Şekeri tamamen kesen bağırsağını bozar! Sosyal medya akımlarına bilimsel fren
Sağlıklı yaşam ve zayıflama uğruna hayatımızdan tamamen çıkardığımız şeker, meğer vücudumuza iyilikten çok zarar veriyormuş. Sosyal medyadaki popüler trendlerin aksine uzmanlar radikal kısıtlamaların içimizdeki gizli ekosistemi altüst ettiğini söylüyor. Peki, doğru bildiğimiz bu büyük yanlış iç organlarımızı nasıl etkiliyor? Endokrinoloji-Metabolizma Hastalıkları ve Diyabet Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan'ın aktardıkları ezberleri bozacak cinsten.

Sağlıklı yaşam ve zayıflama uğruna hayatımızdan tamamen çıkardığımız şeker, meğer vücudumuza iyilikten çok zarar veriyormuş. Sosyal medyadaki popüler trendlerin aksine uzmanlar radikal kısıtlamaların içimizdeki gizli ekosistemi altüst ettiğini söylüyor. Peki, doğru bildiğimiz bu büyük yanlış iç organlarımızı nasıl etkiliyor? Endokrinoloji-Metabolizma Hastalıkları ve Diyabet Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Taşan'ın aktardıkları ezberleri bozacak cinsten.

Hilal Gülden BOĞAZKESEN
hilal.bogazkesen@posta.com.tr
Kilolardan kurtulmak için her şeyi sıfırlamaya hazır mısınız? Bilim dünyası, masum görünen katı diyetlerin vücudun dengesini beklenmedik şekilde bozabileceğini kanıtladı.
ABD'de düzenlenen ENDO 2026 kongresinde sunulan yeni bir araştırmaya göre, tamamen şekersiz beslenen farelerde bağırsak mikrobiyotasında bozulma, bağırsak iltihabı, insülin direnci ve kan şekeri kontrolünde kötüleşme görüldü.

Son zamanlarda özellikle sosyal medyada hızla çeşitli trendler hızla yayılıyor. Bunlardan biri de şekeri sıfırlamak oldu. Yani rafine sofra şekeri, paketli gıdalar ve şekerli içeceklerin yanı sıra doğal besinlerdeki şekerden de tamamen uzak durmak. Buradaki temel amaç hormonal dengeyi sağlayabilmek, insülin direncini düşürmek ve son olarak da şeker bağımlılığından kurtulmak.

Şekeri sıfırlamak, taşıdığı amaç ve yöntem kapsamında değerlendirildiği zaman aslında sağlıklı bir yaşam için oldukça gerekli gibi görülebilir. Lakin uzmanlar, aslında şekeri tamamen kesmenin düşünülenin aksine vücutta bazı sorunlar meydana getirdiğini belirtiyor. Şekeri kesmenin ne gibi bir zararı olabilir diye düşünüyor olabilirsiniz. Tam bu noktada Prof. Dr. Ertuğrul Taşan, önemli konulara değiniyor.

Prof. Dr. Ertuğrul Taşan, şekeri tamamen kesmenin sanılanın aksine tip 2 diyabet ve karaciğer yağlanmasını tetiklediğini söylüyor. Bunun temelinde ise bağırsak mikrobiyotasındaki bozulma yer alıyor.

Bağırsak mikrobiyotası, bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmalardan oluşan bir ekosistem. İnsan vücudu ile bu mikroorganizmalar arasında karşılıklı faydaya dayalı dengeli bir ilişki mevcut.

İnsan vücudunda bağırsak mikrobiyotasının temel görevleri bulunuyor. Bunların arasında sindirime yardımcı olması, bağırsak duvarını koruması, bağışıklık sistemini eğitmesi yer alıyor.
Prof. Dr. Taşan'ın açıkladığı görevlerden diğerleri ise şu şekilde;
- Vitamin üretimine katkıda bulunması,
- Zararlı mikroplara karşı koruma sağlaması,
- Metabolizmayı etkilemesi,
- Beyinle iletişim kurması.

Zayıflamak isteyen birçok kişi, şekeri tamamen kesmenin gerekli olduğunu düşünüyor. Lakin bilimsel araştırmalar, bunun en iyi yaklaşım olmadığını gösteriyor.

Uzman isim, öncelikle şeker derken neyin kast edildiğini anlamak gerektiğinin altını çiziyor.
- Eklenmiş şekerler: Gazlı içecekler, şekerlemeler, kekler, paketli gıdalar, şeker içeren kahveli içecekler gibi ürünlerde bulunan şekerler (basit karbonhidratlar glukoz gibi glisemik indeksi çok yüksek olan şekerler).
- Doğal şekerler: meyvelerdeki fruktoz ve süt ürünlerindeki laktoz gibi doğal olarak bulunan şekerler.

Prof. Dr. Taşan'a göre buradaki en kritik ayrımlardan biri eklenmiş şekeri azaltmayı ya da mümkünse çok seyrek tüketmenin faydalı olduğu. Bunun yanı sıra meyve, süt, tahıl, baklagil ve yoğurt gibi besinleri sadece şeker içeriyor diye tamamen çıkarmak önerilmiyor. Çünkü bu gıdalar vitamin, mineral, lif ve protein sağlıyor. Eğer bu besinlerin tüketimi kısıtlanırsa bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliği ve miktarı olumsuz etkilenecektir.

2012 yılında yapılan bir araştırmada, zayıf kişilerin mikrobiyotasının obezlere nakli sonucunda obezlerdeki insülin direncinin azaldığı gösterilmiştir.

Diyette şekerin tamamen sıfırlanması ya da çok azaltılabilmesi için doğal şeker içeren liften, prebiyotikten, mineralden ve proteinden zengin ve kompleks karbonhidrat içeren gıdaların yasaklanması ya da tüketilmemesi bağırsak mikrobiyotasının bozulması sonucunda karaciğer yağlanması insülin direnci ve tip 2 diyabet riskinin artışı ya da en azından böyle sıkı bir diyetten beklenen olumlu metabolik etkilerinin oluşmaması ile ilişkili olabilir.

Prof. Dr. Taşan, "Unutulmamalıdır ki mikrobiyota bozukluğu tek başına bu hastalıkların doğrudan nedeni değil. Genetik yatkınlık, fiziksel aktivite, uyku ve diğer çevresel faktörlerle birlikte seyredebilir" dedi.

