Sıcaklık arttıkça tehlike büyüyor! KOAH ve astım hastaları için kritik uyarı
Ejderha sıcaklarına karşı meteorolojik alarm seviyesi yükselirken, Türk Toraks Derneği'nden kritik veriler geldi. Çevre ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Yönetim Kurulu üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Selin Çakmakcı Karakaya, "2025 analizleri aşırı sıcak maruz kalımın KOAH’a bağlı hastalık yükünü ve ölümü yaklaşık yüzde 16-19 oranında artırdığını ortaya koydu." dedi.

Ejderha sıcaklarına karşı meteorolojik alarm seviyesi yükselirken, Türk Toraks Derneği'nden kritik veriler geldi. Çevre ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Yönetim Kurulu üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Selin Çakmakcı Karakaya, "2025 analizleri aşırı sıcak maruz kalımın KOAH’a bağlı hastalık yükünü ve ölümü yaklaşık yüzde 16-19 oranında artırdığını ortaya koydu." dedi.

Göğüs hastalıkları hekimleri olarak iklim krizini geleceğin değil, bugünün hastalarıyla birlikte görüyoruz. Her gün yaklaşık 20 bin kez nefes alıyor, 10 bin litreden fazla havayı akciğerlerimize çekiyoruz. Soluduğumuz havanın içeriğini ise artık yalnızca oksijen belirlemiyor. Aşırı sıcaklar, hava kirliliği, orman yangınları ve uzayan polen mevsimleri; her nefesi daha riskli hale getiriyor."

2024 yılı, küresel sıcaklık kayıtlarının tutulmaya başlandığı tarihten bu yana ölçülen en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti. Bilim insanları artık tek tek sıcak günleri değil, daha sık, daha uzun ve daha şiddetli yaşanan sıcak hava dalgalarını konuşuyor. Bu değişim yalnızca iklimi değil, hastalık yükünü de değiştiriyor. Avrupa’da 2022 yazında gerçekleştirilen ve 35 ülkeyi kapsayan bir çalışmada, yalnızca bir yaz mevsiminde 61 bin 672 kişinin sıcakla ilişkili nedenlerle yaşamını yitirdiği hesaplandı. 2023 yazında ise 47 bin 690 sıcak ilişkili ölüm bildirilmiş idi. Tersten okuma yaparsak yani bu şu anlama geliyor; iki yılda yaklaşık 110 bin kişi eğer aşırı sıcaklar olmasaydı hala hayatta olacaktı ve bu sayının sadece sınırlı sayıda ülkede, kayıt altına alınan ölümler ile sınırlı olduğunu ve gerçek sayının bunun dünya nüfusu için kat ve kat üzerinde olacağını öngörmek kaçınılmaz.

Bu Avrupa tablosunun hemen yanında Türkiye de özel bir risk alanında yer alıyor. Türkiye, Akdeniz Havzası’nın bir parçası ve Akdeniz, iklim değişikliğinden en hızlı etkilenen bölgelerden biri olarak kabul ediliyor. Son yıllarda ülkemizde sıcak hava dalgalarının sıklığı, süresi ve şiddeti artıyor. Aşırı sıcakların akciğer sağlığı üzerindeki etkisi, çoğu zaman yalnızca “sıcakta nefes almak zorlaşır” şeklinde düşünülüyor. Oysa etkileri bunun çok ötesinde. Yüksek sıcaklıklar, hava yollarının en önemli savunma mekanizmalarından biri olan mukosiliyer temizlenmeyi bozarak solunan parçacıkların, alerjenlerin ve mikroorganizmaların akciğerlerden uzaklaştırılmasını güçleştirebilir.

Veriler, aşırı sıcaklara maruz kalımın KOAH’a bağlı hastalık yükünü ve ölümü yaklaşık yüzde 16-19 oranında artırdığını ortaya koydu. Örneğin İngiltere’de 2002-2019 yılları arasında yürütülen ulusal bir çalışmada, yaz aylarında sıcaklıktaki her 1°C artışın astım nedeniyle hastane yatışı riskini yüzde 1,1 artırdığı, 16-64 yaş erkeklerde ise bu artışın yüzde 2,1’e ulaştığı gösterildi. Bir başka ulusal çalışmada, 2007-2018 yılları arasında 23,2°C üzerindeki her 1°C sıcaklık artışının kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) nedeniyle hastane yatışı riskini yüzde 1,47 artırdığı saptandı.

İklim krizinin etkileri yalnızca astım ve KOAH ile sınırlı değil. Son yıllarda yayımlanan çalışmalar, yüksek sıcaklık ve hava kirliliğinin interstisyel akciğer hastalıklarında yani akciğer sertleşmesi durumunda, akut kötüleşmeleri tetikleyebileceğini, egzersiz kapasitesini azaltabileceğini ve oksijen gereksinimini artırabileceğini düşündürüyor. Ayrıca çocuklarda sıcak hava dalgalarının astım nedeniyle acil başvuru ve hastane yatışlarını artırdığı; Kaliforniya’da yapılan bir çalışmada ise sıcak hava dalgalarının çocuklarda astım nedeniyle hastaneye başvuru riskini yüzde 19 artırdığı, sıcak hava dalgası uzadıkça bu riskin yaklaşık iki katına çıktığı gösterilmiş.

Tüm bu yük toplum kesimlerini eşit etkilemez. Çocuklar, yaşlılar, kronik akciğer hastalığı bulunan bireyler ve özellikle açık havada çalışmak zorunda kalan işçiler en yüksek risk altındaki grupları oluşturur. İnşaat, tarım, belediye hizmetleri ve sanayi gibi sektörlerde çalışan milyonlarca kişi, günün en sıcak saatlerinde hem yüksek sıcaklığa hem de artan hava kirleticilerine birlikte maruz kalır.

