'Geçmişi ve anı bilmek falcıların üçkağıdıdır!'

'Geçmişi ve anı bilmek falcıların üçkağıdıdır!'

Sosyetenin en gözde remmali (Kum falcısı) Semi Cezayiri, Bebek'te dolup taşan, işletmecisi de olduğu Cafe Rem'i ilk kez POSTA KARNAVAL'a açtı. Sosyete ve şöhretler dünyasından birçok isme danışmanlık yapan Cezayiri, falcılık ve sırlarını anlattı

03 Kasım 2014, Pazartesi 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: CANAN'DAN YILDIZ

Canan.danyildiz@posta.com.tr

* Gün yüzüne çıkmayı seven biri değilsiniz Semi Cezayiri!

Bir tek sana kapımızı açtık evet, çok sevdiğim bir şey değil! Çünkü yanlış anlaşılmaya çok açık! Ama Bebek Rem Cafe’de sonunda yakama yapıştın, işte mekanımızdasın!

* Hep şikayet! Falcı mısınız?

(Kahkaha atıyoruz) Ay! Bu laf beni acayip irrite ediyor! Aslına bakarsan, yaptığım işin adı yok! Sadece insanlara yardım ediyorum, hayatlarını kolaylaştırıyorum.

* Peki o zaman nesiniz?

Remmalim, yani remil bakarım; daha Türkçesi kuma bakar; sana yardım edecek; önünü açacak şeyler söylerim. Türkiye’de çok bilinen bir tanım değil. Falcı kehanette bulunur; benim işimin böyle bir yeri yok.

*Bilen yok mu geleceği falcılardan?

Bu bir öngörü işidir Canan; kimi enerjisiyle, kimi hisleriyle anlar. Ama ay, günün konumu ya da enerjiye bağlı. Bazen hakikaten bilebilir de fala bakan, ama genellikle sizin gittiğiniz zaman değil; onun gününde ve kafasının yerinde olması gerekir.

* Bu zavallı falcıları astrologlar da sevmiyor; hayret!

Falda kahve vardır, ortada bir su vardır; ya da tarot.

* E sizin önünüzde de kum var?

Evet, aman bir şeyi de kaçırma! Bağlantı kurmak için illa ki bir şeye ihtiyaç var, ama ben öteki falcılar gibi şu olacak, bu olacak demiyorum. Karşımdakinin geçmişini zaten hislerimle okuyabiliyorum; gelebilecek şeyler konusunda sadece yönlendiriyorum. Kuma bakarak...

* Geçmişi bilmek kolay mı?

Elbette; bak üstüne basa basa söylüyorum; yaşanmış şeyi bilmek; hesap etmek ya da tahmin çok kolay. Zaten etraftaki birçok uyduruk falcılar da burdan yola çıkıp danışanını yakalıyor.

* Vay! Nasıl kandırıldığımızı anladım!

Kandırılmak lafı ağır olur, danışan geçmişi bildiğini görünce; gelecekle ilgili söyleyeceklerinin de doğru olacağını düşünüyor. Bu bir ikna yöntemi aslında. Falcılar; bunu bilerek yapar... Anı da bilerek yaparsın bunu. Açık söylersem bu işin üçkağıdıdır.

* Farkınız ne?

Güzel yere geldin! Sen bana danışan olarak geldiğinde seni asla konuşturmam ve soru sormam. Bak, eğer karşındaki sana soru soruyorsa, seni konuşturuyorsa; bil ki senin yönlendirmene ihtiyacı var; sahtekar birinin karşısındasın. Gördüğünden, hissettiğinden emin değildir.

* Başka var mı ipuçları?

Çok uyanıksın! Ya mesela ‘Mehmet kim?’ diye sorsa sana; biri vardır mutlaka değil mi Mehmet senin de tanıdığın? Türkiye’nin yarısından çoğunun adı Mehmet! Ama sen ‘aaa, bildi!’ diye şaşırıyorsun.

* Remil ya da remmal’in farkı ne onu çözemedim!

Çok basit, remil bir matematik hesabıdır. İçinde çarpma, bölme ve birtakım hesapların olduğu... Arabi harfleri kullanarak yaptığım şey o. Matematik yaptığım işin büyük bölümü. Ben hesap kitap yaparım ve sana yüzde 90 net bir yanıt veririm.

* Sosyetede ve şöhretler arasında neden popüler olduğunuzu anladım!

Evet! Tanıdığımız birçok isim geliyor bana. Bana kalırsa hesabı iyi yapıp sordukları soruların yanıtlarını iyi veriyorum.

* Biraz daha açar mısınız?

Diyelim oyuncusun; bana gelip ‘bu dizi tutar mı?’ diye soruyorsun. Sana kuma bakarak ve birtakım Arabi harfleri kullanarak yaptığım matematiksel hesaba göre ‘Bu rolü kabul et, senin için hayırlı’ ya da ‘Bu dizi tutmaz, kabul etme’ diyorum. Ve bu hesaplarım hep tutuyor.

"ŞÖHRETLER DİZİLERİNİN TUTUP TUTMAYACAĞINI SORUYOR"

* En çok ne için geliyorlar Rem Cafe’ye size?

Ah! Aşk ve iş için! Kesinlikle. Kadın erkek ilişkileri ve ülkenin gidişatı bakımından da iş güç meseleleri çok revaçta.

* Ya şöhretler?

Onların da farklı olduğunu mu sanıyorsun? Yeni bir ilişkiye başlayan koşturarak bana geliyor. Ya da bir proje için hoop Bebek’e, yanıma!

* Kumun bir özelliği var mı?

Hayır yok, ama yaratıldığımız madde toprak, kum da bunun bir türü biliyorsun.

* Kumun içine taşlar attık...

Bir şey de kaçsın gözünden! Betersin! Evet! Onların bir simetriği var; ve ellemeden benim bakmam gerekiyor. Yıldız haritası da var işin içinde, onu da çıkarıyoruz. Yani Remil o kadar basit, attım tuttum işi bir şey değil Canan.

* Peki ya değişik giyinmek? Şovmen misiniz?

Evet bir parça var evet. E bir şov, teatral bir durum var işin içinde. Ama bunu eskiden daha çok yapıyordum; insan olgunlaşınca bu tip şeyleri de bırakıyor.

*Ve çok hızlı konuşuyorsunuz!

Konuşmamın hızlılığı, o kanala girince otomatik öyle oluyor. Farkında değilim o kadar hızlı konuştuğumun; çünkü resimler ve laflar gözümün önünden geçiyor.

*Yanıldığınız oluyor mu? Atarken tutamadıklarımız?

Tövbe! Aklın fikrin beni tacizde! Ama tabii ki de bazen yanıldığım oluyor; her an mükemmel olacak değilim. Bazen de danışanım kanallarını kapatır ve istediğimiz gibi ilerleyemeyiz.

* Rötar olur mu?

Evet! Mesela 40 gün içinde olacak derim; ama 4 ayı bulur.

* Sebep?

Sakınan göze çöp batar bilirsin! Danışanım odaklanırsa ‘olacak olacak’ diye ve böyle iddialı olduğu için de o iş olmaz. Ama sonra illa olur, Allah’ın izniyle tabii ki!

"NAVİGASYON ALETİ GİBİYİM AÇIK VE HAYIRLI YOLU BİLİYORUM"

* Kimler var danışanlar arasında?

Ooo, dizi oyuncuları, yapımcılar, çok büyük uluslararası şirketler, hani gidip alışveriş yaptığın büyük mağaza sahipleri! Kimler kimler yok ki!

* Mağaza sahibi niye gelir ki be!

Bak, inanamazsın işe alımlarda ya da genel müdür seçerken bile gelip bana danışırlar. Birçok cv gelir önüme, birlikte oturup bana sorarlar hangisinin hayırlı olduğunu.

*Sosyete Rem Cafe’ye gelip ne soruyor?

Ooo, onların derdi daha büyük! Zaten çoğu Bebek ve çevresinde oturuyor, gelmeleri hiç dert değil. İşleri ya da cemiyette hoşlandıkları insanlar... Onları soruyorlar.

* Yaptığınız iş dine karşı çıkma değil mi?

Başladın zorlamaya! Hayır; geleceği bilmek değil bu! Biliyorum; çok ince bir çizgisi var; biraz da anlaması güç. Ama geleceği ki işte o matematiksel hesabı iyi yapıyorum! Haşa! Geleceği okumuyorum!

* Anlamadım! Vallahi billahi anlamadım!

Dur! Kolay söyleyeyim. Diyelim sen Posta’da işe başlamadan önce bana gelseydin ve sorsaydın ‘Semi, Posta’ya geçmek istiyorum, hayırlı olur mu?’, sana remil bakar (kum falı) ve olasılıkları değerlendirip işi kabul edersen ne olacağını; etmezsen ne olmayacağını söylerdim. Geleceği bilmiyorum; o işin sana yararını ve zararını sana çok net söyleyebiliyorum.

* Tırstım!

Korkulacak bir şey yok bunda! Sen sıcak bir sobaya yaklaşmanın ne olduğunu biliyorsan, ben de enerjim ve sahip olduğum yetenek sayesinde soba bilgisinden öteyi biliyorum.

* Ya kader?

Aklının karıştığının farkındayım! ‘Sen kaderi etkiliyor musun?’ diye sormak istedin. Kısa bir örnek vereyim; bir otobüs düşün. Kaderde o otobüsün nereden nereye gideceği yazılıdır. Ama; şoför hangi şeritten oraya varacağını bir tek kendisi tayin eder. Kaderle benim yaptığım iş arasında işte öyle bir fark var.

* Sizin misyonunuz nedir bu işte?

İBB haritası gibiyim; sana hangi yolun açık, hangisinin kapalı olduğunu söylüyorum. Bir tür navigasyon aleti gibiyim.

* Nasıl yapıyorsunuz bunu?

Kişilik analizini yapıyorum; misal Canan hükmedilmekten hoşlanmaz, özgürlüğünden ödün vermez ve ne kadar şirin olsa da biraz agresiftir. İşte bunu anladıktan sonra; senin bana geldiğin sorunun yanıtını da doğru verebiliyorum.

"KATAR PRENSİ BENİM İÇİN SÜİT KAPATTI"

* Kimler var tanıdığımız dökülsenize!

Rahat bırakmayacaksın yakamı belli! Russell Crowe mesela, son filminden önce geldi; keza Katar prensesi Türkiye’ye en son geldiğinde kaldığı otelin suitini kapattı benim için. Saatlerce remil baktım.

* Kimler kimler başka?

Şarkıcılar, klip yönetmenleri, gazeteciler!

* Kaç yaşından beri bu öngörü yeteneğiniz var? 1

2 yaşımdan beri algılarım çok açık. Farklıyım ve insanlara bu anlamda yardım etmezsem hastalanıyorum. Daha önce birkaç defa yeter artık, yol tayin etmeyeyim diye işi bıraktım; ikisinde de kötü bir hastalığa yakalandım. Geleceği tahmin etmezsem hasta oluyorum Türkçesi.

* Sülalenizde var mı böyle?

El vermişlik vs. Evet, ailece farklıyız ve elbette bana da el veren oldu. Sakladığım bir şey değil bu ama; bu bizim kanımızda var, özel yaratılmışız.

* Korkar mısınız kendi yeteneğinizden?

Bazen ölüm ya da hastalık gibi şeyler bildiğim için rahatsızlık duyarım ama ne yapalım bu da benim.

* Bazen ruh okuyorsunuz, diyelim mahrem bir sahne var danışana ait...

Çok yaramazsın! Özel, yatak odası gibi sahne ise bu asla görmeyiz Canan. Sanki bir perde varmış gibi o alanı asla görmez beynim.

* Kendinize yararınız var mı?

Milli Piyango bileti, Sayısal Loto bilir misiniz misal? Hayır! Bu öyle bir yetenek ki kendine o anlamda yararın yok. Allah sana bu yolu başkalarına yardım et diye vermiş. Kendini zengin et diye değil!

"ÖTEKİ FALCILAR MÜTEMADİYEN SALLIYOR"

* Keramet bilmek ya, siz bir yerlere gider misiniz fal için?

Fal demesek şuna? Evet benim de danıştığım insanlar var. Ama bu İstanbul’da orada burada denk geldiklerimiz değil. Kendime göre bir hocam var.

* Başka falcılara gider misiniz yahu, onu soruyorum!

Aa, evet! Ama öteki falcılar mütemadiyen sallıyor. Öyle böyle değil hem de!

* Misal? Ya bir tanesi hiç unutmuyorum, ‘bekarsın’ deyip durdu; halbuki Canan ben evliyim ve 2 çocuğum var.

* Aileniz bu işle uğraşmana bir şey diyor mu?

Hayır, bu saklanacak ya da utanç duyulacak bir şey değil ki? Ben kadın pazarlamıyorum ya da uyuştucu satmıyorum. Tanrı bana tahmin yeteneği vermiş; ben de insanların hizmetine sunuyorum.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder