Oğluyla düet yapan Seher Dilovan: Rap ve pop çağında türkü söylemek inanç ister

Uzun yıllardır İsviçre’de yaşayan Türk Halk Müziği’nin güçlü sesi Seher Dilovan, bu kez sahnede oğlu Alan ile buluştu. Anne-oğul yaptıkları ‘Dur’ düetiyle müzikseverlerin karşısına çıktı. Türkiye’den başlayıp yurt dışına uzanacak konser turnesinin de startını verdi. Bir dönem ‘müziği bıraktı’ iddialarıyla gündeme gelen Dilovan, Türkiye’de buluştuğumuz röportajda bu söylentilere sert yanıt verdi.

ALEV GÜRSOY CİMİN
alev.gursoy@posta.com.tr
Her anneye nasip olmaz oğluyla aynı sahnede şarkı söylemek… Bu fikir ilk kimden çıktı?
Aslında fikir kendiliğinden oluştu. Alan çok küçük yaşlardan beri müziğe büyük bir ilgi duyuyordu. Zamanla sadece şarkı söylemekle kalmadı; farklı dillerde ve farklı tarzlarda müziği yorumlayabilen çok yönlü bir sanatçı olarak gelişti. Bizim birlikte sahneye çıkmamız aslında bir anne-oğul ilişkisinden öte, müzikal bir yol arkadaşlığı.
Alan’la ilk kez birlikte ne zaman şarkı söylemeye başladınız?
2021 yılında birlikte yaptığımız ‘Tadım Tuzum’ çalışması bizim ilk ortak projemizdi. Bir anne olarak sahnede oğlumu görmek tarifsiz bir gururdu. Ama bir sanatçı olarak da onun yeteneğine hayranlık duydum.
Alan’ın sesini ilk duyduğunuzda “Bu çocukta başka bir şey var” dediğiniz an ne zamandı?
Odasında şarkı söylemeye başladı ve bu şarkılar yabancı şarkılardı. Özellikle bu dikkatimi çekti. Bana sürekli “İyi miyim?” diye soruyordu. Başta derslerini etkilemesin diye çok yorum yapmak istemedim. Ama ısrarla söylemeye devam edince kulak kabarttım ve gördüm ki gerçekten iyi okuyor, her geçen gün daha iyiye gidiyor.

TÜRKİYE’Yİ HİÇ TERK ETMEDİM HEM CENEVRE’DE HEM BURADA YAŞIYORUM
İsviçre’de yaşamak size ne kattı?
Daha sakin ve dengeli bir yaşam verdi. Cenevre, insanın ruhuna iyi gelen bir şehir. k Türkiye’den uzak olmak zor mu? Özlem her zaman var.
Oğlunuzun orada büyümesi bilinçli bir tercih miydi?
Farklı kültürleri tanımasını istedim.
Bir gün tamamen Türkiye’ye dönme hayaliniz var mı?
Ben hiçbir zaman Türkiye’den kopmadım. Ama bazı haberlerde sanki Türkiye’yi terk etmişim gibi gösterildi ve bu beni çok kırdı. Ben hem Türkiye’de hem Cenevre’de yaşayan bir sanatçıyım. Yapacağım konserler ve çalışmalar bunun en güzel cevabı olacak.
Türkiye’den uzak olmak kariyerinizi etkiledi mi?
Sanat artık sınır tanımıyor.
Gençler türkülere uzak mı?
Doğru sunulduğunda gençler de türkülere ilgi duyuyor. Sadece Türk Halk Müziği’ne daha fazla sahip çıkılması gerekiyor. Rap ve pop çağında türkü söylemek bence cesaret değil, inanç ister.
Bir dönem “Seher Dilovan müziği bıraktı” denildi… Ne oldu o süreçte?
Hiçbir zaman müziği bırakmadım. Hayatımda müzik her zaman vardı. Ben 15 yaşından beri sahneye çıkan bir insanım. Dolayısıyla zaman zaman yorulmam son derece doğal. Ama hiçbir zaman “bıraktım” diyebileceğim bir noktaya gelmedim. Her zaman sahneye çıkacak, yeni bir eser üretecek gücü kendimde buldum.
Sahne kıyafetleri ve dekolte konusu çok tartışılıyor… Siz bu meseleye nasıl bakıyorsunuz?
Her sanatçının bir tarzı vardır. Dekolte giyinmek de bir tercih meselesidir. Ancak bunun da bir estetik sınırı olduğunu düşünüyorum. O sınır aşıldığında estetik açıdan teşhirciliğe kadar gider. Elbette bazı sanatçılar bunu da kendilerine uygun görebilir. Ama ben hem erkek hem kadın sanatçıların sahnede teşhire kaçmadan, dinleyicisine saygı gösteren bir görüntü sunmasından yanayım.

MÜZİK ASLA TORPİL KALDIRMAZ
Alan yetenekli olduğu için mi bu projeye girdiniz, yoksa anne yüreği mi ağır bastı?
Müzik asla torpil kaldırmaz. Torpille müzik yapılamaz. Yapıldığı zaman da bir yerde patlak verir. Burada en büyük jüri dinleyicidir. Dinleyici ister zirveye taşır ister unutulmaya bırakır. Ben de annesi olarak değil, müzik insanı olarak Alan’ın başarılı olduğunu düşünüyorum.
Sahnede ona baktığınızda sanatçı mı görüyorsunuz, hâlâ küçük oğlunuzu mu?
O her şeyden önce benim oğlum. Anneler için çocuklar hiçbir zaman büyümez. Ama mesleki anlamda o bir birey ve iyi bir sanatçı olma yolunda ilerliyor. Onunla gurur duyuyorum.
Oğlunuz sahnede başarısız olsa yine yanında olur muydunuz?
Tabii ki olurum. Ama aynı zamanda ona gerçekleri söyleyen biri de olurum.
Alan’a “Bu sektör zor, bulaşma” dediğiniz oldu mu?
Tabii ki söyledim. Çünkü müzik dünyası dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Ben 15 yaşında sahneye çıktım ve Ankara Radyosu’nda 7 yıl eğitim aldım. Bu yüzden Alan’a her zaman önce eğitimini tamamlamasını söyledim.

ÜNLÜ ÇOCUĞU OLMAK, ONLAR İÇİN HEM AVANTAJ HEM YÜK
Ünlü bir annenin oğlu olmak Alan için avantaj mı, yük mü?
Hem avantaj hem de yük olabilir. Çünkü beklentiler daha yüksek oluyor.
Bu proje artık hep birlikte mi devam edecek?
Kendi projelerimiz de olacak ama birlikte sahnede olacağımız çalışmalar da devam edecek.
Ona en sert eleştiriyi kim yapar?
Bazen ben yaparım, bazen o bana yapar.

KADIN SANATÇILARIN İŞİ ERKEKLERE GÖRE DAHA ZOR
Sanat dünyasında estetik yaptırmayan kadın neredeyse kalmadı… Siz bu baskıyı hissettiniz mi?
Sanat dünyasında böyle bir baskı zaman zaman hissedilebiliyor. Ama önemli olan insanın kendisiyle barışık olmasıdır. ‘Yüz eskidikçe ses geri planda kalır’ deniyor ama bence hayır. Eğer öyle olsaydı Ajda Pekkan’ın artık şarkı söylememesi gerekirdi.
“Genç görünmezsen sahne yok” gibi bir dayatma var mı?
Ne yazık ki özellikle kadın sanatçılar üzerinde böyle bir baskı hissedilebiliyor. Kadından sahnede her zaman genç ve diri görünmesi bekleniyor. Bazen kilo aldığında ya da yaşın getirdiği değişimler olduğunda basında mobbinge varan yorumlar yapılabiliyor. Bu yüzden kadın sanatçıların işi erkeklere göre daha zor olabiliyor.
Hiç “Ben böyle olmayacağım” dediğiniz bir çizgi var mı?
Evet var. Ben sanatın önüne geçen bir görüntüyü ya da sırf konuşulmak için yapılan abartılı davranışları doğru bulmam. Sırf medyada yer almak için yapılan davranışlara girmem. Benim için önemli olan sanatın konuşulmasıdır.
Ayağınızı kaydırmaya çalışanlar çıktı mı?
Tabii ki zaman zaman böyle kişilerle karşılaştım. Ama yaptığım işe inandığım için bunları birer engel değil tecrübe olarak gördüm. Bu tür insanları domino taşı gibi geride bırakıp yoluma devam ettim.

