Gramı tam 12 dolar, piyasada altınla yarışıyor! Yılda sadece 3 hafta süresi var: Neden bu kadar pahalı olduğunu kimse bilmiyor
Gram fiyatı 10-12 dolar aralığında seyreden ve kimse tam olarak nedenini tam bilmese de adeta altınla yarışan safran, yeryüzünün en yüksek maliyetli baharatı unvanını elinde bulunduruyor. Bu meşakkatli ürünün sadece 1 kilogramını elde edebilmek adına, tahminen 150 bin adet çiçeğin insan eliyle tek tek toplanması zorunluluğu bulunuyor.

Gram fiyatı 10-12 dolar aralığında seyreden ve kimse tam olarak nedenini tam bilmese de adeta altınla yarışan safran, yeryüzünün en yüksek maliyetli baharatı unvanını elinde bulunduruyor. Bu meşakkatli ürünün sadece 1 kilogramını elde edebilmek adına, tahminen 150 bin adet çiçeğin insan eliyle tek tek toplanması zorunluluğu bulunuyor.

Literatürde sıklıkla "kırmızı altın" ismiyle anılan safran, küresel çaptaki en pahalı baharat olma niteliğini istikrarlı bir şekilde sürdürüyor. Wionews tarafından paylaşılan güncel verilere bakıldığında, en üst kalitedeki birinci sınıf safranın gramının 10 dolardan başlayıp 12 dolara kadar varan rakamlarla kendisine alıcı bulduğu görülüyor.
Sektörün önde gelen tarım uzmanları ile üreticileri, bu denli yüksek bir fiyat politikası izlenmesinin ana sebebini; bitkinin toprağa ekilmesinden hasat edilmesine ve nihai üretim aşamasına kadar geçen tüm periyotlarda aşırı derecede yoğun bir iş gücüne ihtiyaç duyulması şeklinde açıklıyor.

Baharat olarak tüketilen safran, tarım dünyasındaki bilimsel adı Crocus sativus olan çiğdem çiçeğinin uç kısmındaki tepecik bölümlerinden çıkartılıyor. Bahsi geçen bu çiçeklerin her birinin bünyesinde, baharat üretimine elverişli olan yalnızca üç adet ince ve kırmızı renkli tepecik yer alıyor.
Resmi üretim istatistiklerinden elde edilen bilgilere göre, kurutulmuş halde 1 kilogram safran elde etmeyi başarmak için ortalama 150 bin çiçeğin işçiler tarafından tek tek toplanması mecburiyeti bulunuyor. Çiçeklerin son derece hassas ve narin bir fiziksel yapıya sahip olması sebebiyle, toplama ve hasat adımlarında hiçbir şekilde makineleşme standardına geçilemiyor; dolayısıyla tüm bu süreçler doğrudan doğruya işçilerin el emeğiyle yürütülüyor. Neticede 1 kilogramlık bir ürün hacminin ortaya çıkabilmesi, ortalama 400 saatlik yoğun bir insan emeğinin harcanmasını gerektiriyor. Bahsi geçen bu aşırı yoğun el işçiliği faktörü de ürünün son satış maliyetini oluşturan en devasa harcayış kalemi olarak karşımıza çıkıyor.

Safran tarımındaki bir diğer en kritik ve zorlayıcı unsur ise çok dar bir zaman kısıtlamasının bulunmasıyla kendisini gösteriyor. Söz konusu çiğdem bitkisi, sonbahar mevsimi geldiğinde sadece iki ila üç haftalık son derece kısa bir zaman zarfında çiçek açıyor.

Bununla da kalmayıp, safranın yapısında barındırdığı o kendine has aromatik özelliklerin ve tat veren özel bileşenlerin güneşten yayılan ışınlar nedeniyle zarar görüp kalitesini yitirmemesi için, üreticiler toplama ve hasat faaliyetlerini her gün sabahın ilk ışıklarından, yani gün doğumundan önce tamamlamak mecburiyetinde kalıyorlar.

Safran bitkisinin sahip olduğu kendine has biyolojik fonksiyonlar da bu üretimin tamamen insan eline ve faaliyetine bağımlı kalmasına yol açıyor. Kısır bir bitki türü olma özelliği taşıyan safran çiğdemi, doğada kendi kendine yaşam döngüsünü sürdürebilecek nitelikte tohum üretemiyor.

Bu sebepten ötürü, türün geleceğe aktarılması ve tarlalarda yeni bitkilerin filizlenip yetişmesi, sadece kök soğanlarının insanlar vasıtasıyla toprağa elle tek tek dikilmesiyle mümkün kılınıyor. Yani bu tarım kültürünün yeryüzündeki varlığı, doğrudan doğruya çiftçilerin gerçekleştirdiği tarımsal faaliyetlerin sürekliliğine dayanıyor.

