Türkiye, İlber Hoca'sını son yolculuğuna uğurladı

Tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, 3 gün önce tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında hayatını kaybetti. İlber Ortaylı için bugün Galatasaray Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi. Törende kızı Tuna Ortaylı'nın yaptığı konuşma ise herkesi duygulandırdı. Ortaylı, sonrasında Fatih Camii'nde düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı.

Tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, bugün İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı. Usta tarihçi için önce Galatasaray Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi.

SEVENLERİ ANMA TÖRENİNDE YERİNİ ALDI
Sabah erken saatlerden itibaren ailesi, öğrenciler, akademisyenler ve sevenleri üniversitenin Ortaköy'deki yerleşkesinde, bahçede kurulan tören alanında yerini aldı. Törene, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Galatasaray Başkanı Dursun Özbek de katıldı.
İlber Ortaylı’nın Galatasaray Üniversitesi’nde düzenlenen anma töreninde taziye defteri açıldı.
'BU KADAR SEVİLDİĞİNİ BİLMEK ACIMIZI DİNDİRİYOR'
Öte yandan Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı anma törenini takip eden gazetecilere kısa bir açıklama yaptı. Tuna Ortaylı, "Bu kadar sevildiğini bilmek acımızı dindiriyor" dedi.

Prof. Dr. Celal Şengör ve gazeteci Fatih Altaylı, İlber Hoca’yı son yolculuğuna uğurlamaya geldi.

‘YURT DIŞI YAYINLARI BENİ DAHİ HAYRETTE BIRAKIYORDU’
Ortaylı ile bir anısını paylaşan Şengör, “Türk milleti için sayısız kitap yazdı. Yurt dışı yayınları çok mühimdir İlber'in. O yurt dışı yayınları beni dahi hayretler içinde bırakıyordu. Bir keresinde ben Avusturya'da bir sergiye gittim, Prinz Eugen ile ilgili. Onun çok güzel bir kataloğu yapılmıştı Prinz Eugen'in. Bu İkinci Mustafa'yı Zenta Muharebesi'nde yenen adam. Ama onun kütüphanesi ile ilgili bir şeydi, Osmanlı ile ilgili bir sergi değildi. Sergi kataloğunu açtım, ilk makale İlber Ortaylı. Geldim İlber'e söyledim: 'Ya' dedim, 'sen niye burada varsın be kardeşim' dedim yani. İlber böyle uluslararası bir değerdi. Dünyanın büyük tarihçilerinden biriydi” ifadelerini kullandı.
‘BİRİ HAKKINDA KÖTÜ BİR LAF SÖYLEDİĞİNİ DUYMADIM’
Şengör, “İnşallah milletçe onun hatırasını ayakta tutabiliriz. İnşallah onun istediği gibi bir millet oluruz. En büyük isteği oydu. Benim söyleyebileceğim bu. Arkadaşımı çok özleyeceğim. Geçen akşam Pelin Batu ile bir programı vardı, baktım, ağladım, dayanamadım yani. Karşımda İlber konuşuyordu. Çok büyük adamdı ve çok iyi bir insandı. Ben İlber'in birisi hakkında kötü bir laf söylediğini duymadım. Böyle beyefendi bir adamdı, görgülü adamdı” diye konuştu.

'3 GÜNDE ÖZLEDİK ONU'
Altaylı ise açıklamasında, "Özlüyor insan. 3 günde özledik onu. Arkasında müthiş bir külliyat bıraktı. İlber tarihçinin ötesinde bir şeydi. Halil İnalcık tarihçiydi, o da nur içinde yatsın. Tarihçilik İlber'i tanımlamak için çok dar bir çerçeve. Derdi cahillikle değildi, cahilin cürretiyleydi. Elitist falan değildi. Herkesle bir araya gelirdi. Sadece haddini bilmeyenlere çok kızardı" ifadelerini kullandı. Altaylı'nın konuşurken güçlük çekmesi ise dikkatlerden kaçmadı.
Törende İlber Ortaylı'nın kızı da babası hakkında gözyaşları içinde duygusal bir konuşma yaptı:
"Değerli öğrenciler ve sevgili konuklar bugün burada babam İlber Ortaylı'nın yaptığı tüm işler arasında en kıymet verdiği akademisyenliği için birkaç cümle söylemek istiyorum. Akademik kariyeri boyunca yurtiçi ve yurt dışında bir çok üniversitede hocalık yaptı. Konferans ve sempozyumlarda konuşmaları oldu. Sadece ülke içinde değil uluslararası akademik camiada da çok sevilen bir meslektaşınız oldu. Bütün bu kurumlar arasında Galatasaray Üniversitesi'nin hem akademik hayatında hem de kişisel dünyasında çok özel bir yeri olduğunu özellikle söylemek isterim. Galatasaray Üniversitesi'ndeki öğrencilerinden her zaman büyük bir sevgi ve saygıyla söz ederdi. Okulun az öğrencili eğitim politikasını her yerde herkese överdi. Bu okulun Türkiye için ne kadar önemli ve değerli bir kurum olduğunu Hukuk Fakültesi'nden mezun olan öğrencilerinin hariciye sınavlarında nasıl başarılı olduğunu büyük bir mutlulukla anlatırdı.

'BURADA KARİYERİNİN EN MUTLU YILLARINI YAŞADI'
Galatasaray Üniversitesi meslektaşlarının arasında kariyerinin en mutlu yıllarını yaşadığını söylemiş olsam inanın bana hiç abartmış olmam. Burada yaptığı entelektüel konuşmalardan çok besleniyordu. Kendinden küçük meslektaşlarından söz ederken 'Vay be bak sen şuna neler de biliyor' diyerek hayret ediyordu. Onlarla akranı gibi sohbet ediyordu. Bu okulun nadideliğini fark etmiş ve çok kıymet vermişti. Onu her zaman sevgiyle kucakladınız, buna minnettarım. Babam okulla aynı zamanda Topkapı Sarayı'ndaki görevine de başlamıştı. O zamanlar Sultantepe'de oturuyordu. O zamanlar övüne övüne anlatırdı 'İstanbul'un üç tepesinde evim var' diye; biri Üsküdar, biri Topkapı Sarayı, biri Galatasaray Üniversitesi. Babamın evi olarak gördüğü Galatasaray Üniversitesi'nde babamın acısını paylaştığınız için ailem adına hepinize içtenlikle teşekkür ederim.

'MASASININ ÜZERİNDE GÖRMEK İÇİMİ ÇOK ACITTI'
Hastane sürecinde etrafı kitapları, gazeteleri ve sözlükleriyle çevriliyken bir yandan da yeni çıkacak kitabının düzeltmesini yapıyordu. Dün Kronik Kitap'taki odasına girdiğimde masasınada yarım kalan tashihi görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını doya doya yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bu adamla babam olarak daha gezilecek çok yer, torunlarıyla yaşayacağı daha çok anı, yapılacak çok iş, gülünecek çok an vardı. Ben kendisiyle ilgili olarak bir tek bunlara hayıflanıyorum. Umarım sizler de İlber Hoca'yı düşününce birlikte yapılmamış şeylerin burukluğunu hissediyorsunuzdur. Hepinize çok teşekkür ederim."

'TÜRKİYE'DE BİR KÜTÜPHANE YANDI DİYE DÜŞÜNÜYORUM'
Fizik öğretmeni Demet Erim, "Gerçekten çok üzgünüz. Ben Türkiye'de bir kütüphane yandı diye düşünüyorum. İlber Hoca'nın ölmesi bana öyle geliyor. Türkiye'de bir kütüphane yandı bitti gibi geliyor. 10,15 sene daha hocamıza ihtiyacımız vardı. Ben fizikçiyim ama öğrencilerime hep İlber Hoca'yı anlattım, hep konuştum. Herhalde hep te konuşacağız Söylenecek bir şey yok" dedi.

'BİZLERİN KARİYERİNDE HEP YOL GÖSTERİCİ OLDU'
Üniversitede asistanlığını yapan iş İnsanı Sera Öner, "Ben İlber Hoca'mın Bilkent Üniversitesi'nde 2004-2006 yıllarında iki yıl yüksek lisans yaparken tarih bölümünde asistanlığını yapmıştım. Çok ilham verici, bizlerin kariyerinde hep yol gösterici oldu. Hem şahsen bizler üzerinde, biz asistanları üzerinde, öğrenciler üzerinde emekleri çok büyük hem de Türk toplumu üzerinde müthiş emekleri var ve yol gösterici oldu. Çok güzel eserler bıraktı, tarihi sevdirdi. Biraz okumayla sorunu olan bir toplumuz maalesef. Çocuklara dönük kitaplar yazdı. Son yazdığı eserleri de Fatih Sultan Mehmet'le ilgili yazdığı kitabı, çocukların sorularıyla onlara verdiği cevaplarla Atatürk'ü anlatması hakikaten çok anlamlı oldu. Son ana kadar hep üretti. Her anı değerlendirir bazen 2-3 konferansa birden katılırdı. Biz asistanlarını da her zaman radarında tutardı. Hiçbir zaman için iletişimi koparmadı. Ben kısmen yurtdışında yaşıyorum. 2-3 ayda bir mutlaka sohbetlerimiz olur. Hangi ülkelere gittiysem ya da bulunduğum coğrafyada Körfez ülkelerinde ne tür gelişmeler oluyorsa mutlaka konuşurduk. Yarım saati, bir saati bulan konuşmalarımız olurdu. Hep kendisinden feyz aldım. Kendisini rahmetle yad edeceğiz" diye konuştu.

CENAZE FATİH CAMİİ'NE GETİRİLDİ
Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın cenazesi saat 15.00 sıralarında Fatih Camii'ne getirildi. Cami çevresinde bazı yollar trafiğe kapatılırken çevrede güvenlik önlemi alındı. Cami avlusunda toplanan kalabalık cenaze namazının kılınacağı ikindi vaktini beklemeye başladı.
Bu sırada Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı Kazıcı'yı yakınları teskin etti.

Cenaze vatandaşların omuzlarında camii avlusuna alınarak musalla taşına konuldu.

BAKAN ERSOY: DERİN ÜZÜNTÜ İÇİNDEYİZ
Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın cenaze törenine katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, şunları söyledi:
"Ülkemizin yetiştirdiği çok müstesna bir tarihçiyi akademisyeni ve yazarı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. İlber Hocamız biliyorsunuz toplumun her kesimine tarih bilinci yerleştirmeyi başarmış çok değerli bir bilim adamıydı. Kendisi 50'den fazla eser yazmış bu eserleriyle toplumun tarih konusunda bilinçlenmesini sağlamıştır. Aynı zamanda hem Ankara Üniversitesi'nde hem Galatasaray Üniversitesi'nde dersler vererek birçok öğrencimizi yetiştirmiş bütün uluslararası akademisyenler tarafından da kabul görmüş bir insandı. Bu tarz değerli insanlar çok sık gelmiyorlar. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bize düşen bundan sonra toplumumuza kazandırmış olduğu bu kültüre sanata sahip çıkmak gelecek nesillere aktarmaktır."

Törene ayrıca TBMM Başkanvekili MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, fotoğraf sanatçısı Coşkun Aral, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Gazeteci Murat Bardakçı, oyuncu Zerrin Arbaş, Fener Rum Patriği Bartholomeos, sanat camiasından çok sayıda isim, öğrencileri, akademisyenler katıldı.
İlber Ortaylı'nın cenaze namazını İstanbul Müftüsü Emrullah Tuncer kıldırdı. Cenaze namazının ardından helallik alındı.


Cenaze namazının kılınmasının ardından İlber Ortaylı, "İstanbul'un yaşayan hafızası, tam bir canlı ansiklopedi" dediği Prof. Dr. Semavi Eyice’nin kabrinin yanına defnedildi.

VASİYETİNİ ALMANYA'DA YERİNE GETİRDİ
Hayatını kaybeden Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın vasiyeti yerine getirildi. Yıllar önce sesinden etkilenip "Ben ölürsem selamı sen vereceksin" dediği imam hatip Dursun Şahin, Ortaylı'nın vasiyetini yerine getirerek salasını okudu.
13 Mart'ta hayatını kaybeden İlber Ortaylı'nın vasiyetini yerine getiren Dursun Şahin, Almanya'da bir camide salayı okudu.

