Selma Konak, büyük aşkı Volkan Konak'ı anlattı! 'İnsan en büyük özlemi en küçük anlarda yaşıyor'

‘Kuzeyin Oğlu Volkan Konak, ölümünün birinci yıl dönümünde özlemle anılıyor. Uğruna ‘Efulim’, ‘Mimoza Çiçeği’ ve daha nice ölümsüz eserler yazdığı büyük aşkı Selma Konak ile buluştuk. Kalbinde taşıdığı büyük aşkı, özlemi ve tarifsiz acıyı anlattı. Biz de usta sanatçıyı rahmet ve saygıyla anıyoruz.

ALEV GÜRSOY CİMİN
alev.gursoy@posta.com.tr
Tam bir yıl geçti Volkan Konak’ı kaybedişimizin üzerinden. Acınız biraz hafifledi mi?
Zaman her şeyin ilacı derler ama bazen o ilaç etkili olmuyor. Ben Volkan’ın yokluğuna hiç alışamadım. Kelimeler yetmez yokluğunun acısını anlatmaya. Daha da zoru; benim Selma olarak, bu acıyı dolu dolu yaşama şansım yok. Üç çocuğun olunca hepsi senin gözünün içine bakıyor.
Bu da zor değil mi, acıyı bastırmak?
En zoru ama mecbursun, başka lüksün yok. Yas hiç bitmiyor ama acıyla yaşamayı da öğreniyorsun. Gideni getiremiyorsun ama onu düşlerinde yaşatıyorsun. Ben Volkan’ı sürekli yanımda hissediyorum. Film izlerken, yemek yaparken. Halen Volkan’ın bana mesajlar verdiğini düşünüyorum.

HEM ANNE HEM BABA OLMAYA ÇALIŞIYORUM
Çocuklar alışabildi mi çok sevdikleri babalarının yokluğuna?
Alışmak… Sanırım bu kelime hiç olmadı hayatımızda. Sadece yokluğuyla yaşamayı öğrenmeye çalışıyoruz. Ama o da mümkün değil! Hepsinin gözünde aynı eksiklik var. Ben de o boşluğu biraz olsun doldurabilmek için her an yanlarında olmaya çalışıyorum. Hem anne olmaya çalışıyorum hem baba…
En çok hangi anlarda, “Keşke burada olsaydı” diyorsunuz?
Keşke burada olsaydı cümlesini ben her an kuruyorum. En çok da en sıradan anlarda… İnsan en büyük acıyı en basit anlarda yaşıyor. Bir sofraya oturduğumda, bir filmi yarıda bırakıp ona dönüp bir şey söylemek istediğimde… Refleks gibi hâlâ ona dönüyorum. Sonra bir anda o gerçek yüzüme çarpıyor. Anlıyorsun ki o artık hiçbir anın içinde fiziksel olarak olmayacak. Ama ben yine de onunla konuşmaya devam ediyorum. Belki de insan böyle dayanıyor.

Güçlü görünme çabası sizi en çok ne zaman yoruyor?
Aslında en çok da güçlü görünmek zorunda olmadığım anlarda yoruluyorum. Çünkü herkesin karşısında dimdik duruyorsun ama içe döndüğün an yıkılıyorsun. İnsanlara “iyiyim” demek kolay, asıl zor olan kendi kendine kalınca o gerçekle baş etmek. İnsan en çok da sığınacak yerini kaybedince yoruluyormuş. Bir de şu var; dünyanın en kolay işidir depresyona girmek, yatağa geçer günlerce yataktan çıkmazsın ama Volkan bunu istemezdi. Ben onu ilk kaybettiğimizde 8 gün yataktan çıkamadım. Ama Volkan bana derdi ki ‘Selma bana bir şey olursa çocuklarının yanında arkasında ol, güçlü dur. Çocukları büyütmem için güçlü bir psikolojide olmalıyım.

HERKES ÖLÜR AMA O ÖLMEZ SANIRDIM
İlk duyduğunuzda kahrolmuşsunuzdur!
İnanamadım ki. Çünkü ben Volkan’ı o kadar büyük bir aşkla seviyordum ki. O da beni öyle. Ben Volkan hiç ölmez ya da ölümsüz sanıyordum. Kutsallaştırmıştım belki de içimde o büyük aşkla. Herkes eşini muhakkak seviyor ama bizim Volkan ile aramızdaki bağ o kadar kuvvetliydi ki, bunu herkes görüyordu zaten. Volkan deyince Selma, Selma deyince Volkan.
Peki o gerçek yüzünüze vurduğu anlarda ne oluyor?
Onunla konuşmaya devam ediyorum. Garip gelecek ama bazen gerçekten gitmediğini düşünüyorum. Sanki başka bir odada, birazdan gelecek gibi. Ona günümü anlatıyorum, çocukları anlatıyorum… Bazen cevap verecekmiş gibi bekliyorum. Bu bir alışkanlık mı, yoksa kalbimin, beynimin bana oynadığı bir oyun mu, bilmiyorum ama saçımın okşandığını hissediyorum, elimi tuttuğunu hissediyorum. Ben onsuz yaşamayı hiç bilmiyorum. 17 yaşında babamın elini bırakıp Volkan’ın elini tuttum. Ben onu Tanrı’laştırmıştım. O hata yapmaz, o ölmez, o her şeyin en doğrusunu bilir gibi. Volkan yaşasaydı 28. evlilik yıl dönümümüz olacaktı ama 34 yıldır birlikteyiz. 95 yılından beri. Halen yanımda olduğunu da biliyorum.

SANKİ TURNEDEYMİŞ DE YİNE GELECEKMİŞ GİBİ…
Yokluğu size ne öğretti?
Sabretmeyi, güçlü olmayı… İçinde kopan fırtınayı kimse görmeden yaşamayı öğreniyorsun. Ama güç dediğimiz şey ayakta kalmak değil, her gün biraz daha eksilerek yine de devam edebilmekmiş. Ben onsuz nefes almayı öğrendim belki ama onsuz yaşamayı hâlâ öğrenemedim. Küçük kızım Derin müzik konusunda çok yetenekli. Volkan onun bu alanda ilerlemesini çok isterdi. Ben de şimdi onun hayalini devam ettiriyorum. Bundan sonra hedefim çocuklarımın eğitimi ve çok mutlu olmaları...
Hayata tutunmanızı sağlayan en büyük şey ne oldu?
Çocuklarım… Başka hiçbir şey değil. Onlar için güçlü olmak zorundayım. Volkan hep turnelerdeydi, konserlerdeydi. Şimdi de bazen kendimi öyle kandırıyorum. Turnedeymiş de yine gelecekmiş gibi…

İçinizdeki en baskın duygu ne?
Özlem. Hiç dinmeyecek o! Fotoğraflarına yakınlaştırarak bakıyorum, yüzündeki tek çizgiyi bile unutmak istemiyorum ama halen şarkılarını dinleyemiyorum. Çoğu şarkısında ben varım, nasıl dinleyebilirim ki? Zor. Zaten her çıkardığı albümde bir şarkısını bana ithaf ederdi. ‘Feriğim’, ‘Mimoza Çiçeğim’ gibi şarkılarına bayılırdım.

Vasiyeti üzerine defnedildiği o ceviz ağacının altında yapılan anmalarda neler hissediyorsunuz?
Orası artık sadece bir mezar değil, bizim için yaşayan bir yer. Her gidişimde kalbim hem doluyor hem de tuhaf bir huzur geliyor. Çünkü ben Volkan’ın sadece orada olmadığını biliyorum… Bizi gördüğünü, duyduğunu hissediyorum. O ceviz ağacının altında yapılan her anma, onun ne kadar büyük bir sevgi bıraktığını gösteriyor. Bazen onun adına bir müze yapmak istiyorum. Volkan sadece bizim değil, herkesindi. Hatırasını yaşatmak, onu sevenlerle paylaşmak istiyorum.

