Geçmişte yaşadıklarına kimse inanmıyor! Milyon dolarlık yıldızların şaşırtan hikâyeleri 'Çöpte krampon arıyordum'
Tribünlerden bakınca futbolcuların hayatı kusursuz görünebilir. Milyonlarca euro kazanan, dünyanın en büyük statlarında oynayan ve binlerce insan tarafından alkışlanan yıldızlar... Fakat dünyanın her noktasında tanınan birçok futbolcunun hikâyesi, ışıklar altında başlamadı. Kimileri açlıkla mücadele etti, kimileri okul yerine çalışmak zorunda kaldı, kimileri ise yoksulluğun ve dışlanmışlığın tam ortasında büyüdü.

Tribünlerden bakınca futbolcuların hayatı kusursuz görünebilir. Milyonlarca euro kazanan, dünyanın en büyük statlarında oynayan ve binlerce insan tarafından alkışlanan yıldızlar... Fakat dünyanın her noktasında tanınan birçok futbolcunun hikâyesi, ışıklar altında başlamadı. Kimileri açlıkla mücadele etti, kimileri okul yerine çalışmak zorunda kaldı, kimileri ise yoksulluğun ve dışlanmışlığın tam ortasında büyüdü.

Sinem Paksoy
Sinem.paksoy@posta.com.tr
Bugün dünyanın en büyük yıldızları arasında gösterilen birçok futbolcu için futbol sadece bir oyun değildi. Yoksulluktan çıkışın, hayata tutunmanın ve hayallerine ulaşmanın tek yoluydu. Peki, bir zamanlar yoklukla mücadele eden bu isimler, nasıl birer yıldıza dönüştüler?

Bugün gol attığında statları ayağa kaldıran Victor Osimhen'in çocukluğu, futbol sahalarından çok uzak bir yerde geçti. Nijeryalı yıldız, ailesine destek olabilmek için küçük yaşlardan itibaren çalışmak zorundaydı.
Afrika'nın bazı bölgelerinde yaygın olan drenaj kuyularına inerek temizlik ve bakım işlerinde çalışıyordu. Derin kuyulara merdivenle inen kişinin çoğu zaman kendisi olduğunu anlatan yıldız futbolcu, o günleri tek bir cümleyle özetliyor:
"Pis işti."

Futbol ise onun için boş zamanlarda oynayabildiği bir tutkuydu. Boş zamanı ise neredeyse hiç yoktu. Ağabeyinin sattığı spor gazetelerinin kapaklarında gördüğü Didier Drogba ve Zlatan Ibrahimovic fotoğrafları, Osimhen'in hayal dünyasını süslüyordu. O günlerde belki Avrupa'nın en büyük kulüplerinde oynayacağını bilmiyordu ama pes etmeyi de hiç düşünmedi.Bugün ise aynı çocukluk kahramanlarının izinden giden bir dünya yıldızı olarak milyonlarca genç futbolcuya ilham veriyor.

Sadio Mane'nin hikâyesi de futbolun en etkileyici başarı öykülerinden biri olabilir. Senegal'in küçük bir köyünde doğan Mane, çocukluğunu büyük maddi sıkıntılar içinde geçirdi. Ailesinin ekonomik durumu nedeniyle okula gitme şansı bulamadı. Günleri çalışarak ve sokaklarda futbol oynayarak geçiyordu.
Henüz 15 yaşındayken hayalinin peşinden gitmek için köyünden ayrıldı ve Dakar'a gitti. Bu cesur karar hayatını değiştirdi. Önce Generation Foot'ta, ardından Fransa'nın Metz takımında kendini göstermeyi başardı. Sonrası ise adeta bir peri masalıydı: Salzburg, Southampton, Liverpool ve dünya futbolunun zirvesi... Ancak Mane'yi farklı yapan sadece sahadaki performansı değil.

Çocukluğunda yaşadığı zorlukları hiç unutmayan Senegalli yıldız, kazandığı servetin önemli bölümünü doğduğu bölgeye harcıyor. Okullar, hastaneler, camiler yaptırıyor ve ihtiyaç sahiplerine destek oluyor. Belki de bu yüzden futbol dünyasında Mane denildiğinde akıllara sadece harika bir kanat oyuncusu değil, örnek bir insan geliyor.

Romelu Lukaku'nun hikâyesi ise biraz daha farklı. Belçika gibi refah seviyesi yüksek bir ülkede büyümesine rağmen ailesi ciddi ekonomik sıkıntılar yaşıyordu. Evde sütü suyla karıştırarak içtikleri günler oluyordu. Sıcak su için kettle'da su kaynatılıyor, ekmek bazen veresiye alınıyordu.
Bu şartlar küçük Romelu'nun dünyaya bakışını erken yaşta değiştirdi. Futbol onun için eğlence değil, bir mücadeleydi. Rakiplerine karşı oynadığı her maçta sanki hayatını değiştirecek son fırsata çıkıyormuş gibi hissediyordu. Hatta yıllar sonra bunu şu sözlerle anlattı:
“Belçika tarihindeki en iyi futbolcu olmak istiyordum. Hedefim buydu. Harika olmak değil en iyi olmak. Dairemizde dolaşan fareler, Şampiyonlar Ligi’ni izleyememem, diğer ebeveynlerin bana bakışları gibi pek çok nedenden ötürü hep büyük bir öfkeyle oynadım.”

Bugün kariyerinde birçok başarıya sahip olsa da hikâyesi bize futbolun bazen yalnızca bir spor olmadığını gösteriyor. Kimi zaman bir kaçış yolu, kimi zaman bir meydan okuma, kimi zaman da hayata karşı verilen en büyük mücadele...

N'Golo Kanté İSE Fransa’da göçmen bir ailenin çocuğu olarak mütevazı bir hayat içinde büyüdü. Çocukken ailesine destek olabilmek için çöp toplayıcılığı yaptığı ve küçük işlerde çalıştığı biliniyor.
Profesyonel futbolcu olacağı uzun süre kimse tarafından düşünülmedi. Küçük kulüplerden başlayan kariyeri, Leicester City’deki efsane şampiyonluk sezonu bir yıldıza dönüştü.
Daha sonra Chelsea ile Şampiyonlar Ligi, Fransa Milli Takımı ile Dünya Kupası kazandı. Sessiz karakteri ve büyük çalışkanlığıyla modern futbolun en özel hikâyelerinden birine sahip oldu.

Osimhen, Mane, Kante ve Lukaku'nun hikâyeleri birbirinden farklı olsa da ortak bir noktaları var ki hiçbiri başarıya kolay ulaşmadı.
Bugün milyonların izlediği yıldızlar olarak sahaya çıkıyorlar ancak onların geçmişine baktığımızda drenaj kuyularını, yoksul köyleri, veresiye ekmekleri ve kırılması zor hayat şartlarını görüyoruz.
Belki de futbolu bu kadar büyüleyici yapan şey tam olarak bu. Çünkü bazen bir topun peşinden koşan çocuk, yalnızca maç kazanmaya değil, kaderini değiştirmeye çalışıyor.

