Sofranızdaki tehlikeli alışkanlık kalp krizine davetiye çıkarıyor! 'Doğal olan her şey masum değil'

Genç yaşta kalp krizi vakalarının artış hızına dikkat çekerken Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Keskin, korkutucu tablonun perde arkasını araladı. "Beslenme tek başına neden değil ama en güçlü hızlandırıcı" diyen uzman isim, yeme alışkanlıklarının kalp üzerindeki etkisi konusunda kritik açıklamalarda bulundu.

AZRA ŞAHİN
azra.sahin@posta.com.tr
Son yıllarda kalp krizi yaşının belirgin şekilde düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Muhammed Keskin, artık 30’lu yaşlarda damar tıkanıklığına daha sık rastladıklarını açıkladı. Bu değişimde genetik yatkınlığın önemli rolü olduğuna dikkat çeken Keskin, zemini hızlandıran asıl etkenin beslenme modeli olduğunun altını çizdi:

“Genetik yatkınlık bir zemin olabilir. Ancak ultra işlenmiş gıdalar, yüksek şekerli içecekler ve trans yağ içeren ürünler damar duvarında plak oluşumunu erkene çekiyor. Yanlış beslenme, süreci tetikliyor.”

EN TEHLİKELİ BESLENME MODELİ NE?
Prof. Dr. Keskin, sorunun tek bir besinle değil, sürdürülebilir yanlış beslenme düzeniyle ortaya çıktığını belirterek en riskli alışkanlıkları şöyle sıraladı:
- Ultra işlenmiş gıdaların sık tüketimi
- Şekerli ve yüksek fruktoz içeren içecekler
- Aşırı tuz tüketimi
- İşlenmiş et ürünleri
- Rafine karbonhidrat ağırlıklı diyet
- Hızlı yeme ve düzensiz öğün
- Hareketsizlikle birlikte aşırı kalori

Uzman isim en tehlikeli kombinasyonu ise net bir şekilde tarif etti:
“Yüksek şeker + trans yağ + hareketsizlik + kronik stres.” Bu dörtlünün genç yaşta damar sertliğini başlatabildiğini belirten uzman kardiyolog, özellikle insülin direncinin damar iç yüzeyini bozarak LDL’nin damar duvarına yerleşmesini kolaylaştırdığını ifade etti.

'SAĞLIKLI BESLENİYORUM' YANILGISINA DİKKAT
Klinikte en sık karşılaştığı durumlardan birinin 'sağlıklı beslendiğini düşünen ama metabolik riski süren hastalar' olduğunu söyleyen Keskin:
“Doğal olan her şey masum değildir. Bal, hurma, taze sıkılmış meyve suyu ve smoothie yüksek fruktoz içerebilir. Kişi şeker tüketmediğini sanarken trigliseridi yükselebilir” diyerek, porsiyon kontrolünün göz ardı edilmesi, LDL ve ApoB değerlerinin ölçtürülmemesi ve gizli şeker içeren ‘masum’ içeceklerin tercih edilmesinin de önemli hatalar arasında olduğunun altını çizdi.

ARALIKLI ORUÇ KALBİ KORUR MU?
Popüler beslenme modellerine de değinen genç profesör, aralıklı orucun doğru uygulandığında kilo kontrolü ve insülin direncinde iyileşme sağlayabileceğini belirtti. Ancak açlık sonrası aşırı kalori alımının tüm faydayı ortadan kaldırabileceğini vurguladı.

Öte yandan, detoks programlarına dikkat çeken Prof. Dr. Keskin, “Damar temizliği diye bir şey yok. Vücudu zaten karaciğer ve böbrekler temizler. Aşırı kısıtlama tansiyon düşüklüğü ve ritim bozukluğu riski oluşturabilir” açıklamasında bulundu.

KALBİN VERDİĞİ İLK SİNYALLER
Yanlış beslenmenin kalpte sessiz ama güçlü sinyaller verdiğini belirten kardiyolog, erken belirtileri şöyle sıraladı:
- Merdiven çıkarken çabuk yorulma
- Yağlı yemek sonrası göğüste baskı
- Çarpıntı
- Bel çevresinde artış
- Tansiyon dalgalanmaları
- LDL ve trigliserid yüksekliği
“Vücut sinyal verir ama çoğu kişi bunu strese bağlar” diyen Keskin, erken müdahale ile riskin belirgin şekilde azaltılabileceğini söyledi.

KALBİ EN ÇOK YORAN BESİN NE?
Tek bir besin söylemenin doğru olmadığını belirten uzman doktor, en çok zorlayan grubun rafine şeker ve işlenmiş karbonhidratlar olduğunu belirtti. Özellikle şekerli içeceklerin hızlı emildiğini ve insülin dengesini bozduğunu ifade etti.

Son olarak net bir öneride bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Keskin, “Tek bir alışkanlık bırakılacaksa şekerli içecekler ve fast food tüketimi bırakılmalı. Bu değişiklik bile kalp riskini hızlı şekilde azaltabilir” dedi.