Oyunculuktan şarkıcılığa uzandı! Selin Genç: Feminen giyinen erkekten irrite olurum

“Aşka küstüm” dedikten bir sene sonra iş insanı Onur Alp Erol’la, Budapeşte’te rüya gibi bir düğünle evlendi. “Kendimden hiç beklemiyordum, bana da sürpriz oldu” diyor. Onu daha çok dönem işlerinde izledik. Şimdi hayranlarını bambaşka bir sürpriz bekliyor. Sözlerini kendi yazdığı şarkılarını bizimle buluşturacak. Selin Genç’le hem taze evliliğini hem de yeni projesini konuştuk.

OYA ÇINAR
oya.cinar@posta.com.tr
Selin, en son bir buçuk yıl önce konuşmuştuk. O zaman biraz mutsuzdun. Şimdi her şey harika görünüyor. Nasılsın?
Çok mutluyum. Yoğun, koşturmalı geçiyor ama haklısın; seninle o röportajımız tam bir mutsuzluk röportajıydı. Şimdi hayatımda ilk defa bu kadar iyi hissediyorum, her şeyin yolunda olduğu bir dönemdeyim.
O dönem, “Aşka küstüm” demiştin. Üzerine çok geçmeden çok mutlu bir evlilik yapman kaç puan?
Bence 10 üzerinden 10 puanlık bir hareketti. (Gülüyor) Ben evliliği hiçbir zaman hayal etmemiştim aslında. Benim için de çok sürpriz oldu.
Nasıl tanıştınız eşinle?
Biraz komik bir hikayesi var. Ben o dönemde başka biriyle flört ediyordum. Ama iyi gitmiyordu. Bitirmeye karar verdik. “Yüz yüze görüşelim ve bitirelim” diye konuştuk. Beni davet ettiği mekanda da o gün, onun bir arkadaşının doğum günü varmış.

'BİREYSEL YAŞAM BENİ DAHA MUTLU EDER SANIYORDUM...'
Aaa! Görüştüğün insanla ayrılmak için gittiğin mekanda mı tanıştınız eşinle?
Evet ama şöyle bir durum var; ben onları arkadaş sanıyordum. Alakası yokmuş aslında. Yani iki farklı taraftan birbirini tanımayan ama aynı masada buluşan iki insanmış onlar. İlk tanışmamız orada oldu.
Kader ağlarını örmüş resmen…
Gerçekten öyle oldu. (Gülüyor) Sonra ben zaten görüştüğüm insandan ayrıldım. Üzerinden iki üç ay geçti. Bir gün Instagram’da paylaştığım bir story’e espriyle, “7-7-7 yaptınız mı?” dedi. Bu mucize sayıları var ya… “Yapmadım” dedim. “Bir deneyin, gerçekten işe yarıyor, ben o şekilde tekne sattım” dedi. Ben de o gün işle ilgili bir haber bekliyordum. Önce kim olduğunu da anlamadım, sonra bakınca hatırladım oradan tanıştığımızı. “Tamam; olursa yemek yeriz” dedim.
Çok heyecanlı gidiyor. Sonra?
O gün birkaç saatte bir yazıyor bana. “Geldi mi haber?” diye. “Yok gelmedi” diyorum. Derken gecenin bir körü menajerim aradı. Gerçekten iş haberi geldi bana o gün. Sonra biz Onur’la yemeğe çıktık ve ilişkimiz başladı. Aslında çok da hızlı ilerledi. Onur bana aile olmanın büyük bir güç olduğunu gösterdi. Ben, bireysel özgürlüğümün, bireysel yaşamanın beni daha mutlu edeceğini düşünüyordum. Nasıl yaptı bilmiyorum ama Onur beni tersine inandırdı. İnşallah da sonsuz olsun.

'AYNI SEKTÖRDEN BİRİYLE OLMAK GEREKSİZ BAŞ AĞRISI OLURDU'
Doğru insan diye bir şeye inanıyor musun?
Doğru insan diye bir şey var bence. Sana yalnız olduğundan kendini daha iyi hissettiriyorsa o kişi doğru insan. Ama onunla olmak için koşu bandında ters koşuyormuş gibi hissediyorsan doğru insan değildir. Çünkü yoruluyorsundur, senden gidiyordur, hem enerji olarak hem hayat kalitesi olarak.
Eşinin sektörün dışında olmasının ilişkinize yansıması nasıl?
Aynı sektörde biri gereksiz baş ağrısı olurdu bence. İyi ki bizim sektörde değil.
Seni daha çok dönem işlerinde izledik. ‘Bir Zamanlar Çukurova’ çok uzun süre devam etti. Artık biraz ters köşe bir işte yer almak istiyor musun?
Ya aslına bakarsan ülkemizde ters köşe şeyler çok yapılıyor mu, pek emin değilim. Keşke yapılsa da biz de kendi sınırlarımızı daha çok zorlasak.
Şimdi bambaşka bir yanını göreceğiz. Sözlerini de kendin yazdığın şarkılarını buluşturacaksın bizimle. Bu fikir nasıl gelişti?
Ben aslında hep yazıyordum. Aklıma güzel sözler gelince not alırdım. Sonra onlar zamanla birleşti ve güzel güzel şiirler çıkmaya başladı. Müzik tarafım da hep vardı zaten. Piyano çalıyorum. Aileden de gelen bir şey o. Ben zamanla onları müzik otoritesi diyebileceğimiz insanlarla paylaşmaya başladım. Onlardan beğeni alınca çok mutlu oldum ve motive oldum.

'FEMİNEN GİYİNEN ERKEKTEN İRRİTE OLURUM'
Dünyaya bir daha gelsen yine aynı hayatı seçer miydin?
Amerika’da doğmak isterdim ya. Oradaki imkanlara sahip olmak isterdim.
Eşinin yanından ayırmadığı bir şey olsan ne olmak isterdin?
Hiç çıkarmadığı bir lensi var. Direkt gözbebeği olmak isterdim yani.
Mümkünse erkekler pek yapmasın’ dediğin şeyler var mı?
Erkekler dans etmeseler iyi olur bence. (Gülüyor) Çok irrite oluyorum dans eden erkekten. Çok feminen renkler giyinmemeli mesela. Ne bileyim dar pantolonlar, böyle bütün hatlarını gösteren kıyafetler hiç ‘benlik değil. Bir de çok dövmeli erkek sevmem. Onur’un hiç dövmesi yok mesela.
En son ne zaman sevinçten ağladın?
Evlilik teklifinde ağladım sevinçten. Çünkü hiç beklemediğim bir anda geldi ama o kadar özel ki anlatamıyorum insanlara. O yüzden hep, “Bana bir daha evlenme teklifi et, bu sefer anlatabileceğim bir hikayem olsun” diyorum.
Başlayınca duramadığın bir şey?
Gülme krizi gelince üzerimdeki kıyafetlerden bile gıdıklanıyormuş gibi olurum. Asla duramam. Okulda çok sınıftan atılmışlığım var bu yüzden.

'YARATICILIK AKAN SU GİBİDİR DURAMAZSIN ÖNÜNDE'
Beren Saat, kariyerinin zirvesindeyken müzik alanına girerek bambaşka bir cesaret gösterdi ama çok ağır eleştiriler alıyor günlerdir. Senin bu tip endişelerin var mı?
Beren bana göre kendini hep sanatçı olarak konumlandırmış, yaratıcı bir insan. Uzun süredir de müzik üzerine çalıştığını söylüyordu. Beğenen olur beğenmeyen olur ama bu onun yaratıcılığını farklı bir alandan paylaşma isteğiyle paralel bence. Aynısı benim için de geçerli; ben de kendimi bir hikaye anlatıcısı olarak görüyorum ve zaman zaman, “Neden sadece oyunculuk olsun, yaratıcılığımı başka şeylerle de beslemeli miyim?” dediğim süreçlerden geçtim. Yaratıcılık akan bir su gibidir, duramazsın önünde.
Olası olumsuz eleştiriler gözünü korkutmuyor o zaman?
Korkutmuyor çünkü müziğimi seven olur sevmeyen olur; sadece saygı beklerim ben. Bu riski alarak yola çıkıyorum neticede. İnsanların ne dediğini düşünerek hareket ederseniz yol alamıyorsunuz. Bir de sektörün kötü gitmesi, rekabetin artması, hali hazırda gönlüne göre proje bulamayan oyuncuları da başka yaratıcı ifade biçimlerine yönlendiriyor. Biz de ne mutlu ki başka yeteneklerimiz varmış ve kendimizi farklı şekillerde de ifade etme yoluna gitmişiz. Ben böyle bakıyorum.