Selendi'de kazanda fokur fokur kaynatılarak hazırlanıyor! Demir depolarını zirveye taşıyıp kemikleri betona çeviriyor! En doğal öksürük şurubu

Manisa’nın Selendi ilçesinde üzüm hasadının sona yaklaşmasıyla birlikte kış sofralarının vazgeçilmezi olan şifa kaynağının üretimine başlandı. Kazanlar fokur dokur kaynarken bu şifalı besinin faydaları da merak ediliyor. Peki, bu besin ne, vücudumuza ne gibi faydaları var? İşte detaylar...

Üzüm bağlarının her geçen yıl artmasıyla birlikte ilçede pekmez üretimi de yükselişe geçti. Çiftçiler, hem kendi ihtiyaçları hem de pazarlarda satışı için evlerinin önünde kurdukları kazanlarda pekmez kaynatıyor.

Özellikle kış aylarında tüketilen pekmez, üzümlerin havuzlarda çiğnenmesi, çuvallarda bekletilip suyunun alınması ve ardından özel toprak ilavesiyle kaynatılmasıyla hazırlanıyor.

İlçeye bağlı kırsal Selmanhacılar Mahallesi’nde yaşayan 65 yaşındaki 2 çocuk annesi Münise Akman, kendi bahçelerinde yetiştirdikleri üzümlerden pekmez yaptıklarını belirterek, "Sıcakta zor oluyor, meşakkatli bir iş ama yemesi tatlı" dedi.

PEKMEZİN FAYDALARI NELERDİR?
Yüzyıllardır Anadolu mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan pekmez, sadece geleneksel bir tatlı değil, aynı zamanda şifa deposu olarak bilinir. Üzüm, dut, keçiboynuzu gibi meyvelerden elde edilen bu yoğun kıvamlı besin, özellikle kış aylarında bağışıklığı güçlendirmek ve enerji sağlamak için tercih edilir. Ancak pekmezin faydaları sadece bununla sınırlı değil.
Pekmez, yüksek oranda glikoz ve fruktoz içeren bir doğal enerji kaynağıdır. Vücudun hızlıca emdiği bu doğal şekerler, kısa sürede fiziksel ve zihinsel enerji sağlar. Özellikle çocuklar, sporcular, hamile ve emziren kadınlar ile yaşlılar için düzenli ve kontrollü tüketildiğinde oldukça faydalıdır.

DEMİR DEPOSUDUR, KAN YAPAR
Pekmez, özellikle üzüm pekmezi, yüksek oranda demir içerdiğinden kansızlık (anemi) sorunu yaşayanlar için doğal bir destekleyici gıdadır. İçeriğindeki B vitaminleri ve folik asit, demir emilimini artırır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR
Antioksidanlar ve mineraller bakımından zengin olan pekmez, vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençli hâle getirir. Özellikle keçiboynuzu pekmezi, astım ve bronşit gibi solunum yolu rahatsızlıklarında destekleyici olarak kullanılır. Öksürüğe karşı da etkilidir.

KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİR
Kalsiyum, potasyum ve magnezyum açısından zengin olan pekmez, kemik erimesine karşı doğal bir kalkan görevi görür. Çocukluk dönemindeki kemik gelişimi için de destekleyici olabilir.

SİNDİRİM SİSTEMİNİ DESTEKLER
Pekmezin lif içeriği yüksek olmasa da, özellikle dut ve keçiboynuzu pekmezi, bağırsak hareketlerini destekleyerek kabızlığı önlemeye yardımcı olur.

ANTİOKSİDAN KAYNAĞI
Yapılan araştırmalar, pekmezin antioksidan kapasitesinin bazı meyveler kadar yüksek olabileceğini gösteriyor. Bu da hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatan, serbest radikallerle savaşan bir etki anlamına geliyor.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
- Pekmez, doğal bir ürün olsa da şeker oranı yüksektir. Bu nedenle diyabet hastaları tüketmeden önce mutlaka doktorlarına danışmalıdır.
- Isıl işlem görmüş (örneğin aşırı kaynatılmış) bazı pekmezlerde HMF (hidroksimetilfurfural) adlı potansiyel zararlı bir bileşen oluşabilir. Bu yüzden soğuk sıkım (vakumla yapılan) pekmezler tercih edilmelidir.
- Günlük tüketim miktarı abartılmamalıdır. 1-2 yemek kaşığı (yetişkinler için) ideal miktardır.

Dyt. Elif Nur Karaca (Beslenme ve Diyet Uzmanı)
“Pekmez, özellikle çocuklarda ve demir eksikliği anemisi olan bireylerde destekleyici olarak kullanılabilir. Demirin vücutta etkin kullanılabilmesi için C vitamini ile birlikte alınması önemlidir. Bu nedenle pekmezin yanında taze portakal suyu gibi C vitamini içeren bir içecekle tüketilmesi emilimi artırır. Ancak diyabet hastaları ve insülin direnci olan bireyler dikkatli olmalı; kan şekeri üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak kontrollü tüketilmelidir. Ayrıca katkısız, doğal ve vakum sistemiyle üretilmiş pekmezler tercih edilmelidir.”

Pekmez, geçmişten günümüze doğal bir takviye olarak sofralarımızda yer buluyor. Ancak her besin gibi, onu da doğru zamanda, doğru miktarda tüketmek önemli. Geleneksel bilgilerle modern bilimi harmanlayan bu yaklaşım, hem sağlığımızı korur hem de doğayla uyumlu bir yaşamın kapısını aralar.