Herkes buzdolabını veya çamaşır makinesini suçluyordu: Evin en sinsi elektrik canavarı bambaşka bir cihaz çıktı!

Elektrik faturalarını hafifletmek isteyenler genellikle çamaşır makinesini gece çalıştırmaya veya fırın kullanımını azaltmaya odaklanıyor. Ancak enerji ajanslarının son raporları, evde sessiz sedasız elektrik sömüren asıl suçluyu ortaya çıkardı. Mutfaktaki beyaz eşyaları bile geride bırakan bu devasa tüketimi durdurmak ise sadece 2 pratik adımla mümkün. İşte detaylar...

Mutfaktaki beyaz eşyaların, fırınların veya gün boyu çalışan buzdolaplarının faturayı kabartan ana unsurlar olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Enerji uzmanları ve ekolojik ajanslar tarafından yürütülen son araştırmalar, ev içi bütçeyi sinsi bir şekilde tüketen asıl "enerji düşmanını" gözler önüne serdi.
Elde edilen çarpıcı verilere göre, ana ısınma sistemlerinin hemen ardından evde en çok elektrik harcayan donanım, temizlik ve mutfak gereçleri değil; banyolarda yer alan elektrikli su ısıtıcıları, yani termosifon ve boyler sistemleri oldu.

SESSİZCE ÇALIŞAN DEV TÜKETİM CANAVARI
Ekolojik Geçiş Ajansı (Ademe) tarafından paylaşılan istatistikler, genel ev ısıtmasının toplam elektrik giderlerinde aslan payını (%66) aldığını gösteriyor. Ancak ısınma dışındaki diğer tüm kullanım alanları kıyaslandığında termosifonlar; fırın, çamaşır makinesi, kurutma makinesi ve buzdolabı gibi dev beyaz eşyaları açık ara geride bırakarak ikinci sıraya oturuyor.
Bu cihazların adeta bir elektrik fabrikası gibi enerji sömürmesinin arkasında ise çalışma prensipleri yatıyor. Termosifonlar sadece siz sıcak suyu açtığınızda çalışmıyor; tankın içerisindeki suyun soğumasını engellemek ve belirlenen ısıyı sabit tutabilmek adına günün 24 saati boyunca arka planda sürekli devreye girip çıkıyor. Resmi verilere göre, bireysel olarak bir kişinin yıllık sıcak su enerji maliyeti 800 kWh civarındayken, 4 kişilik çekirdek bir ailenin standart su ısıtma tankı yıllık bazda tam 3.200 kWh gibi devasa bir tüketime ulaşıyor.

FATURAYI HAFİFLETECEK 2 BASİT YÖNTEM
Enerji tüketim uzmanları, bu sinsi harcamanın önüne geçmek ve aile bütçesini korumak için uygulanması oldukça kolay iki hayati önlemi paylaştı:

DOĞRU DERECE AYARI (ISI OPTİMİZASYONU):
Su ısıtıcılarını 60 derece veya daha yüksek sıcaklıklara ayarlamak, cihazın sürekli yüksek akım çekmesine neden olur. Uzmanlar, hem ideal kullanım konforunu korumak hem de durgun suda üreyebilecek tehlikeli bakteriyel risklerin (lejyoner hastalığı gibi) önüne geçmek için cihaz sıcaklığının ideal olarak 50 ila 55 derece arasında sabitlenmesini öneriyor.

DÜZENLİ KİREÇ TEMİZLİĞİ VE BAKIM:
Şebeke suyundan kaynaklı olarak zamanla cihazın içindeki rezistans yüzeyinde kireç tabakası birikir. Bu kireçlenme, ısı iletimini engelleyerek cihazın suyu ısıtmak için normalden katbekat daha fazla efor ve elektrik harcamasına yol açar. Periyodik olarak yapılacak kireç temizliği, faturalarda doğrudan gözle görülür bir düşüş sağlayacaktır.