Sessizce ilerliyor, organları bitiriyor! Uzmanından hayati uyarı: Ölçmediğiniz tansiyon sizin değildir

Dünya genelinde her üç yetişkinden birini esir alan, ancak yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyen o 'sessiz tehlike' ile her an karşı karşıya olabilirsiniz. Kalp krizinden böbrek yetmezliğine kadar hayati organları hedef alan hipertansiyon, aslında sadece bir tansiyon yüksekliği değil, tüm vücudu saran sistemik bir hastalık. Peki, vücudunuzda nelerin değiştiğini ancak iş işten geçtiğinde mi öğreneceksiniz?

Tansiyonunuzu ölçerken yaptığınız küçücük bir hatanın, yanlış teşhis ve tedaviye yol açabileceğini biliyor muydunuz? Halk arasında yüksek tansiyon olarak bilinen hipertansiyon, çoğu zaman ciddi bir komplikasyon gelişene kadar pusuda bekliyor. Genetik kadar etkili olan o gizli yaşam tarzı faktörleri neler? Uzm. Dr. Seda Tükenmez Karakurt’un doğru ölçüm tekniklerinden beslenme sırlarına kadar paylaştığı hayati bilgiler, sağlığınızı korumanız için size rehberlik edecek!

HALK ARASINDA 'YÜKSEK TANSİYON' OLARAK BİLİNİYOR!
Halk arasında yüksek tansiyon olarak bilinen hipertansiyon, günümüzde en sık görülen kronik hastalıkların arasında yer alıyor. Çoğu zaman fark edilmeden ilerlemesinden mütevellit 'sessiz tehlike' olarak da kabul ediliyor. Dünya genelinde her 3 yetişkinden birinde görülen bu sağlık sorunu, kalp-damar hastalıklarının, inmenin, böbrek yetmezliğinin ve erken ölümlerin en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'nde görev yapan Uzm. Dr. Seda Tükenmez Karakurt'un aktardığı bilgilere göre hipertansiyonun en önemli özelliği, uzun yıllar belirti vermeden ilerlemesi oluyor. Bundan dolayı birçok kişi, tansiyonunun yüksek olduğunu ancak ciddi bir komplikasyon geliştiği zaman öğrenebiliyor.
Hipertansiyonun yol açabileceği hasarların önüne geçmek ise erken tanı ve uygun tedavi ile mümkün hale gelebiliyor.

YAŞAM TARZI FAKTÖRLERİ EN AZ GENETİK KADAR ÖNEMLİ
Tansiyon, kalbin kanı pompalarken damar duvarına uyguladığı basıncı ifade eder. Sistolik yani büyük tansiyon ve Türkçesi küçük tansiyon olan diyastolik olarak iki değerden oluşuyor.
Uzm. Dr. Seda Tükenmez Karakurt, "Genel kabul gören sınır değerler, ölçümlerde 140/90 mmHg ve üzerinin hipertansiyon olarak değerlendirilmesidir. Ancak bireysel risk durumuna göre daha düşük hedefler de önerilebilir. Hipertansiyon gelişiminde genetik yatkınlık önemli bir rol oynasa da yaşam tarzı faktörleri en az genetik kadar belirleyicidir." ifadelerine yer veriyor.

Uzman isim; aşırı tuz tüketimi, hareketsiz yaşam, fazla kilo, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve stresin hipertansiyon riskini artıran başlıca faktörler olduğunu belirtiyor. Tüm bunların yanı sıra diyabet, kolesterol yüksekliği ve ileri yaş da riski artırır.

KALP, BEYİN VE BÖBREK ETKİLENEBİLİR
Hipertansiyonu bulunan kişilerin en çok merak ettiği konuların başında ise kontrol altına alınamadığında neler olacağı yer alıyor. Uzm. Dr. Tükenmez, zaman içerisinde damar yapısını bozarak kalp, beyin ve böbrek başta olmak üzere birçok organının etkilenebileceğinin altını çiziyor. Yani kalp krizi, kalp yetmezliği, inme, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açabilir.

Kardiyoloji uzmanı, "Hipertansiyon yalnızca bir 'tansiyon yüksekliği' değil, sistemik bir hastalık olarak değerlendirilmelidir. Hipertansiyonla mücadelede en etkili yaklaşım, hem yaşam tarzı değişiklikleri hem de gerektiğinde ilaç tedavisinin birlikte uygulanmasıdır. Bu kapsamda; tuz tüketimi günlük 5 gramın altına indirilmeli, sebze, meyve ve tam tahıldan zengin sağlıklı bir diyet benimsenmeli, düzenli egzersiz yapılmalı, kilo kontrolü sağlanmalı, sigara ve alkolden uzak durulmalı, stres yönetilmeli ve uyku düzenine dikkat edilmelidir." açıklamasında bulunuyor.

DÜZENLİ ÖLÇÜM HAYAT KURTARIR
Hipertansiyonun erken tanısı için düzenli tansiyon ölçümü büyük önem taşıyor. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin, risk faktörü bulunanların ve ailesinde hipertansiyon öyküsü olanların belirli aralıklarla tansiyonlarını kontrol ettirmeleri gerekiyor. Doğru tansiyon ölçümü, doğru tanı ve tedavinin temelidir.

Uzman isim, "Ölçümden önce en az 5 dakika sakin bir ortamda dinlenilmeli; mümkünse 30 dakika önce çay, kahve, sigara ve egzersizden kaçınılmalıdır. Kişi sırtını destekleyerek oturmalı, ayaklar yere basmalı ve bacak bacak üstüne atmamalıdır. Ölçüm yapılan kol kalp hizasında olmalı, uygun manşon kullanılmalı, konuşmadan ve hareket etmeden ölçüm yapılmalıdır. Mümkünse 1-2 dakika arayla en az iki ölçüm alınarak ortalaması değerlendirilmelidir." açıklamasında bulundu.

TOPLUM OLARAK SORUMLULUĞUMUZ VAR
Hipertansiyon, önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Lakin bunun için farkındalık, düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleri şarttır. Hipertansiyonla mücadele sadece hekimlerin değil, toplumun tüm bireylerinin ortak sorumluluğudur. Düzenli ölçüm alışkanlığı kazanmak, sağlıklı yaşam tarzını benimsemek ve tedaviye uyum göstermek; kalp ve damar hastalıklarına bağlı erken ölümlerin önlenmesinde kritik rol oynar.

Uzm. Dr. Tükenmez;
"Dünya Hipertansiyon Günü vesilesiyle herkesin tansiyonunu ölçtürmesini, risk faktörlerini gözden geçirmesini ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemesini önemle vurgulamak isterim. Unutulmamalıdır ki, 'ölçmediğiniz tansiyon sizin değildir.' Erken fark edin, sağlığınızı koruyun."