Temel prensip, mümkünse gebeliği ileri yaşlara ertelememek olmalı

Kadınların eğitim, kariyer ve sosyal yaşamlarındaki değişimlerle birlikte çocuk sahibi olma yaşı giderek ileriye taşınıyor. Ancak yaşam planları değişebilse de kadın üreme sisteminin biyolojik yaşlanması devam ediyor. Bu nedenle gebelik planlamasında kadın yaşının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Kübra Boynukalın, temel yaklaşımın mümkünse gebeliğin ileri yaşlara ertelenmemesi olduğunu vurguluyor.
“İleri yaşta gebelik ve tüp bebek tedavisini konuşurken aslında ilk söylememiz gereken, tedaviden önce korunmadır. Kadın yaşı ilerledikçe hem yumurtalık rezervindeki yumurta sayısı azalır hem de yumurtaların sağlıklı bir embriyo oluşturabilme potansiyeli düşer. Dolayısıyla gebelik planlayan kadınlara verebileceğimiz en temel mesaj, koşulları elverdiği ölçüde gebelik planlarını ileri yaşlara ertelememeleridir” diyen Prof. Dr. Boynukalın, yaşın üreme potansiyeli üzerindeki etkisinin tüp bebek tedavisiyle tamamen ortadan kaldırılamayacağının da altını çiziyor.
YAŞ İLERLEDİKÇE YALNIZCA YUMURTA SAYISI DEĞİL, YUMURTA KALİTESİ DE AZALIYOR
İleri üreme yaşında karşılaşılan en önemli sorunlardan biri, yumurta sayısındaki azalmanın yumurta kalitesindeki düşüşle birlikte ilerlemesidir. Yumurtalık rezervini değerlendirmede kullanılan AMH ve antral folikül sayısı gibi parametreler mevcut yumurta havuzu hakkında önemli bilgiler sağlayabilse de, kadın yaşının yumurta kalitesi üzerindeki etkisini ortadan kaldırmaz.
Prof. Dr. Kübra Boynukalın, “Yaş ilerledikçe elimizdeki yumurta sayısı azalırken, kromozomal açıdan sağlıklı embriyo oluşturabilecek yumurta oranı da düşmektedir. Bu iki durumun birlikte görülmesi ileri yaş grubunda tedaviyi zorlaştıran temel faktörlerden biridir. Bu nedenle bazen gebeliğe ulaşabilmek için genç yaşlara kıyasla daha fazla tedavi denemesi gerekebilir. Tüp bebek tedavisi bize önemli imkânlar sunuyor ancak yumurtanın biyolojik yaşını geriye çevirmiyor” diyor.
İLERİ YAŞTA HER KADIN AYNI ŞEKİLDE DEĞERLENDİRİLMEMELİ
Yaş ilerledikçe değerlendirilmesi gereken tek konu yumurtalık rezervi değildir. Miyomlar, adenomyozis, endometriozis, rahim içi patolojiler ve yaşla birlikte daha sık karşılaşılabilen diğer jinekolojik problemlerin de gebelik planlaması sırasında dikkate alınması gerekir.
Bu nedenle yalnızca takvim yaşına bakılarak standart bir tedavi planı oluşturmanın doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Boynukalın, “Aynı yaştaki iki kadının üreme potansiyeli ve ihtiyaçları birbirinden oldukça farklı olabilir. Yumurtalık rezervi, ultrason bulguları, eşlik eden jinekolojik hastalıklar, daha önce geçirilmiş ameliyatlar, önceki gebelikler, varsa önceki tüp bebek tedavilerine verilen yanıt ve çiftin kişisel koşulları birlikte değerlendirilmelidir. İleri yaşta özellikle zaman değerli olduğu için değerlendirme kapsamlı yapılmalı ancak gereksiz uygulamalarla zaman kaybedilmemelidir” şeklinde konuşuyor.
GEBELİĞE ULAŞMAK İÇİN BAZEN DAHA FAZLA DENEME GEREKEBİLİR
İleri yaş grubunda tedavinin önemli özelliklerinden biri de tek bir tedavi siklusunun her zaman yeterli olmayabilmesidir. Yumurtalık rezervinin azalması nedeniyle bir siklusta elde edilebilen yumurta ve embriyo sayısı sınırlı olabilir. Buna yaşla birlikte artan embriyo kromozom bozukluğu olasılığı da eklendiğinde, bazı hastalarda gebeliğe ulaşabilmek için birden fazla tedavi denemesi gerekebilir.
Prof. Dr. Boynukalın, “Burada hastaya gerçekçi bir yol haritası sunmak çok önemli. Amaç hastaya mümkün olduğunca fazla işlem yapmak değil, kişinin mevcut üreme potansiyelini doğru değerlendirerek zamanın en etkin şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Bazı hastalarda birden fazla yumurta toplama siklusu veya embriyo biriktirme değerlendirilebilirken, başka bir hastada farklı bir yaklaşım daha uygun olabilir. Bu kararların hiçbiri yalnızca yaşa bakılarak verilmemelidir” diyor.
TEDAVİ YAŞA GÖRE DEĞİL, KİŞİYE GÖRE PLANLANMALI
İleri yaşta tüp bebek tedavisinde kullanılacak ilaç dozundan yumurtalık uyarım protokolüne, embriyo elde etme stratejisinden PGT-A gibi genetik değerlendirme yöntemlerinin kullanılıp kullanılmayacağına kadar birçok kararın bireyselleştirilmesi gerekiyor.
PGT-A'nın da her ileri yaş hastada otomatik olarak uygulanması gereken bir yöntem olmadığını belirten Prof. Dr. Boynukalın, “PGT-A mevcut embriyoların kromozomal açıdan değerlendirilmesine yardımcı olan bir seçim yöntemidir; yumurta kalitesini artırmaz, embriyoyu tedavi etmez ve yeni sağlıklı embriyo oluşturmaz. Bu nedenle elde edilen embriyo sayısı, hastanın yaşı, tedavi geçmişi ve bireysel koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir” diyor.
Prof. Dr. Boynukalın sözlerini şöyle tamamlıyor:
“İleri yaşta gebelik konusunda vermek istediğimiz en önemli mesaj, mümkünse gebelik planının ertelenmemesidir. Çünkü zamanla yalnızca yumurta sayısını değil, yumurta kalitesini de kaybediyoruz. Gebelik ileri yaşta planlanıyorsa da umutsuzluğa kapılmak yerine zaman kaybetmeden doğru değerlendirme yapılması gerekir. Yaş, yumurtalık rezervi, eşlik eden jinekolojik sorunlar, önceki tedaviler ve çiftin bireysel özellikleri birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir yol haritası oluşturulmalıdır.”
Sonbahar aylarında çocukları bekleyen 5 hastalık
Okullar açıldı, havalar soğudu! Çocuklarda sonbahar enfeksiyonlarına karşı korunma rehberi.
Anne ve bebek sağlığı için kritik uyarı: Riskli gebelik nasıl yönetilmeli?
Bebeklerde inatçı gribe karşı en etkili adımlar!
Temel prensip, mümkünse gebeliği ileri yaşlara ertelememek olmalı






