Vakalar pik yaptı, aciller oldu taştı! Yeni varyantın adı Frankestein, Türkiye'de de hızla yayılıyor! Semptomları da tıpkı adı gibi korkutucu...

Hastanelerin acil servisleri dolup taşıyor, vakalar yeniden zirve yaptı! COVID-19’un yeni varyantı Frankenstein, ismi kadar ürkütücü semptomlarla Türkiye’de hızla yayılıyor. Avrupa'da etkisini artıran ve şimdi Türkiye'de de görülmeye başlayan bu alt varyant, boğazda “jilet gibi” ağrı, yüksek ateş, şiddetli halsizlik ve inatçı ishalle kendini gösteriyor. Uzmanlar, vakaların hızla artmasının arkasında bu varyantın bulaşıcılığının yüksek, korunma önlemlerinin ise gevşemiş olmasına dikkat çekiyor. Peki, Frankenstein varyantı nedir, kimler risk altında ve nelere dikkat etmek gerekiyor?

Boğazınızda sanki jiletle kesilmiş gibi keskin bir ağrı hissediyor, sesiniz kısılmış, öksürüğünüz başlamış ve aynı zamanda kendinizi halsiz hissediyorsanız; buna bir de düşmeyen bir ateş eşlik ediyorsa, grip olduğunuzu sanıyor olabilirsiniz. Ancak dikkat: Mevsimsel grip zamanı henüz başlamadı. Bu belirtiler, büyük ihtimalle COVID-19'un yeni bir varyantına işaret ediyor olabilir.

Avrupa’da etkisini artıran Stratus (XFG) varyantı – halk arasındaki adıyla Frankenstein – artık Türkiye’de de görülmeye başlandı. Her ne kadar önceki varyantlara kıyasla daha hafif seyirli olsa da, Frankenstein varyantı yine de göz ardı edilmemeli. Asıl tehlike ise hastalığın grip zannedilerek yanlış yöntemlerle tedavi edilmeye çalışılması. Özellikle doktora danışmadan alınan antibiyotikler, ya da hızlıca iyileşme umuduyla başvurulan serum uygulamaları, mevcut durumu daha da kötüleştirebiliyor.
Peki bu varyanta karşı nasıl bir yol izlenmeli? Türkiye’de güncel tablo ne durumda? İşte merak edilenler...

GELEN VAKALARIN YÜZDE 90’I YENİ COVID VARYANTLARI
COVID-19’un yeni alt varyantları arasında öne çıkanlardan biri de bilimsel adı XFG olan Stratus varyantı. Halk arasında ise "Frankenstein" olarak anılıyor. Bu ismin verilme nedeni, tıpkı Mary Shelley'nin ünlü romanındaki gibi, farklı yapıların birleşiminden doğmuş bir “canavar” olması. Stratus, zaman içinde birçok alt virüs grubunun genetik birleşimiyle oluştuğu için bu dikkat çekici lakabı aldı.

Yeni varyantın özellikle İngiltere'de yaygın şekilde görüldüğü belirtilirken, Türkiye'deki durumu Hurriyet.com.tr'den Fulya Sybaş'a konuşan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İftihar Köksal değerlendirdi. Prof. Köksal, “Günlük raporlara bakarak söyleyebilirim ki gelen vakaların yüzde 90’ı COVID, yüzde 10’u da diğer virüsler. Şu an çok yaygın.” ifadelerini kullandı.

Virüsün ülkemizde de hızla yayılmasında insan hareketliliğinin etkisine dikkat çeken Köksal, “Turizm hareketli, öğrenci geliş- gidişleri sık ve transit geçilen de bir ülkeyiz. İnsan hareketliliği ile yayılmakta. Korunma yöntemlerini de artık pek önemsemediğimiz için bizde de görmeye başladık.”

BOĞAZDA JİLET VARMIŞ GİBİ HİSSETTİREN BİR AĞRIYLA BAŞLIYOR
Kulağa korkutucu gelen bu varyant gerçekten de ismi kadar tedirgin edici mi? Prof. Dr. Köksal bu soruya net bir “evet” yanıtını veriyor. Semptomlar kişiden kişiye oldukça farklı şekilde ortaya çıkabiliyor. Bazı bireylerde önce boğazda keskin bir yanma hissi, ses kısıklığı, sırt ve eklem ağrıları ile ateş görülürken, sonrasında yoğun ishal başlayabiliyor. Bazılarında ise bu sıralama tam tersine işliyor; yani ilk belirti ishal olup ardından diğer şikâyetler gelişiyor. COVID-19’un bu yeni varyantları her zaman hafif geçmiyor. Zaten ‘Frankenstein’ adının verilme nedeni de bu: bazı kişilerde hastalık oldukça ağır seyredebiliyor.

Özellikle ileri yaş grubunda ve kronik hastalıkları olan bireylerde hastane yatışlarının gerekebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Köksal, hastalığın ardından gelen “post-COVID” dönemine de dikkat çekiyor. Bağışıklık sistemi zayıf olanlarda, enfeksiyon sonrası dönemde mantar enfeksiyonları ya da zona gibi rahatsızlıkların ortaya çıkma riski artıyor. Bu nedenle, sadece hastalık değil, sonrasında açtığı kapıların da göz ardı edilmemesi gerekiyor.

ÜLKECE EN BAŞA DÖNDÜK!
Türkiye’de maske- mesafe- hijyen kuralının unutulması ile yeniden artışa geçen ovid ile ilgili olarak Prof. Dr. Köksal, ‘nasıl korunmalıyız?’ sorusuna “Aşı yok! Maske-mesafe-hijyen yok! En başa döndük yani. Çoğumuzun bağışıklığı ya COVID-19 geçirdiği ya da aşı yaptırdığı için virüslere nispeten dayanıklı. Fakat tüm bunlar yeni varyantlara karşı ‘tam’ bir koruma sağlamaz, sadece ‘kısmi’ korur. Bu yeni varyant, çocuklar ve gençlerde daha hafif seyrediyor. Fakat bulaşı hızlandıran en büyük grup da onlar. Kış iyice bastırdığında daha büyük artış olmasından endişeliyim. Dolayısıyla maske-mesafe ve hijyen kurallarına dikkat etmeli, semptomlar varsa mutlaka bir COVID testi yaptırmalı. Şu an hasta istemedikçe COVID testi yapılmıyor maalesef. Ama semptomlar enflüanzaya da benziyor. Dolayısıyla bu noktada uygulanabilecek yanlış bir tedavi; örneğin antibiyotik kullanımı, hastalar için başka riskleri de beraberinde getiriyor. Yanı sıra hazır mevsimi, risk gruplarına ve çocuklara grip aşısı yapılmasını da kesinlikle öneririm” yanıtını veriyor.

BOĞAZI YIRTAN AĞRI VE BİR TÜRLÜ DÜŞMEYEN DİRENÇLİ ATEŞE DİKKAT!
COVID-19’un birçok alt varyantı bulunuyor. Şu sıralar yaygın olarak görülen varyantlardan biri de Nimbus. Peki, aldığımız varyantın Nimbus mu, Frankenstein mı yoksa başka bir tür mü olduğunu nasıl anlayabiliriz? Yine Hürriyet.com.tr'ye konuşan, Enfeksiyon Hastalıkları, Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Şenol diyor ki: “Yırtılır gibi bir boğaz ağrısı, hışırtılı, kesik ses. Zaman zaman buna eşlik eden dirençli ateş, eklem ağrısı, halsizlik... COVID-19’un şu an etkili olan varyantlarının semptomları. Fakat bu semptomlar enflüanzaya da benziyor. Dolayısıyla test yapılması şart. Türkiye’de ise sadece isteyene, ısrar edene test yapılmakta. Test yaptırmayanlara, semptomlar benzediği için yanlış tanı konulabiliyor, mesela gereksiz yere antibiyotik verilebiliyor. Gereksiz antibiyotik kullanımının bağışıklığa hasar verdiğini ise zaten biliyoruz. Bu sebeple, bu ya da benzeri semptomlar varsa test yapılmasını tanı koyabilmek adına önemsiyoruz.”

YENİ AŞILARI BEKLİYORUZ, GRİP AŞISINI İHMAL ETMEYİN
“Yanı sıra bu alt varyantların tedavisinde, ilk 5 gün içinde kullanılabilecek 2 ilaç var piyasada. Ama bu ilaçlar ve yeni varyantlarda işe yarayan aşılar Türkiye’de yok! Bu ilaç ve aşıların Türkiye’ye de gelmesi ve kullanılmasında ısrarcı olmalıyız. Evet, havalar ılıman gidiyor. Ve grip salgını da sanıyorum, geçen yılki gibi yine kasım ayı ortasına kayacak. Dolayısıyla bu tablonun COVID olarak değerlendirilmesi ve buna göre önlemler alınması gerekmekte. Grip demişken... Tam zamanı! Grip aşısını ihmal etmeyin, özellikle çocuklar ve kronik hastalara yapılması çok önemli.”

DİNLENMEK DE AŞI VE İLAÇLAR KADAR ÖNEMLİ
İlaç ve aşılardan başka tedavi için ne önemli diye sorulduğunda Prof. Dr. Şenol “Dinlenmek” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: “COVID varyantları da grip de genellikle ‘ayakta’ atlatılıyor. Beyaz ya da mavi yakalı fark etmez, çalışanlar ise bazen işveren baskısı bazen kendi isteği ile istirahatten kaçınıyor. Oysa 3-5 günlük bir mola tedavide en az tüm ilaçlar kadar etkilidir.”

BOMBA VİTAMİN SERUMLARINDAN UZAK DURMAK GEREK!
“Son günlerde ayakta kalabilmek adına, içine farklı vitaminlerin konulduğu ve bu sebeple de ani ölüm ya da alerji gibi riskler barındıran serumlardan taktırmak moda. Oysa bu serumlar kalp ve böbrekler için çok riskli olduğu gibi hastalığı tedavi de etmiyor, yalancı bir iyilik hali veriyor. Dolayısıyla hastalık döneminde ağır spordan kaçınmalı, bolca dinlenmeli ve bağışıklık sisteminin kendi işini yapmasına izin vermeliyiz.”
