Kilo verememe sebebiniz "haşimato" olabilir!

Kilo vermek genel olarak oldukça zor olabilir ancak bazı kişiler bu anlamda çok daha şanssız. En doğru yöntemleri deniyor, sağlıklı ve hafif besleniyor olabilirsiniz. Elinizden gelen her şeyi yaptığınız halde bir türlü kilo veremiyorsanız sebebi tiroid bezleriyle ilgili olabilir. Posta.com.tr okurları için ayrıntılı bilgi edindik.

Diyetisyen Pınar Demirkaya “Haşimato sebebiyle kilo verememek kadınlar arasında yaygın bir durumdur. İnatçı kiloların ya da yemediğiniz halde kilo almanızın sebebi haşimato olabilir” diyor.
Dyt. Pınar Demirkaya, tiroid bezlerinin çok ya da yetersiz çalışmasından kaynaklanan Haşimato hastalığı metabolizma hızını düşürdüğünü ve beden kimyası ile ilgili birçok şeyi direkt olarak etkilediğini belirtiyor.
“Bu sebeple günümüzde kilo almak ya da kilo kaybı gibi metabolizmadan kaynaklandığını düşündüğümüz herhangi bir sorun söz konusu olduğunda ilk baktığımız yer, tiroid bezidir çünkü haşimato varsa ideal kiloyu korumak genellikle zordur. Beden kilo almaya meyilli olur. Kilo vermek zorlaşır.”
HAŞİMATO (HASHİMATO) NEDİR?
Haşimato (Hashimoto) ya da bilinen adıyla tiroid yakın zamana kadar sadece kilo alamama, kronik yorgunluk, gözlerde birtakım bozulmalar ve boğazda şişkinlik (guatr) gibi etkileriyle biliniyordu. Tiroid hormonunun yetersiz çalışmasının kilo vermeyi zorlaştırdığı orta çıktığından beri Haşimato beslenme ve diyet dünyasında popüler konulardan biri haline geldi.

Haşimatoyu son yıllarda daha sık duymamızın bir başka önemli nedeni de sağlıklı beslenme ile arasındaki doğru orantı ya da tam tersi, sağlıksız beslenme ile haşimato arasındaki paradoksla ilgilidir.
Dyt. Demirkaya “Haşimato beslenmeyi olumsuz etkiler ve sağlıksız beslenme devam ettikçe haşimato ilerler ve ideal kilodan uzaklaşılır; haşimatonun metabolizma hızı ve hormonlar üzerindeki olumsuz etkisi güçlendikçe beslenme bozulur, kilo artışı devam eder, hastalık ilerler” diyor ve bu nedenle haşimato hastalığı olan kişilerin, beslenme ve kilo kontorlü konusunda bir beslenme uzmanından yaşam boyu destek alması gerektiğini belirtiyor.
Demirkaya Haşimato beslenme danışmanlığına klinik olarak yaklaşımını iki ana maddede açıklıyor;
- Beslenme içeriği haşimatoyu tedavi edecek şekilde oluşturulmalı.
- Kolaylıkla yaşam biçimi haline getirilebilecek türde sürdürülebilir olmalı.

Haşimato, tiroid bezinin aşırı ya da yetersiz çalışması sonucu ortaya çıkan bir tür hormonal bozukluktur. Diyetisyen Pınar Demirkaya Haşimato hastalığının etkilerini şöyle anlatıyor;
“Beslenme söz konusu olduğunda genellikle Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabından kaynaklanan tiroid eksikliğine bağlı olarak kilo alma ve/veya kilo verememe durumunu durumu kastediyoruz. Hormonlar; ısı, enerji tüketimi, protein üretimi, savunma mekanizması, kendi kendini iyileştirme gibi, bedenin tüm hayati fonksiyonlarında önemli görevler alırlar. Tiroid bezi tarafından üretilen T4, T3 ve TSH hormonları da aynı şekilde metabolizma hızını ayarlar, vücut ısısını dengeler ve protein sentezi gibi önemli görevleri olan hormonlardır. Tiroid bezi olması gerekenden az ya da çok çalıştığında, bağışıklık sistemi tarafından bir tehdit olarak algılanır ve vücudun kendi kendini savunma mekanizması devreye girer. Bağışıklık sisteminin tiroid bezlerine saldırması, tiroid hormonlarının yetersiz kalmasına neden olur ki kilo almaya neden olan ya da kilo vermeyi zorlaştıran haşimato, tam da budur. Tiroid bezi, boğazımızda bulunur. Kadınlarda daha küçük erkeklerde biraz daha büyüktür. Bedenin önemli endokrin bezlerinden biri olan tiroid bezi şiştiğinde boğazda guatr diye bilinen nodüler hastalık ortaya çıkar fakat her zaman nodül şeklinde olması gerekmez. Dışarıdan bakıldığında boğazda herhangi bir biçimsel bozukluk olmaması haşimato olmadığı anlamına gelmez.”
Dyt. Demirkaya, sık sık birbiriyle karıştırılan Guatr, tiroid ve haşimato hastalıklarının, benzer nedenlerle ortaya çıkan farklı hastalıklar olduğunun altını çiziyor ve iki tür haşimato hastalığı olduğunu anlatıyor;
“Hipotiriodi, tiroid bezinin yetersiz çalışmasına verdiğimiz isimdir. Hipotiroidi, metabolizma hızını yavaşlatır, vücut gıdayı enerjiye çeviremediği için yağ yakımı ve protein sentezi yeteri kadar gerçekleşmez. Hipertiroidi ise tiroid bezinin olması gerekenden fazla çalışmasıdır. Tiroid bezinin çok çalışması metabolizma hızını yüksektir, kilo kaybı ve halsizlik gibi günlük hayatı zorlaştıran durumlara neden olur.”

Haşimato hastalığı, genellikle kilo almak ve kilo vermekte zorlanmak ya da kilo vermek ve kilo almakta zorlanmak gibi metabolizma ile ilgili şikayetler sonrası endokrinoloji uzmanı ve/veya uzman diyetisyen tarafından teşhis edilir.
Dyt. Demirkaya, Haşimato hastalığının farklı nedenlerle ortaya çıkabildiğine ve her yaşta görülebildiğine dikkat çekiyor. “Hastalığa neyin neden olduğu tam olarak bilinmemektedir. Genetik yatkınlık her zaman geçerli değildir. Beslenme alışkanlıklarının haşimatoya neden olduğuna dair bazı bilimsel çalışmalar, belli coğrafi bölgelerde, guatrojen besinlerin yoğun olarak tüketilmesinden kaynaklı olarak, hastalığın yoğunlaştığını işaret etmektedir. Genellikle menopoza yakın dönemlerde ve doğum sonrası ani hormonal değişimler sonucu ortaya çıktığını söyleyebiliriz.”
Yutma zorluğu ve boğazda gözle görülür bir yumru söz konusu ise guatr olma ihtimalinizi kendiniz de tahmin edebilirsiniz fakat haşimato biraz daha sinsidir ve örneğin demir eksikliği, kansızlık gibi şeylerle çok benzer yan etkilere sahiptir. Diyetisyen Pınar Demirkaya haşimato hastalığının belirtilerini şöyle sıralıyor;
- Kilo almak ya da sürekli kilo kaybı.
- Kilo almakta ya da vermekte güçlük.
- Kronik yorgunluk.
- Uyku bozukluğu.
- Saç dökülmesi.
- Solgun cilt.
- Gözlerin dışarı doğru çıkması ya da canlılığını yitirmesi.
- Bağışıklık sisteminin zayıflaması.
- Kalp çarpıntısı, ritim bozuklukları.
- İshal ya da kabız.
- Depresyon eğilimi.

“Haşimato diyetinden temel prensip metabolizma hızını artırmayı hedefleyen bir beslenme planı oluşturmaktır ve diyetle birlikte muhakkak egzersiz yapmak gerekir.” Diyen Dyt. Demirkaya haşimato hastalarının kilo vermek için yapması gerekenleri belirtiyor.
“Haşimato hastaları neden kilo veremez çünkü metabolizma hızının düşük olması başta bağırsak sağlığını bozar. Genellikle kabızlık ve sindirim sorunu yaşanır ki bu durumda kilo almak kaçınılmazdır. Kilo verebilmek içi bağırsakların düzenli bir şekilde çalışıyor olması öncelikli konularımızdan biridir.
Haşimato hastalarının kilo verebilmesi için:
Beslenme planı uzman diyetisyen tarafından, metabolizma hızını artıracak şekilde, kişiye özel olarak oluşturulmalı.
Uygulana diyet lif oranı yüksek, bağırsak sağlığını destekleyecek şekilde meyve ve sebze ağırlıklı olmalı. Günde en az 2,5 litre su tüketilmeli. Her gün en az yarım saat, 45 dakikalık yürüyüşlerle düzenli olarak egzersiz yapılmalı.

Haşimato hastalığına sahip kişiler kendileri için özel olarak bir diyetisyen tarafından hazırlanmış düzenli bir beslenme programı izleyerek sağlıklı kilolarına kavuşabilirler.
Dyt. Demirkaya, haşimato hastalarının kilo vermesinin mümkün olduğunu belirtiyor; “Danışmanlarımız arasında çok sayıda haşimato hastası olduğunu söyleyebiliriz. Haşimatoya rağmen hedeflediğimiz kiloya düşerek hem hastalığı iyileştiren hem de ideal vücut ölçülerine kavuşan hastalarımızın sayısı oldukça yüksek. Klinik olarak bizi en çok heyecanlandıran, birçok başarısız diyet denemesinden sonra artık kilo vermesinin imkânsız olduğuna ikna olduğu halde kilo veren ve iyileşen haşimato hastası danışanlarımızın başarı hikayeleri.”
Haşimato gibi otoimmün hastalıklarla mücadele edebilmek için sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek önemlidir. Sağlıklı beslenmeyi ve düzenli olarak egzersiz yapmayı yaşam biçimi haline getirmek için Haşimato oldukça güçlü bir neden olarak görülebilir. Diyetisyen Pınar Demirkaya, hoşimato hastaları için bazı beslenme tavsiyelerinde bulunuyor.
- Süt ve süt ürünlerinden uzak durmalı.
- Gluten ve gluten içeren tüm besinler belli bir süre için tamamen kesilmeli.
- Rafine şeker beslenmeden tamamen çıkarılmalı.
- Paketli gıda tüketimi minimize edilmeli.
- Soya ve soya fasulyesi kaynaklı gıdalar beslenmeden çıkarılmalı.
- İyot bakımından zengin gıdalar diyet listesine eklenmeli, gerekirse iyot desteği alınmalı.
- Çilek, beyaz ve mor lahana, kara lahana, turp ve tüm turpgiller, brokoli, brüksel lahanası gibi guatrojen besinlerden bir süre uzak durulmalı.