Hissedilen sıcaklık 46 dereceye vuracak! Rekorların üzerine El Nino da eklendi: 'Bu işin şakası yok'

İklim krizi ve El Niño felaketi bu yaz Türkiye'yi kıskacına alacak. Hissedilen ekstrem sıcaklıklar ve Avrupa'dan dalga dalga yayılarak gelen tropikal geceler kabusu şimdiden etkisini hissettirmeye başlamış durumda. Peki, bu yaz bizi neler, nasıl riskler bekliyor? Meteoroloji Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Deniz Demirhan önemli uyarılarda bulundu.

Beyza ERDOĞAN
beyza.erdogan@posta.com.tr
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün %90 ihtimalle "tarihin en şiddetlisi" olacağını öngördüğü El Niño dalgası Türkiye'nin kapısına dayandı. Meteoroloji Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Deniz Demirhan, iklim kriziyle birleşen bu dalganın kıyı bölgelerinde ekstrem hava olaylarını tetikleyeceğini belirterek uyardı: "Betonlaşma yüzünden şehirler geceleri bile soğuyamıyor. Gelecekteki en büyük sorunumuz susuzluk ve gıda güvenliği olacak."

El Niño sürecinin Pasifik Okyanusu'nda, Amerika'nın batı kıyılarında başlayan atmosferik bir olay olduğunu belirten Dr. Deniz Demirhan, mayıs ayından bu yana hesaplanan indekslerin ardından Dünya Meteoroloji Örgütü'nün haziran başında bu dalganın gelişini resmen onayladığını hatırlattı. Küresel ısınmanın etkilerine dikkat çeken Dr. Demirhan, süreci şu sözlerle aktardı:
"İklim değişimi sürecinde olmasaydık, son 20 yılımızı ekstrem sıcaklıklarla geçirmemiş olsaydık eğer El Niño yine normal bir şekilde yaşanacaktı. Ancak biz 2026 yılındayız ve iklim değişiminin en şiddetli dönemlerini son 10 senedir yaşıyoruz. 2015 yılından beri her sene üst üste sıcaklık rekorları kırdık. Şimdi bu birikmiş sıcaklığın üzerine bir de El Niño sıcağını ekliyoruz. Bugüne kadar yaşanmış en şiddetli El Niño olmasının sebebi tam olarak bu."

Önce Atlantik Okyanusu’nu, ardından İspanya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerini kavuran bu dalganın kaçınılmaz olarak Türkiye'yi de etkileyeceğini vurgulayan Demirhan, “Türkiye için geçmiş yıllardan çok daha şiddetli bir etki görebiliriz. Temmuz ayının ilk yarısından itibaren sıcaklıkların ülkemizde net bir şekilde mevsim normallerinin üzerine çıkmasını bekliyoruz” dedi.

Sıcaklık artışının özellikle deniz suyu sıcaklıklarına bağlı olarak gelişeceğini ifade eden Demirhan, bölge bölge risk durumunu şu şekilde paylaştı:
- EN RİSKLİ BÖLGELER: Güney Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu şeridi çok net bir şekilde yüksek sıcaklıklara maruz kalacak.
- EŞ ZAMANLI HAVA OLAYLARI: Akdeniz'e kıyısı olan şehirlerde sadece aşırı sıcaklıklar değil, aynı zamanda kuvvetli fırtınalar ve kuvvetli yağışlar da bir arada görülecek.
- EN AZ ETKİLENECEK YER: Marmara Bölgesi, bu ekstrem süreçten en az etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor.

Kamuoyunda sıkça konuşulan "tropikal geceler" ve geceleri serinleyememe sorununa bilimsel bir açıklama getiren Dr. Demirhan, suçlunun "şehir ısı adası" etkisi olduğunu belirtti:
"Gündüz güneşten gelen radyasyon önce toprağı, ardından atmosferi ısıtır. Gece ise güneş olmadığından toprak hızla soğur ve buna bağlı olarak ormanlık alanlarda atmosfer de rahatlıkla serinler. Biz yer yüzeyinden ısınırız. Ancak büyükşehirlerde durum farklı. Artık her yer beton ve asfalt yüzey. Betonun ısı tutma kapasitesi çok yüksektir; güneşten gelen radyasyonun tamamını absorbe eder ve gece boyunca şehri ısıtmaya devam eder. Bu yüzden geceleri soğuyamıyoruz, gündüz aşırı ısınıyoruz."
Uzman isim, bu tehlikeli döngünün kırılabilmesi için kentsel planlamada köklü bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini ve her yapılan beton bina bloğunun yanına nemi ve sıcaklığı absorbe edecek bir park alanı inşa edilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

Aşırı sıcakların su altyapısı üzerindeki yıkıcı etkisine de değinen Dr. Demirhan, açık hava barajlarında buharlaşma oranının yüzde 60'lara kadar vardığına dikkat çekti. Şehirlerdeki betonlaşmanın yağmur suyunu ziyan ettiğini belirten uzman, şu uyarılarda bulundu:
"Yağış şehir merkezindeki beton yüzeylere düştüğünde, toprağın altına süzülüp yer altı su kaynaklarını besleyemiyor. Betonlaşmadan dolayı akışa geçen su kanalizasyona, oradan da denize gidiyor. Dolayısıyla içme suyu olarak kullanılamıyor. Barajlar bu değişen iklimde tek başına asla yeterli değil. Ciddi bir kuraklık yaşayacağız ve gelecekteki en büyük sorunumuz susuzluk ile gıda güvenliği olacak. Çözüm ise yer altı barajlarının yapılması ve en önemlisi her evin kendi yağmur suyunu tutmasıdır. İlerleyen süreçte belediyeler düzeyinde her evin çatısında veya bahçesinde su tutma hazneleri yapması zaten zorunlu olacak."

Ege ve Akdeniz kıyılarında (İzmir, Bodrum, Marmaris, Antalya) resmi olarak ölçülen sıcaklıkların şimdiden 36-38 derece civarında olduğunu belirten Dr. Demirhan, tatil bölgelerindeki yüksek buharlaşma ve nem oranının hayati riskler barındırdığını söyledi. Nemin terlemeyi engelleyerek vücutta ağır bir bunaltı hissi yarattığını ifade eden uzman, kritik bir çağrıda bulundu:
"Nemin de etkisiyle dışarıda hissedilen sıcaklıklar 45-46 derecelere kadar çıkabilir. Bu kesinlikle şaka değil. Saat 11.00 dedi mi, mutlaka evde olmamız gerekli. Bu ekstrem sıcaklar bebekler, yaşlılar, kronik ve kalp-damar rahatsızlığı olanlar için çok tehlikeli. Güneş çarpmalarına ve kalp rahatsızlıklarına yol açabilir."

Meteoroloji Uzmanı Dr. Deniz Demirhan, son olarak insani ve vicdani bir sorumluluğa da değinerek sözlerini şöyle tamamladı: "Bu dönemde hem kendimizi ferahlatmak hem de vücut dengemizi korumak için çok miktarda su içmeliyiz. Ancak su içerken sokak canlılarını da unutmamalıyız. Onlar da dışarıda ölüm kalım mücadelesi veriyor. Kapımızın önüne mutlaka bir tas su koyarak bu sıcaklarda tüm canlılara destek olmalıyız."