Karne günü krize dönüşmesin! Uzman isimden velilere altın değerinde tavsiyeler

Okullarda bir eğitim-öğretim yılı daha sona eriyor. Bugün yaklaşık 20 milyon öğrenci karne heyecanı yaşayacak ve uzun yaz tatiline merhaba diyecek. Ancak bu özel günde, karne notlarının sadece akademik bir değerlendirme aracı olduğunu unutmamak gerekiyor. Özellikle beklediği notları alamayan çocuklara karşı anlayışlı ve destekleyici bir tutum sergilemek büyük önem taşıyor. Psikolog Başak Yaşar, düşük karne notları karşısında ebeveynlerin ve öğretmenlerin nasıl bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini Posta.com.tr okurları için detaylarıyla paylaştı...

Karne notları beklentinin altında kalan çocuklara sağduyulu ve yapıcı bir şekilde yaklaşmak, hem öz saygılarının korunması hem de gelecek dönemlerde başarıya daha motive bir şekilde odaklanabilmeleri açısından son derece önemli. Bu süreçte en büyük sorumluluk ise ailelere ve öğretmenlere düşüyor. Peki, notları düşük gelen bir çocuğa nasıl yaklaşmak gerekiyor?

"EBEVEYNLER AKADEMİK BAŞARIYI KİŞİSELLEŞTİRMEMELİ"
Her yaş grubundan öğrencinin belirli dönemlerde düşük ders notlarına sahip olması olası. Bu durum, her ne kadar olumsuz gibi görünse de her veli ve öğrencinin başına geliyor. Önemli olan ise ebeveynlerin başarıyı içselleştirmemeleri ve durumu kişiselleştirmemeleri.

Uzman isim, bu konu hakkında: "Ebeveynlerin dünyaya ayrı bir birey getirdiklerini unutmamaları başarı veya başarısızlığı kişisel olarak algılamamaları önemlidir. Karnesi kötü gelen çocuklara ılımlı yaklaşılması, öz güvenlerini zedeleyecek söylemlerde bulunulmamasına dikkat edilmeli. Çünkü sadece okul başarısı için değil, ilerideki yaşam kalitesi için de bu noktada bilinçli olmak önemli." diyerek düşük notların veliler tarafından içselleştirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

ÇOCUĞUNUZLA KONUŞUN
Psikolog Başak Yaşar, akademik başarıya ulaşmanın yolunun güçlü bir motivasyondan geçtiğini belirtiyor ve bu süreçte açık ve samimi iletişimin büyük bir rol oynadığının altını çiziyor.

"Başarılı veya başarısız olman sana olan güvenimizi ya da sevgimizi etkilemiyor. Birlikte oturup bir dahaki sene için düşük notları yükseltmek adına neler yapabiliriz bunu konuşabiliriz. Her gün okula gitmen, emek ve çaba göstermen bizi gururlandırıyor." gibi bir konuşmanın oldukça büyük bir motivasyon kaynağı olacağını belirten Yaşar, ailelerin bu tutumunun çocukta olumlu bir etki bırakacağını belirtiyor.

ÖZ GÜVEN KAYBINA NEDEN OLUYOR
Ebeveynler zaman zaman çocuklarını akranlarıyla karşılaştırabiliyor. Ancak iyi niyetle yapılan bu kıyaslamalar bile çocukların öz güvenini zedeleyerek olumsuz duygular geliştirmelerine yol açabiliyor.

Uzman isim, bu noktada kesinlikle çocukların notlarının karşılaştırılmaması gerektiğine dikkat çekerek olumlu veya olumsuz bir yorum dahi yapılmaması gerektiğini söylüyor.

"Çocuğun başarılı olduğu noktalara değinmeli karne sonrasında ödül ve ceza sistemi uygulanmamalıdır. Başarılarını takdir etmek ve ödüllendirmek, başarısızlıklarını ise cezalandırmak yanlıştır. Çocukların yanlış bir tutum sonucunda öz güvenlerinin zedelenmesi pasif ve içe kapanık bir birey haline gelmelerine neden olabilir. Kendilerine olan inançları azalır ve birinci dereceden bağ kurduğu insanlara karşı suçluluk hissedebilirler."

ELEŞTİRİDEN KAÇINILMALI
Karne döneminde çocukların yaşadığı suçluluk duygusunun temelinde, çoğu zaman ailelerin yüksek başarı beklentisi yatıyor. Notları beklenenin altında kalan çocuklar ise bu beklentiyi karşılayamamanın getirdiği derin bir üzüntüyle baş başa kalabiliyor.

Uzman isim bu noktada ailelere büyük bir görev düştüğünü söylüyor. "Ailelerin çocuklarına sık sık ona çok güvendiklerini dile getirmeleri, başarısızlık halinde olumsuzluklara neden olabilir. Bu durumlarda çocuk büyüyüp bir yetişkin olduğunda dahi her başarısızlık anında suçluluk duygusuna kapılır. Bu yüzden çocuğun sağlıklı psikolojik gelişimi için ailelerin göstermeleri gereken tutum ve davranışlar hakkında bilgi edinmeleri, gerekirse psikologtan bu konu için yardım almaları gerekir. Terapi için imkan yoksa kitap ve makalelerden de bilgi edinmek mümkün."

UZMAN İSİMDEN VELİLERE TAVSİYELER
"Aile ve okul iş birliği, çocuğa destekleyici bir çevre sunarak eksiklerini giderme ve potansiyelini geliştirme sürecini kolaylaştırır. Çocuğun bireysel farklılıklarına saygı göstermek, sabırla yaklaşmak ve her koşulda sevgiyi hissettirmek bu süreçteki en önemli unsurlardır. Ailelerin, çocukların bireysel öğrenme ihtiyaçlarını anlamaları için öğretmenleriyle düzenli iletişim kurmaları gerekir. Ders çalışma ortamının iyileştirilmesi ve öğrenme sürecinde ailenin aktif katılımda olması da başarıyı etkileyen faktörler arasında yer alır. Öğretmenlerin ise çocukların eksik olduğu konularda aileleriyle görüşmeleri ve bir öğrenme planı oluşturmaları yararlı olacaktır. Çocukların gerçekçi hedefler koymasına yardımcı olunması gerekir. Örneğin bu dönem matematik notu 50 ise "Bir dahaki dönem notunu 60’a çıkarmayı hedefleyelim ve bunun için pratikler yapalım" şekilde gerçekçi hedefler koyarsak çocuğun hem motive olmasına hem de öz güvenini artmasına olumlu bir etkide bulunmuş oluruz."

