Sessizce ödem yaptırıp tansiyonu fırlatıyor! Dünya Sağlık Örgütü 1 çay kaşığı sınırını koymuştu

Yüksek tansiyon hastalarının en büyük dertlerinden biri olan ödem ve şişkinliğin arkasındaki gizli failler belli oldu. Diyetisyen Veronika Rose ve uzmanlar, Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük 5 gramlık tuz sınırını aşmamıza yol açan ve kan basıncını doğrudan fırlatan o 3 popüler yiyecek grubunu sıraladı. İşte sofradaki o gizli tehlikeler...

Yüksek tansiyon hastalarının günlük hayatta karşılaştığı en büyük sorunlardan biri vücudun aşırı su toplaması, yani ödem ve rahatsız edici şişkinlik problemidir. Birçoğumuz farkında olmasak da gün içerisinde severek ve sıkça tükettiğimiz bazı popüler yiyecekler bu durumu doğrudan tetikliyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) yetişkinler için günlük maksimum 1 çay kaşığı (5 gram) olarak belirlediği kritik tuz sınırını aşmamıza yol açan ve kan basıncını yükselten o 3 popüler yiyecek grubu açıklandı.

Arteriyel hipertansiyon, yani tıp dilindeki adıyla sürekli yüksek tansiyon; ölümcül kalp ve damar hastalıkları, felç (inme) ve kronik böbrek yetmezliği açısından en başlıca temel risk faktörlerinden biri kabul ediliyor. Bu önemli nedenle diyetisyen Veronika Rose gibi alanında uzman isimler, yüksek tansiyonun önlenmesinde ve kontrol altına alınmasında dengeli, bilinçli ve sağlıklı beslenmenin hayati bir rol üstlendiğini önemle vurgulamaktadır.

Sebzeler, taze meyveler, baklagiller ve tam tahıllar açısından zengin ve çeşitli bir beslenme düzeni; damar sağlığının korunması açısından kritik öneme sahip olan potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi değerli minerallerin doğal yollarla vücuda alınmasını sağlar. Buna karşılık, sodyum içeriği son derece yüksek olan ve üretiminde fazla miktarda sofra tuzu kullanılan işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi kan basıncını son derece olumsuz etkileyebilir.
Peki, hayati risk taşıyan arteriyel hipertansiyon riskini azaltmak ve ödemden kurtulmak için hangi yiyeceklerin tüketimi mutlaka sınırlandırılmalı? İşte uzmanların işaret ettiği o 3 yiyecek grubu:
1. TUZLU ATIŞTIRMALIKLAR
Cips, kraker ve tuzlu patlamış mısır gibi severek tüketilen atıştırmalıklar genellikle bünyelerinde çok yüksek miktarda sodyum barındırır. Vücuda giren fazla sodyum, dokuların su tutmasına ve ödem oluşmasına doğrudan yol açar. Vücutta artan bu sıvı miktarı ise kan damarları üzerindeki fizyolojik basıncı artırarak kan basıncının hızla yükselmesine katkıda bulunur.
Bu tür hazır ürünlerle ilgili bir diğer büyük tehlike ise porsiyon kontrolünün zorluğudur. Atıştırmalıkların büyük ve cazip paketler halinde tüketilmesi, kişilerin farkında olmadan günlük ihtiyaçlarından çok daha fazla miktarda tuzu ve kaloriyi bünyelerine almalarına neden olur.

Pastırma, sosis, salam ve sosisli sandviç gibi severek yenen işlenmiş et ürünleri, içerdikleri son derece yüksek miktardaki tuzun yanı sıra damar tıkacı işlevi gören doymuş yağlar da içerir. Yapılan bilimsel araştırmalarda, işlenmiş et tüketiminin sık ve yüksek miktarlarda olmasının doğrudan yüksek tansiyon riskiyle ilişkili olduğu kanıtlanmıştır.
Bu nedenle uzmanlar, bu tür şarküteri ürünlerini günlük beslenmenin vazgeçilmez temel bir parçası haline getirmek yerine, tüketim sıklığını ve tek seferde yenen porsiyon miktarını kesinlikle sınırlamanın en doğru yaklaşım olacağını belirtiyor.

Gündelik hayatımızın merkezinde yer alan ekmek ve çeşitli fırın ürünleri her zaman damağa belirgin biçimde tuzlu bir tat sunmayabilir. Ancak gün boyunca düzenli ve fazla miktarda tüketildikleri için günlük toplam sodyum alımına çok büyük ve gizli bir katkıda bulunurlar. Bu özellikleri nedeniyle ekmek ve hamur işi türleri, beslenmede fark edilmesi en zor olan sinsi tuz kaynakları arasında ilk sıralarda yer alır.

Tüm bu yiyeceklerin hayatımızdan ve beslenme programımızdan tamamen çıkarılması gerekmiyor. Ancak Informer.rs'nin aktardığı uzman bilgilerine göre, bu ürünlerin tüketim miktarını disiplinli bir şekilde sınırlamak ve mümkün olduğunca taze, katkısız ve daha az işlenmiş doğal gıdalara yönelmek kalp ve damar sağlığını destekleyen en ideal beslenme modelidir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlıklı bir yetişkinin günlük toplam tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir çay kaşığını hiçbir şekilde aşmamasını tavsiye ediyor. Bununla birlikte, insan vücudunun temel hayati işlevlerini sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu net tuz miktarı bundan çok daha düşüktür. Gelişim çağındaki çocukların günlük tuz ihtiyacı ise yaş gruplarına bağlı olarak yetişkinlere kıyasla belirgin şekilde daha azdır.