Gökhan Türkmen: Müzik edebi olmalı, abuk sabuk sözlerle müzik yapılmaz

Gökhan Türkmen, son yirmi yılda üretimiyle çok hak edilmiş bir koltukta oturuyor. Hafızamıza kazınan, duygusu olan şarkılar yapıyor. Ama işi dışında ortalarda çok görmediğimiz için konuşurken beni epey şaşırtıyor. Çok net, direkt biri. Şarkılarından dolayı çok duygusal olduğunu düşünüyorsunuz ama bir o kadar da gerçekçi. Buyurun sohbetimize…

Nasılsınız, nasıl bir döneminizdesiniz?
Güzel, yoğun bir dönemdeyim. Her şey iyi, çok şükür.
Günümüzde çok az müzisyenin yapabildiği bir şeyi yapıyorsunuz. Yarına kalan şarkılar üretiyorsunuz. Var mı bir sırrı, kerameti?
Varsa bir sır samimiyet bence. Üretmek için üretmiyorum hiçbir zaman. Yaptığım işi gerçekten keyif alarak ve özenle, disiplinle yapıyorum. Hiçbir zaman kendimi star gibi de hissetmediğim için, o şekilde hareket de etmiyorum. Hiç kendini pohpohlayan bir adam olmadım. Tamamen bir tutku benim için müzik, o da üretimime yansıyor sanırım.

SEVDİĞİM BİRİYLE KÜS OLMAK BENİ ÖLÜMDEN BİLE ÇOK ÜZER
Yakın zamanda bir sohbetinize denk geldim. ‘Gökhan Türkmen ne kadar komik biriymiş ya’ dedim…
Eğlenceli olduğumu düşünüyorum ben de. En azından sıkıcı biri değilim. (Gülüyor) Özellikle komik olma gayretim yok ama genel olarak hayata daha müstehzi bakıyorum.
Çok duygusal şarkılar yaptığınız için sizi genelde ne üzer diye merak ediyorum…
Ben mutluluğu da mutsuzluğu da çok tepelerde yaşayan biri değilim. Ölüm kalım, sağlık gibi konular dışında hiçbir şey beni çok üzmez. Abartılı mutlu da etmez. Küslük üzer ama mesela. Hatta sevdiğim biriyle küs olmak beni ölümden bile çok üzebilir.

BANA YAPILAN HATAYI DA KENDİ YAPTIĞIM HATAYI DA UNUTMAM
‘Özür Derim’ çok sevdiğim şarkılarınızdan biri. Bence özür dilemeyi bilen insan, o kadar az ki… Siz kolay özür dileyebilen biri misiniz?
Çok kolay teşekkür ederim çok da kolay özür dilerim. Bazen haklı olduğumu düşündüğümde bile ‘konu uzamasın, yeter’ deyip özür dilerim. Ama sonra karşımdakinin yaklaşımına da dikkat ederim. Yani aslında haklıyken özür dilediysem ona durumu anlaması için bir süre veririm. Baktım o özrü karşılayamadıysa, o zaman ayrı bir konu. Geçmiş olsun…
Bir anda küt diye hayatınızdan çıkarabilir misiniz birini?
Çok net çıkarırım. Karşımdaki hatanın farkında olursa, ille özür dilemesi de gerekli değil ama o mahcubiyeti görürsem bu yeterli; değilse o mesafeyi direkt koyarım. Kinci değilim ama hatayı da unutmam. Kendi yaptığım hatayı da unutmam ama! Hassasımdır yani. Ben borcumu unutmam, borç verdiğimi unutmam, hata yapanı unutmam. Unutmam yani hiçbir şeyi. (Gülüyor)

‘POP REZİL BİR YERE GİDİYOR’ DİYORLARDI ŞİMDİ RAP ALDI BAŞINI GİDİYOR
Müziğin ya da hayatın çok yozlaştığı eleştirilerine katılıyorsunuz o zaman?
Yozlaşma kesin ama ben o bahsedilen kesimle aynı işi yapmıyorum. Karşılaştırılacak pozisyonda bile değilim. Michelin yıldızlı yemek yapan bir restoranla, sokak arasındaki herhangi bir yeri karşılaştırabilir misiniz mesela? Bir klasmanı olması lazım değil mi?
Nasıl mesela?
Atıyorum bir yarışmaya gireceksiniz, önce o yarışma için gerekli şartlara haiz olmanız gerekmez mi? Rap dünyasından bahsediyorsak; müzik diye bir şey yok ortada. Eskiden pop müziğin rezil bir yere gittiğini söylüyorlardı. ‘Bakkal şarkısı’ vs eleştirileri vardı. Şimdi rap beter bir hale geldi. Elbette işini iyi yapanları tenzih ediyorum. Ama sırf para kazanmak için yaratılan bir endüstriye dönüştü o alan. Ortada bir sanat yok.
Yeni şarkınız ‘Bir Başına’ çıktı. Yine tam bir Gökhan Türkmen şarkısı. Tarzınızı bu kadar net oturtmanız da çok takdir edilesi…
Çok teşekkür ederim. Bu da yine başından beri konuştuğumuz şeyle ilgili. Şarkının sözü müziği Birkan Nasuhoğlu’nun. Bana bir gece yarısı bu şarkıyı attığında, ‘Aa ne güzel, tam benlik bir şarkı’ dedim. ‘Abi, zaten sen oku diye attım’ dedi. O şarkıyı bana yollamasının bir sebebi var. Bu şarkı çok tutar, şu kadar tıklanır değil. Bu şarkı Gökhan’a yakışır, iyi yorumlar yaklaşımının sonucu.

SAHNE, BİRAZ YÜKSEK EGO İSTİYOR O BENDE YOK
Sizin müziğinizi çok edebi buluyorum. Peki, müzik mutlaka edebi olmalı mı sizce?
Müzik size bir ilham vermeli. Fikir vermeli. Güç vermeli. Müzik bir sanat neticede. Bestesi de sözü de edebi olmalı. Abuk sabuk laflarla, ‘hadi gel yavrum, otur kucağıma’ gibi sözlerle yapılan şeye müzik denmez.
Ama örneği çok. Rap müzikte hep benzer sözler dinliyoruz ve çok alıcısı var…
Çok dinlenmesi onu değerli yapmıyor. Zaten Türkiye eğitim olarak çok edebi bir yerde değil. Biz eğitimimize, sanatımıza çok dikkateden bir toplum değiliz maalesef. Türkçe çok edebi bir dil ama biz onu mahvetme yolunda ilerliyoruz.

Çok zor zamanlardan geçtiniz mi?
‘İnanılmaz zorluklar çektim’ diyemem ama belli bir karşılığını güzel olarak aldığınız hiçbir süreç zaten kolay değildir. En başlarda, ‘Yeter artık, yapmayacağım’ diyerek vazgeçme noktasına geldiğim çok oldu. Ama başka bir şey yapamayacağımı anladığımda yine dön dolaş işime sarıldım. ‘Ben sadece mutfakta olmalıyım, sahne adamı değilim galiba’ dediğim de çok oldu.
Yok artık, gerçekten mi?
Şu an bile inanılmaz bir özgüvenle çıkmıyorum insanların karşısına. Sahne adamı olmak biraz yüksek ego ister, biraz kibir ister, o ego bende olmuyor. Öyle olmak için kendimi zorluyorum hatta. ‘Oğlum bak iyisin, buraya insanlar senin için geldi, manyak mısın?’ diyorum. (Gülüyor)

AŞK, YİRMİ YIL SÜRMEZ ONUN BİR ÖMRÜ VAR
Eşiniz Sinem’le hem birlikte çalışıyorsunuz hem yıllardır çok istikrarlı bir evlilik yürütüyorsunuz. Bunca zamandan sonra aşk kalıyor mu?
Aşkın uzun süreli bir şey olduğunu düşünmüyorum. Sevgi, saygıdır aslolan. Saygı hepsinden önemli. İkisinin olduğu süre içinde de aşkın arada bir küçük patlamalar yaşattığını düşünüyorum. Ama aşk denilen şey yirmi yıl sürmez. ‘Her baktığımda gözlerim doluyor’ falan öyle bir şey yok.
‘Yıllardır hâlâ çok aşığım’ diyenler de var ama…
Ben onun kesinlikle belli bir süresi olduğunu düşünüyorum. Tabii ne yaşadığınıza da bağlı. Kopuk kopuk, bir şeyleri halletmeye çalışarak yaşıyorsan, o aşk uzun sürebilir. Kavuşamamaktan dolayı sürer. Ya da kavuşup yine sürekli alengirli, tansiyonlu bir şeyler yaşıyorsanız da sürebilir ama bir noktaya varmış, her şeyi yoluna soktuğunuz bir aşkın devamı olmaz. Ama sevgiyle devam eden ilişkide; karakterli, sorumluluk sahibi bir insansanız, yaşadığınız o sevgiye saygınız oluyor. O da size başka bir güç kudret veriyor. İşte o zaman ‘ben bu kadın için yaratılmışım’ diyorsunuz. Ben böyle bir şey yaşıyorum.