla normal kabul edebildiklerini söyleyen Akalın, “Tütün kullanan bir kişinin sürekli öksürmesini normal kabul etmemeliyiz” uyarısında bulundu.
Kronik öksürük ve balgamın kronik bronşit ve KOAH'ın belirtileri olabileceğini ifade eden uzman isim, tütün kullanımının aynı zamanda akciğer kanseri açısından da en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu belirtti.
Özellikle yeni başlayan veya karakter değiştiren öksürüğe kanlı balgam, kilo kaybı, nefes darlığı ya da göğüs ağrısının eşlik etmesi halinde değerlendirme gerektiğini vurgulayan Akalın, “‘Tütün kullanıyorum, öksürmem normal’ düşüncesi tanıda gecikmeye neden olabilir” dedi.

Öksürüğün gece, sabaha karşı veya sabah saatlerinde yoğunlaşmasının bazı hastalıklar açısından ipucu verebileceğini ancak tek başına tanı koydurmayacağını belirten uzman isim, gece veya sabaha karşı artan, egzersiz ya da soğuk havayla tetiklenen öksürüğün astımda görülebileceğini söyledi.
Burun ve sinüs hastalıkları ile bazı reflü tablolarında özellikle yatışla ilişkili öksürüğün ortaya çıkabileceğini kaydeden Akalın, sabahları balgamla birlikte belirginleşen kronik öksürüğün ise özellikle tütün kullanım öyküsü bulunan kişilerde kronik bronşit veya KOAH açısından dikkat çekici olabileceğini belirtti.
“Gece öksürüğü astımdır, sabah öksürüğü KOAH'tır gibi kesin bir ayrım yapamayız. Öksürüğün zamanı, karakteri, tetikleyicileri ve eşlik eden belirtileri birlikte değerlendirilmelidir.”

Öksürükle birlikte görülen kanlı balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı, ses kısıklığı ve açıklanamayan kilo kaybının önemsiz kabul edilmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Akalın, özellikle hemoptizinin, yani öksürükle birlikte ağızdan kan gelmesinin nedeninin mutlaka araştırılması gereken önemli bir bulgu olduğunu söyledi.
Kanamanın fazla veya tekrarlayıcı olması ya da ciddi nefes darlığı ve genel durumda bozulmanın eşlik etmesi halinde acil değerlendirme gerekebileceğini ifade eden uzman isim; açıklanamayan kilo kaybı, giderek artan nefes darlığı, devam eden göğüs ağrısı, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve kalıcı ses kısıklığının da geçmeyen öksürükle birlikte görülmesi durumunda araştırılması gerektiğini kaydetti.
Bu belirtilerin mutlaka kanser anlamına gelmediğini vurgulayan Akalın, “Buradaki mesaj hastayı korkutmak değil; alarm belirtisi varsa ertelememektir” dedi.

Kronik öksürüğü bulunan her hastaya doğrudan akciğer tomografisi çekilmesinin doğru olmadığını belirten Akalın, tanıya giderken ilk adımın ayrıntılı öykü ve fizik muayene olduğunu söyledi.
Öksürüğün süresi ve karakterinin yanı sıra kullanılan ilaçlar, tütün ve elektronik sigara dahil inhalasyon maruziyetleri, mesleki maruziyetler ve eşlik eden belirtilerin sorgulanması gerektiğini ifade eden uzman isim, kronik öksürüğün temel değerlendirmesinde akciğer grafisi ve solunum fonksiyon testinin önemli ilk basamak incelemeleri olduğunu belirtti.
Akciğer grafisi ve fizik muayenesi normal olan her hastaya rutin tomografi önerilmediğini söyleyen Uzm. Dr. Akalın; alarm bulgularının bulunması, grafide anormallik saptanması, bronşektazi veya interstisyel akciğer hastalığından şüphelenilmesi ya da uygun değerlendirmeye rağmen öksürüğün nedeninin açıklanamaması halinde tomografiye ihtiyaç duyulabileceğini aktardı.
“Kronik öksürükte amaç mümkün olduğunca çok tetkik yapmak değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru tetkiki yaparak altta yatan nedeni ortaya koymaktır.”