Türkiye'deki acı tabloyu uzmanı açıkladı: Dünya ortalamasının bile üzerine çıktı!

Türkiye'de böbrek sağlığı alarm veriyor. Yapılan son çalışmalara ilişkin verileri paylaşan Prof. Dr. Tolga Karakan, böbrek rahatsızlıklarının Marmara ve Güneydoğu Anadolu'da pik yaparken, Akdeniz ve İç Anadolu'da en düşük seviyelerde seyrettiğini aktardı.

Gazetecilerle bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunan Prof. Karakan, özetle şunları kaydetti:
TÜRKİYE VERİLERİ DÜNYA ORTALAMASINI GEÇTİ:
"Türkiye’de böbrek hastalığının görülme sıklığı dünya ortalamasından maalesef daha yüksek. Türk Nefroloji Derneği'nin bir çalışmasında erişkinlerin yüzde 15,7’sinde kronik böbrek hastalığı bulgusu saptandı. Bu hastaların çoğu halen herhangi bir semptom veya tedavi gerektirmeyen başlangıç evresindeki hastalar. İleri evre hastalık açısından baktığımızda, 2023 sonunda Türkiye’de diyaliz veya böbrek nakliyle yaşayan yaklaşık 89 bin 500 kişi bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık yüzde 71’i hemodiyaliz tedavisi görüyor. Rakamsal olarak ise diyaliz alan hasta sayısı 68 binin üzerinde olduğu düşünülüyor.Dolayısıyla “böbrek hastası sayısı” denildiğinde, erken evrelerdeki milyonlarca kişiyle diyaliz ve nakil gerektiren yaklaşık 90 bin kişiyi birbirinden ayırmak gerekir."

"Son 30 yılda en dikkat çekici değişiklik, tip 2 diyabete bağlı böbrek hastalığındaki hızlı artış. Günümüzde kronik böbrek hastalığına bağlı ölümlerin en büyük kısmından diyabete bağlı böbrek hasarı sorumlu. Eski yıllarda glomerülonefritler (böbreğin iltihabi hastalıkları) gibi hastalıklar ön plandayken Diyabet ve Hipertansiyon böbrek hastalığına en sık neden olan hastalıklar olarak hızla öne çıktı."
GÜNEYDOĞU VE MARMARA'NIN KARNESİ ZAYIF:
"Türkiye’de böbrek sağlığını olumsuz etkileyen temel sorunlar; yüksek tuz tüketimi, hipertansiyon, diyabet, obezite, sigara kullanımı ve hastalığın geç fark edilmesidir. Kronik böbrek hastalığının yüzde 15,7 civarında bulunması, toplum düzeyinde önemli bir sağlık yükü olduğunu gösteriyor. Akdeniz tipi beslenme; sebze, baklagil, tam tahıl, zeytinyağı ve balıktan zengin, tuz ve işlenmiş etten fakir şekilde gerçekten uygulanırsa böbrek ve kalp sağlığı açısından koruyucu olabilir. Öte yandan sıcak bölgelerde dışarıda çalışan ve yeterli su alamayan kişilerde tekrarlayan sıvı kaybı, taş ve akut böbrek hasarı riskini artırabilir. Yine ülkemizde yapılan bir çalışmada böbrek hastalığı Marmara ve Güneydoğu’da en yüksek iken, Akdeniz ve İç Anadolu’da en düşük çıkmıştır."

Prof. Karakan, "bir oturuşta bir demlik çay bitiriyorum" diyenlere de uyarılarda bulundu. Aşırı çay ve kahve tüketimi ile gazlı içeceklerin böbreklere ciddi düzeyde zarar verdiğini belirten Prof.Karakan, şunları söyledi:
"Çay ve kahve tüketimi mutlaka kararında olmalı. Bu içeceklerin direkt ve dolaylı etkileri böbreklerimizi olumsuz etkileyebilir. Vücudumuzda tüm organlar birbiriyle koordineli şekilde çalışıyor. Kalbi etkileyen bir hastalık dolaylı olarak böbrek sağlığını da etkileyebiliyor. Bir demlik koyu çayı kısa sürede tüketmek, bazı kişilerde çarpıntı, tansiyon yükselmesi, mide şikâyeti, sık idrara çıkma, titreme, huzursuzluk ve uykusuzluk yapabilir. Fazla çay ve kahve tüketen kişilerde en büyük problem, su içmeyi ihmal etmeleridir. Yani susadıklarında su yerine sürekli çay veya kahve tüketirler. Böylece günlük su alımı azalır. Özellikle sıcak havalarda veya yoğun fiziksel aktivite sırasında bu durum vücutta fazla sıvı kaybına neden olabilir. Ayrıca gazlı içeceğin böbreğe zararı yalnızca “gazlı” olmasından kaynaklanmaz. Asıl problem birçok üründe bulunan yüksek şeker, fruktoz, fosfat, sodyum ve kafeindir."

Prof.Karakan, böbrek sağlığını korumak için yapılması gerekenleri şöyle aktardı:
"Yeterli sıvı almak önemli ancak tek başına yeterli değil. Böbrek sağlığını korumanın temel noktaları; tansiyon ve kan şekerini kontrol altında tutmak, tuz tüketimini azaltmak, ideal kiloyu korumak, düzenli hareket etmek, sigara kullanmamak ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmaktır. Toplamda baktığımızda aslında obeziteden, sigaradan ve hareketsizlikten uzak durmak temel korunma yöntemleridir. Özellikle ağrı kesicilerin sık ve kontrolsüz kullanılması böbreklere zarar verebilir. Bitkisel ürünler ve içeriği bilinmeyen takviyeler de tamamen zararsız değildir. Bunları da kontrolsüz kullanmak istenmeyen sonuçlara neden olabilir.

Prof.Karakan böbreklerimizi diyalize götüren süreçte en sık görülen hastalıkları şöyle sıraladı:
- Diyabet
- Hipertansiyon
- Glomerülonefritler (Böbreğin İltihabi hastalıkları)
- Polikistik böbrek hastalığı gibi kalıtsal hastalıklar
Diğer nedenler (tekrarlayan böbrek enfeksiyonları, taş hastalığı, ilaç toksisitesi, otoimmün hastalıklar vb.)