Serdar Ortaç'ın 'Başıma Bela'sını yeniden yorumladı! Nazlı Senem Ünal: Başarı konusunda doyumsuzum

Yeteneğiyle oynadığı her rolün hakkını veren bir oyuncu. ‘Üç Kız Kardeş’, ‘Aynadaki Yabancı’ gibi dikkat çeken projelede yer aldı. Kendine has bir aurası ve güzelliği var. Nazlı Senem Ünal, geçtiğimiz hafta sürpriz bir şekilde Bir Serdar Ortaç şarkısını yeniden yorumladı. Şarkıya resmen yeni bir ruh giydirmiş. Buluştuk; oyunculuğu, müziği ve hayatı konuştuk.

OYA ÇINAR
oya.cinar@posta.com.tr
Nazlı, sürprizlerle dolusun. Daha önce sözlerini kendi yazdığın ‘Adı Aşk’ şarkısıyla şaşırtmıştın. Şimdi de Serdar Ortaç’ın ‘Başıma Bela’ şarkısını yorumladın. Fikir nasıl oluştu?
Aslında biraz cover mantığıyla dinlediğimiz, bildiğimiz bir şarkıyı farklı duyma, farklı söyleme isteği var ya… Oradan çıkmış bir fikir. Bir süre bu şekilde şarkı araştırdık. Bu şarkıyı da aranjör Tarık İster önermişti. ‘Başıma Bela’yı okuyunca Tarık, “Başka hiçbir şarkıya bakmayalım, çok güzel duyuluyor sende” dedi. Şarkının genel tarzının dışında daha soft bir yorum oldu benimki.
O kadar kendine has yorumlamışsın ki nakarata gelene kadar şarkının ‘Başıma Bela’ olduğunu anlamadım resmen. Yapmak istediğiniz tam bu muydu?
“Sanki o şarkı değilmiş hissi” benim duymaktan çok mutlu olduğum bir şey. Benzer çok yorum aldım. Şarkının benim sesimle sanki hiç duyulmamış, yeni bir şarkıymış gibi bir his vermesinden mutluyum. Kasten böyle olsun diye yola çıkmadık ama çıkan sonuçtan memnunum.
Son dönemde bir sürü farklı oyuncunun müziğe yönelmesi, şarkı çıkarması biraz sektörün geldiği noktayla mı ilgili sence?
Bazı oyuncular, özellikle konservatuvar mezunu olanlar zaten sahne üzerinde müzikle, dansla, bedeni enstrüman olarak kullanmalarıyla belli bir yetkinliğe sahip oluyor. Biz konservatuvarda bunların hepsiyle donatılıyoruz. Ve özünde hiç ayrı sektörler değil. Ben hep menajerim Tümay Özokur’la da konuşurken “Keşke sesimi de kullanabileceğim bir rol gelse, bir müzikalde oynayabilsem” derdim zaten.

SEKTÖR GİT TİKÇE ZORLAŞIYOR
Aslında hobi mi peki senin için müzik?
Oyunculuk benim mesleğim, müzik ise hayatımda ona eşlik eden bir tutku. Aslında hep hobi gibiydi ama artık “Hobi olarak kalmak zorunda değil” diye de düşünüyorum. Daha akıştayım yani. Oyunculuğa gelince; sektör her yıl bir öncekinden daha zor oluyor. Her şey gittikçe zorlaşıyor. Ekonomiyle de alakalı. Biraz gerçekten kurtlar sofrası durumu var.
Bazı oyunculara hiç fırsat verilmediğini, sektörün hep aynı yüzlerin etrafında döndüğünü düşünüyor musun?
Bu da yine ekonomiyle alakalı. Çünkü yapımlar, kanallar daha garanti kişilere gitmeye başladılar. Özellikle “Yurt dışı satışı olsun ki Türkiye’de reyting yapamasa da en azından yurt dışına satayım ve diziyi devam ettirebileyim” düşüncesi var. Yani onlar da risk alamıyorlar.
Sen başlarken çok zorlandın mı?
Tabii ki. Var olmakta, kendimi gösterebilmekte ben de çok zorlandım başta. Böyle bir imkanım olacak mı acaba kaygısını çok yaşadım. Ne kadar ünlü olursan ol, nerelere gelirsen gel bir proje varken varsın, sonrasında aynı kaygılara yine düşebiliyorsun. “İstediğim, gönlüme göre bir iş gelecek mi?” diye hep bir bekleme enerjisinde kalıyorsun.

KADIN OYUNCULAR DAHA ÇOK ZORBALANIYOR
Bedeli, göründüğünden çok fazla aslında değil mi?
Maalesef öyle. Sonuçta bir hayale tutunuyoruz. Ve birçok şeyden ödün veriyoruz. Belki ailemizi karşımıza alıyoruz, bütün imkanları geride bırakıyoruz. Ben aynı zamanda reklamcılık mezunuyum. Konservatuvardan sonra reklamcılık okudum sırf o altın bileziğim olsun düşüncesiyle.
Seyirci bazen çok acımasız olabiliyor. Etkileniyor musun olumsuz yorumlardan?
Başlarda çok etkilenirdim. Özellikle kötü bir karakter oynuyorsan seyirci onunla gerçekten öyleymişsin gibi bağ kuruyor. Ama eskisi kadar kötü yorumlara kulak asmıyorum. Çünkü bana has olmadığını biliyorum. Herkesle ilgili kötü yorumlar var. Özellikle ‘3 Kız Kardeş’te Mine’yi oynarken seyirci yorumlarından çok etkileniyordum. Bir de kadın oyuncular olarak daha çok zorbalanıyoruz maalesef.

BAŞARILI OLMANIN SIRRI YETENEK VE SABIR
Sence bu işte başarılı olmanın altın kuralı ne?
Arkadaşlarımla kendi aramızda da çok konuşuyoruz bunu. Galiba bu işte başarılı olmanın kuralı yetenek kadar da sabırlı olmak. Bir sürü çok yetenekli oyuncu bir yerde pes edip farklı şehirlere taşınıyor. Çok arkadaşım var benim bu şekilde. Gerçekten çok yetenekli olup da sabredemeyip giden.
Olduğun yerden memnun musun?
Ben kendimden razıyım. Tatmin olamadığın zamanlar da aslında seni yeni şeyler üretmeye itiyor. Kendi içimde Nazlı olarak başarı konusunda çok doyumsuz biriyim. Hep daha iyisi olsun diye çabalarım. Bir sanat filminde oynamayı, bir müzikalde oynamayı çok istiyorum. Yapmak istediğim çok şey var.

AŞKA HEP AÇIĞIM
Özel hayatında durumlar nasıl?
İstediğim gibi gitmiyor. Biraz salmış durumdayım. Şu anda bütün fokusum iş. Benim sosyal çevrem de sınırlıdır bu arada. Tam bir ev kuşuyum.
Belki de duygusal olarak şu an aşka açık değilsin…
Ben her zaman o dönemdeyim aslında. Duygu olarak açığım yani. Hiç kendimi kapatmam “Aşk istemiyorum” diyerek. Çok sevdiğim ve beslendiğim bir duygu çünkü. Ama işte doğru zamanın ve doğru insanın denk gelmesi biraz da şans…
Hiç şarkıdaki gibi aşktan mahvolmuş hissettin mi?
Hissettim tabii ve umarım herkes de hissetmiştir, herkes aşık olmuştur. Aşkın acısı da güzeldir. Ben acısını da severim. Evet çok kahredici. İnsanı paralayan bir şey ama iyi ki o güçlü hisleri deneyimledim.
Sonra kendini nasıl iyileştiriyorsun?
Üretmekle, onu başka şeye dönüştürmekle.

KİMSEYİ YARA BANDI YAPMAM
Çivi çiviyi söker kafasına girdiğin olmuyor mu?
Yara bandı dediğimiz şey… Hiç o insan değilim. Geçmişte yapmışımdır bu arada ama artık hiç oralarda değilim. Büyüdüğümü düşünüyorum.
Hayat neşen yerinde midir yoksa melankolik bir yanın da var mı?
Melankoliyi hiç sevmem, hiç oradan beslenmem. Kötü hissedince birilerini arar, dışarı çıkarım. Bence bu da çok gençlikte kalması gereken bir duygu. Yoksa hangimiz arabesk bir müzikle kafamızı cama dayayıp melankolik klipler çekmedik ki!
Bahar Şahin, Serenay Sarıkaya’ya hayranlığını “Serenay için hapis yatarım” diyerek ifade etti. Bu denli hayranlık beslediğin biri var mı ?
Enteresan bir söylem. O derece bir şey mümkün değil ama benim de Tarkan hayranlığım büyüktür yani. Ama ailem dışında kimse için hapis yatmam.

O MU BU MU?
Kamera mı mikrofon mu?
Kamera.
Sabahın körü mü gecenin körü mü?
Sabahın körü. Sakinlik.
Geçmişte bir an mı gelecekte bir an mı?
Gelecek her zaman daha heyecan verici.
Linç edilmek mi daha kötü görmezden gelinmek mi?
Görmezden gelinmek daha kötü.
Kenan İmirzalıoğlu mu Kıvanç Tatlıtuğ mu?
Ben çocukluğumdan beri hep Kenan İmirzalıoğlu’cuyumdur. Esmer erkekleri daha çok beğenirim.
Zeki Demirkubuz mu Nuri Bilge Ceylan mı?
İkisiyle de çalışmayı çok isterim ama Nuri Bilge Ceylan.