Okul kantinlerinde kira şoku: 780 bin liraya dayandı! Emekliliğe bile yetmiyor

Yanında çalışan personel, aile bireyleri ve tedarik zinciriyle birlikte yüz binlerce kişiye doğrudan ve dolaylı istihdam sağlayan okul kantinleri, son yıllarda pahalılık nedeniyle gündeme gelmişti. Yüksek kiralardan şikayet eden kantinci esnafı ise artan sabit giderler ve yükselen maliyetler sonucu oluşan fiyat baskısından yakınıyor.

HÜLYA ÇAYLAK / POSTA
Türkiye genelinde resmi ve özel okullarla birlikte yaklaşık 60 bine yakın okul bulunuyor. Bu okulların önemli bir kısmında kantin işletmesi olduğunu belirten İstanbul Kantinciler Esnaf Odası Başkanı Vahap Osmanoğlu, “Bu yönüyle okul kantinleri küçük ölçekli ama ülke genelinde büyük bir ekonomik hacme sahip esnaf koludur” dedi.
Kantin gelirlerinin okulun bulunduğu bölgeye ve okul türüne göre değiştiğini anlatan Osmanoğlu, “Büyük şehirlerde ve öğrenci sayısı yüksek okullarda ciro daha yüksek görünse de; kira, personel, SGK, vergi, elektrik, su ve ürün maliyetleri düşüldüğünde net kazanç düşünüldüğü kadar yüksek değil. Küçük yerleşim yerlerinde ise çoğu kantin, ancak giderlerini karşılayabilecek seviyede faaliyet gösteriyor” diye konuştu.

PİYASANIN ALTINDA
Son dönemde artan gıda, enerji, personel ve lojistik maliyetlerinin tüm sektörleri olduğu gibi okul kantinlerini de etkilediğini ifade eden Osmanoğlu, “Buna rağmen okul kantinlerinde uygulanan fiyat tarifelerinde ortalama yalnızca yüzde 22 artış yapıldı.
Bu oran, genel enflasyonun ve piyasa fiyatlarının oldukça altında. Bugün kantinlerdeki fiyatlar serbest piyasadaki emsallerine göre daha düşük. Çünkü fiyat belirlerken önceliğimiz yüksek kâr değil, öğrencinin erişebilirliği” dedi. Asıl konunun ise okul kantin kiralarının ulaştığı aşırı seviyeler olduğunu vurgulayan Osmanoğlu, şunları söyledi:

780 BİN LİRAYA KADAR
“Kantin esnafının belini büken en büyük kalem kiralar. Son dönemde kantin işletmeciliğinde ustalık ve kalfalık gibi mesleki yeterlilik belgelerinin verilmesinde liyakat ilkesinin zayıfladığı yönünde şikayetler var. Mesleği bilmeyen, devamlılık hesabı yapmayan bazı kişiler yalnızca yüksek bedel teklif ederek ihalelere giriyor. Bu durum 300 bin, 400 bin hatta 780 bin lira gibi kiraların oluşmasına neden oluyor. Gerçekçi olmayan bu rakamlar sektörde emsal oluşturarak esnafı zora sokuyor. Ayrıca bazı okul idareleri de oluşan bu yüksek teklifleri referans alarak kira artışlarını fahiş seviyeye çıkarıyor.”

TÜFE’YE GÖRE DÜZENLEME
“Okul kantin kiralarında artışlar TÜFE oranıyla sınırlandırılmış olsa, samimiyetle ifade ediyoruz ki ürün fiyatlarına ek artış yapmak zorunda kalmayız” diyen Osmanoğlu, “Çünkü fiyatları yukarı çeken temel unsur kira gideridir. Dolayısıyla kantin esnafı fiyat artışı yapmak istediği için değil, ayakta kalabilmek için yapmak zorunda kalıyor. Bu bir tercih değil, bir zorunluluk. Bizim talebimiz açıktır: Makul kira politikası oluşturulsun, liyakat esaslı bir sistem kurulsun; bunun olumlu yansıması doğrudan öğrenci fiyatlarına olacaktır” dedi.

EMEKLİLİĞE BİLE YETMİYOR
Kantinlerin geçmişte genellikle 3 ila 5 yıllık sürelerle kiralandığını ifade eden Osmanoğlu, “Sürenin 20 yılla sınırlandırılması konusu gündeme geldi. Esnaf açısından bakıldığında uzun süreli sözleşmeler; yapılan yatırımın karşılığının alınabilmesi, fiyat istikrarının sağlanabilmesi ve sürdürülebilirlik açısından önemli. Ancak burada en önemli husus; hakkaniyetli, şeffaf ve hem kamu hem esnaf lehine dengeli bir düzenlemenin yapılması” dedi.
YILDA 180 GÜN 20
yılın sahada göründüğü gibi uzun bir süre olmadığını anlatan Osmanoğlu, şöyle devam etti: “Okul kantincisi yılda fiilen 180 gün çalışıyor. Tatiller çıkarıldığında yılın tamamında faaliyet yok. SGK primleri de bu çalışma süresine göre yatırılıyor. Bu şartlarda 20 yıl çalışan bir kantinci, prim gün sayısı açısından çoğu zaman emeklilik hakkını dahi elde edemiyor. Ayrıca hayatını okul kantininde geçirmiş, mesleğini babadan oğula devralmış bir insanı 20 yıl sonunda sistem dışına itmek; bir hayat düzenini sona erdirmektir. 20 yılın sonunda ‘Artık sen devam edemezsin’ denilmesi, alın terinin çöpe atılması demektir.”