Terk edildi, cinsiyet değiştirdi ve kanser oldu! Bilimin sınırlarını zorlayan yaşam hikayesi: 'Süper Orfoz Bubba'
Kayıp Balık Nemo dışında ilham verici başka bir balığa rastlamak pek de alışagelmiş bir durum değil. Ancak gerçek hayatta pek rastlanmasa da böyle bir balığın varlığından söz etmek mümkün. Süper Orfoz Bubba, ilham veren hikâyesiyle hem bilim dünyasını hem de hikayesini duyan herkesi şaşkına çeviriyor.

Kayıp Balık Nemo dışında ilham verici başka bir balığa rastlamak pek de alışagelmiş bir durum değil. Ancak gerçek hayatta pek rastlanmasa da böyle bir balığın varlığından söz etmek mümkün. Süper Orfoz Bubba, ilham veren hikâyesiyle hem bilim dünyasını hem de hikayesini duyan herkesi şaşkına çeviriyor.

Hikaye 1987 yılına başlıyor. Genç Bubba, o zamanlar Chicaho'daki Shedd Akvaryumu'nun dışında bir kovaya terk ediliyor ve yanında gizemli bir not bulunuyor. Hemen bulunduğu yerden alınıyor ve bir akvaryumun içine yerleştiriliyor. Kısa süre içinde Bubba'nın dişi ve 25 santimetreden daha kısa olduğu kayıtlara geçiyor.

1990'ların ortasına gelindiğinde Bubba'nın boyu 1.37 metreye kadar ulaşıyor. Esas şaşırtıcı olan ise hayatına dişi olarak başlayan Bubba'nın sonrasına cinsiyetinin değişmesi oluyor. Bunun sebebi bilimsel olarak, Queensland orfozlarının protogynöz hermafrodit olduğuna inanılması. Yani bu tür canlılar önce dişi olarak olgunlaşıyor ve daha sonra hayatlarına erkek olarak devam edebiliyorlar.

Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde akvaryumdaki bakıcılar Bubba'nın kafasında alışılmadık sivilce benzeri oluşumlar fark edince endişe verici işaretler ortaya çıkmaya başlıyor. Başlangıçta bakteriyel enfeksiyon sanılan lezyonlar antibiyotiklerle tedavi ediliyor ancak herhangi bir iyileşme belirtisi görülmüyor. Sonraki aylarda, oluşumlardan biyopsiler alınıyor ve Bubba'nın kötü huylu tümörlere sahip olduğu ortaya çıkıyor.

2002 sonbaharında, Shedd Akvaryumu'nun veteriner ekibi, öncü bir operasyon için iki uzman onkologla çalışıyor. Bir balığa kemoterapi uygulayarak veteriner hekimliği tarihinde ilke imza atıyorlar.

Bubba'nın bakıcılarından Rachel Wilborn, 2003 yılında yaptığı açıklamada: "Çok meraklı, sürekli etrafınıza gelip ne yaptığınıza bakıyor. Eğer ona sevmediği bir yiyecek verirseniz, hemen yüzünüze tükürüyor, sonra da gözlerinizin içine bakarak başka ne yapabileceğinizi görmek istiyor." diyerek bu eşsiz balığın özelliklerine dikkat çekti.

Ancak zafer kısa sürüyor. Kanser geri dönüyor ve 2003 baharında ekip tekrar ameliyata giriyor, bu sefer Bubba'nın vücudundaki kötü huylu hücrelerden daha fazlasını yok etmek için doku parçalarını kesiyorlar.

İyileşmeyi teşvik etmek için etkilenen bölgeye tıbbi sınıf bağ dokusu implantları uygulanıyor ve kemoterapi doğrudan yaranın kenarlarına veriliyor. Söz konusu tedavi, kanser türüne sahip insanları tedavi etme şekline neredeyse tamamen benziyor.

Uygulanan bu yöntem şaşırtıcı bir şekilde işe yarıyor. Bubba hastalıktan kurtuluyor. İyileşmelerinin ardından Bubba, son yıllarını sadık dostu, altın renkli bir trevally balığıyla birlikte, yeni yapılmış 43 milyon dolarlık bir akvaryumda geçiriyor.
2008 yılında ise "yaşı ve sağlık geçmişiyle ilgili sorunlar" nedeniyle hayatını kaybetti. Ancak ölümünden sonra bile Bubba'nın ilham verici hikayesi dilden dile gezmeye devam ediyor.

