İki çocuk babası tam 68 kilo verdi! 238'den 170'e düştü, daha da kilo veriyor! Sadece 4 adım uyguluyor

Günde 6 bin kalori, tek öğünde üç dev hamburger ve koca bir pizza... İki çocuk babası Matos için bu beslenme düzeni artık hayatının normali olmuştu. Ta ki vücudu sert bir uyarı verene kadar. Yüzünün bir tarafının sarkmasına neden olan "Bell felci" hastalığına yakalanması, onun için ölüm kalım arasındaki o ince çizgiydi. Uyguladığı 4 adımla tam 68 kilo verdi, değişimi herkesi şaşkına çevirdi.

İki çocuk babası olan 32 yaşındaki Jose Matos, bir doktorun kendisine kilo vermez ve daha sağlıklı olmazsa iki oğlunun liseden mezun olduğunu göremeyeceğini söylediği ana tutundu. Daha önce hayati tehlike arz eden bir diyabet komplikasyonu sonucu hastaneye kaldırılan Matos'un ölüm riski doktorlar tarafından oldukça yüksek gösteriliyordu.

238 kiloya kadar çıkan Matos, kendisine konulan Bell felci teşhisini bir dönüm noktasına çevirdi ve tam 68 kilo vererek hayata yeniden tutundu. Şimdilerde Tip 2 diyabet ve tansiyon ilaçlarını çöpe atan, felç belirtilerinden tamamen kurtulan Matos’un başarısının altında 4 temel adım yatıyor.

Günlük yaklaşık 6 bin kalorilik bir beslenme düzeninden yola çıkıp şu an bulunduğu noktaya gelen Matos'un azmi görenlere örnek oluyor. İşte iki çocuk babası Matos'un değişim yolculuğunda uyguladığı o adımlar...

PROTEİNİ ASLA EKSİK ETMEDİ
Matos, pazar günlerini eşiyle birlikte mutfakta geçirerek haftalık yemeklerini hazırlamayı öğrendi. Abur cubur yerine tavuk, biftek ve balık gibi protein kaynaklarına yöneldi. Proteinin sindirimi uzun sürdüğü için tokluk hissi daha kalıcı oluyor.

Matos bu beslenme temeli sayesinde kas kaybını önleyerek vücudun daha fazla enerji harcamasını sağlıyor. Uzmanlar da bu yöntemi destekliyor: Yapılan araştırmalar ve uzman önerilerine göre ideal olarak kilonuz başına 0,8 gram protein almayı hedeflemelisiniz. Örneğin; 80 kilo bir kimse için günlük protein alımı 64 gram olmalı.

TETİKLEYİCİ YİYECEKLERDEN UZAK DURDU
Kilo verme sürecinde en büyük düşman, "bir taneden bir şey olmaz" dedirten yiyeceklerdir. Matos, kendisini durduramadığı lavaş, peynir ve ekmek gibi besinleri evine sokmamaya başladı.

Gazlı içecekleri ve pizzayı hayatından büyük oranda çıkardı. Canı çok isterse sadece bir tadımlıkla yetinmeyi öğrendi. "Evde varsa mutlaka yerdim, bu yüzden bulundurmadım." diyen Matos market alışverişinde kendini kaybetmemenin önemine de değiniyor.

ÖMÜRLÜK BİR SİSTEM KURDU
Bu yolculuğun bir gecede bitmeyeceğini kabullenmek başarının anahtarı diyebiliriz. Matos, ailesinin ve iş arkadaşlarının desteğiyle bu süreci "ömür boyu sürecek bir yaşam tarzı" olarak gördü.
Yanında ona inanan insanların olması, pes etmek üzereyken yeniden ayağa kalkmasını sağladı. "Bu bir tedavi değil, alışkanlık değişimi" diyerek etrafındakilerin gücünden beslendi. Uzmanlar da kilo verme sürecinin yalnızca fiziksel bir durum değil, mental bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Bu süreçte kişiler psikolojik olarak yıpranmamalı ve çevrelerinden destek görerek ilerlemeli. Bu sayede kilo verme süreci daha kalıcı hâle getirilebiliyor.

EGZERSİZİ DE İHMAL ETMEDİ
Kilo verirken egzersizin etkisi de yadsınamaz elbette. Matos spora basit hareketlerle başladı. Önce squat ekledi, sonra ağırlık çalışmalarına geçti ve her antrenmanını 30 dakikalık kardiyo ile taçlandırdı. Motivasyonu düştüğünde ise kendine şu cümleyi fısıldadı:
"Bunu yapmam gerektiğini biliyorum, yapmak istiyorum ve yapıyorum."
Uzmanlar egzersizin kilo verme sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğuna ancak aşırıya kaçan egzersizler yerine adım adım yükseltilebilecek hareketlerin etkili olacağına dikkat çekiyor.