Halk arasında ‘gece yanığı’ olarak da biliniyor! Ufak bir kızarıklıkla başlıyor: Ömür boyu süren ağrıların sebebi olabilir!

Cilt problemleri, farklı pek çok etkene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Halk arasında gece yanığı olarak da bilinen zona da sık karşılaşılan cilt rahatsızlıkları arasındadır. Her ne kadar cildi etkileyen lezyonlarla görülse de zonaya neden olan virüsler aslında genel sağlığımızı büyük ölçüde etkileyebilir. Peki, zona nedir, neden ortaya çıkar ve nasıl geçer? Dermatoloji bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Derya Can, tüm bu soruların yanıtını Posta.com.tr okuyucuları için açıkladı.

Beyza Erdoğan – Posta.com.tr / Zona ya da halk arasındaki ismiyle gece yanığı; suçiçeği virüsü ile meydana gelen, çok şiddetli ağrının eşlik ettiği, deride su dolu kabarcıklar ve sivilceler ile seyreden mikrobik bir hastalıktır.
Zona hastalığının oluşabilmesi için vücudumuza daha önceden suçiçeğine neden olan virüs; ya anne rahmindeyken anne kanı ile ya bebekken yapılan suçiçeği aşısı ile ya da suçiçeği hastalığını geçirmek yoluyla alınmış olması gerekir. Peki, zona neden ve nasıl ortaya çıkar? Belirtileri nelerdir, nasıl tedavi edilir? İşte detaylar…

STRES, UYKUSUZLUK, ŞEKER HASTALIĞI EN BÜYÜK TETİKLEYİCİLER!
Dermatoloji bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Derya Can zonanın tetikleyicileri hakkında, “Zonaya neden olan suçiçeği virüsü bir sinir köküne saklanır ve orada sessizce hayat boyu vücut içerisinde yaşar. Yoğun stres, ani kilo alma ya da verme, uykusuzluk, gebelik, emzirme, enfeksiyon hastalıkları, şeker, kalp hastalığı gibi kronik hastalıklar, kanser hastalıkları, vücut direncini düşüren ilaçlar kullanmak, yaşlanmaya bağlı bağışıklık direncinin düşmesiyle birlikte bu virüs saklandığı sinir kökünde birdenbire canlanarak hızla çoğalabilir ve hem o sinir kökünden çıkan sinirlerin kılıfında hem de o sinirlerin geçtiği deride yaralar ve su dolu kabarcıklara neden olur. İşte bu yüzden zona hastalığı tipik olarak vücudun sağ veya sol tek bir tarafında ve tek bir sinir hattı boyunca bölgesel ağrıya ve yaralara neden olan ciddi bir mikrobik hastalık olarak kendini gösterir.” dedi. Dr. Can, özellikle kronik hastalığa sahip olanların risk altında olduğunun altını çizdi.

‘AĞRI BAZEN ÖMÜR BOYU SÜREBİLİR!’
Zona hastalığının tedavi süresi ve yakalanma riskine en yatkın olan kişiler sorulduğunda ise uzman isim, “Hastalığın şiddeti ve süresi tamamen hastanın vücut direnci ile paralel seyreder. Öyle ki vücut direnci çok düşmemiş genç bir kişide; hafif ağrı veya kaşıntılı birkaç sivilce ile seyredip yaklaşık 1 hafta içinde kendiliğinden tedavisiz bile iyileşirken, vücut direnci çok fazla düşmüş, yaşlı, kronik hastalığı olan bir kişide zonklayıcı, bıçak saplanır tarzda şiddetli ağrı ile seyreden (bazen ilk başlangıçta kalp krizi, akut apandisit veya böbrek taşı ağrısı ile karıştırılabilir), bulunduğu sinir hattının bir üstünü ve bir altını tutacak şekilde yaygın, sulantılı, hatta bazen ülserli yaralara bile neden olabilir.” dedi ve sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Derideki bu yaralar yaklaşık 2-3 hafta içinde ciddi tedaviler ile iyileşse bile sinir kılıfı harabiyeti hemen tamir olamayacağı için ağrı bazen birkaç hafta, bazen birkaç ay, bazen birkaç yıl ve hatta bazen hayat boyu bile sürebilir. Ayrıca suçiçeği virüsü vücudumuza ilk girdiği zaman eğer baş bölgesindeki sinir köklerine saklandıysa, bağışıklık direncimiz düştüğünde oluşan zona hastalığı bu sefer yüzümüzde oluşur ve yüz bölgesini tutan zona hastalığının sekelleri yüz felci, beyin iltihabı (ensefalit), kalıcı körlük ve kalıcı sağırlık gibi çok daha ağır olabilir.”

TEDAVİDE B12 ÇOK ÖNEMLİ!
Uzman isim hastalık tedavisinde özellikle belli başlı ilaç ve vitaminlere şu sözleri ile dikkat çekti:
“Zona hastalığının tedavisinde özellikle ilk 3 gün antiviral ilaçlara başlamak hastalığın seyrinde çok önemlidir. Bu nedenle hastalar sadece bir bölgede lokalize, grup yapmış, ağrılı, su dolu yaraları önemsemeli hemen acilen bir hekime başvurmalıdır. Bizler hastalara antiviral ilaçlara ek olarak, ağrı kesiciler, sinir kılıfı tamirinde görevli olan B12 vitamini ve yara bakımı önermekteyiz. Ayrıca hastalarımıza yatak istirahati yapmalarını, yaralarına temiz bakmalarını, geniş ve rahat kıyafetler giymelerini, ılık suyla duş almalarını, stres ve sıkıntıdan uzak durmaya çalışmalarını ve özellikle kırmızı et, yumurta, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi B12 vitamininden zengin gıdalarla beslenmelerini tavsiye ediyoruz.”

TEMASLA, NADİREN SOLUNUM YOLUYLA YAYILABİLİR!
Son derece ağrılı ve zorlu geçen bir hastalık olan zona ile ilgili olarak bulaş yolları da merak konusu. Dr. Öğr. Üyesi Derya Can, bulaş yolları ile ilgili olarak “Zona hastalığı mikrobik bir hastalık olduğu için hastalığa neden olan virüs su dolu kabarcıklardan sızan sıvının teması ile veya nadiren solunum yoluyla bulaşabilir. Ancak başka bir kişiye bulaşırsa o kişide zona hastalığına değil suçiçeği hastalığına neden olur. Bu nedenle hastalarımıza özellikle suçiçeği aşısı henüz olmamış bebekler, yaşlılar, kanser hastaları, gebeler ve emziren anneler gibi bağışıklığı düşük olan kişilerden uzak durmalarını ve kremlerini süren kişilerin eldiven giymesini öneriyoruz.” dedi.

6 AY ARA İLE 2 DOZ HAYAT BOYU KORUYABİLİR!
Uzman isim sözlerini şu şekilde noktaladı:
“Bu kadar ciddi komplikasyonlara neden olan zona hastalığının artık günümüzde aşısı mevcuttur. Zona hastalığı riski yaşlılarda daha yüksek olduğu için 60 yaşın üzerindeki kişilere (özellikle de bağışıklığı düşüren ilaçlar kullananlara, şeker, kalp ve kanser hastalığı gibi kronik hastalıkları olanlara) 6 ay ara ile yapılan 2 doz zona aşısı hayat boyu kişiyi zonaya karşı korur veya zona hastalığı oluşsa bile çok hafif seyretmesini sağlar ve hastalığın tekrar etmesini önler. Tüm diğer mikrobik hastalıklarda yapılan aşılardan farklı bir yan etkisi yoktur.”