Milli yemeğimiz sanıyorduk, meğer yanılmışız! Kuru fasulye ve pilavın gerçek sahibi bakın kim çıktı...

Kuşaklar boyu 'milli yemeğimiz' diyerek sofralarımızda baş köşeye koyduğumuz kuru fasulye ve pilav ikilisi hakkında ezberleri bozan bir iddia ortaya atıldı! Tarihçi ve Gastronomi uzmanlarının araştırmaları, bu vazgeçilmez ikilinin kökeninin aslında sandığımızdan çok daha farklı bir yere dayandığını gösteriyor. Peki, kuru fasulye Türk mutfağına ilk ne zaman girdi ve bu gelenek kime ait? İşte milli yemeğimizin bilinmeyen serüveni...

Türk mutfağı denince akla gelen ilk ikili olan, 'milli yemek' sıfatıyla özdeşleşen kuru fasulye ve pilav hakkında yapılan araştırmalar, gastronomi dünyasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Birçok kişi bu yemeğin Orta Asya'dan bu yana bizimle olduğunu düşünse de, tarihsel veriler ve bitki bilimi bambaşka bir hikaye anlatıyor.

FASULYENİN YOLCULUĞU: AMERİKA’DAN OSMANLI’YA
Gerçek şu ki; fasulye bitkisi aslında bir yeni dünya ürünüdür. Yani Kristof Kolomb’un Amerika kıtasını keşfetmesinden önce ne Osmanlı topraklarında ne de Orta Asya’da fasulye biliniyordu.
Fasulye, Avrupa üzerinden Osmanlı topraklarına ancak 18. yüzyılın sonlarında giriş yapabildi. Dolayısıyla, Osmanlı’nın klasik döneminde "milli yemek" olarak fasulyeden bahsetmek tarihsel olarak mümkün görünmüyor.

PEKİ, ESKİDEN NE YENİYORDU?
Fasulyenin mutfağımıza girmesinden önce, Anadolu halkının protein kaynağı ve pilavın en büyük eşlikçisi bakla ve nohut idi. Kuru fasulye, baklanın yerini alarak hızla popülerleşti ve halkın damak tadına o kadar uyum sağladı ki kısa sürede milli bir kimlik kazandı.
Ancak gastronomi tarihçilerine göre, bu ikilinin esas kökeni ve yaygınlaşma süreci Amerika kıtasından gelen ürünlerin Avrupa mutfak kültürüne entegre olmasına dayanıyor.

SARAY MUTFAĞINDAN ESNAF LOKANTASINA
Kuru fasulyenin saray mutfağına girişi ve halk arasında bir fenomenhaline gelmesi Tanzimat dönemine denk geliyor. O dönemde kolay yetişmesi, besleyici olması ve uzun süre saklanabilmesi nedeniyle tercih edilen bu sebze, cumhuriyetin ilanından sonra da ekonomik ve doyurucu olması sebebiyle milli yemek statüsüne ulaştı.
Özellikle esnaf lokantalarının vazgeçilmezi haline gelmesi, bu imajı pekiştirdi.

BAKLAGİLLERİN GERÇEK SAHİBİ KİM?
Bitkisel köken olarak fasulye Güney Amerika (Meksika ve Peru civarı) yerlilerine ait bir bitki olsa da, onu pişirme tekniği, içine eklenen et ve salça ile zenginleştirme sanatı tamamen Türk mutfak dehasının bir ürünüdür. Uzmanlar, 'Bitki bizim olmayabilir ama bu lezzeti dünyaya tanıtan ve onu bir sanat haline getiren biziz,' diyerek tartışmaya noktayı koyuyor.
Sonuç olarak; fasulye bitkisi Amerika’dan gelmiş olsa da, onu tereyağlı pilav ve turşuyla birleştirip bir kültür simgesi haline getiren Türk mutfağı, bu yemeğin manevi patentini elinde bulundurmaya devam ediyor.