“Gizli ilişki bana göre değil”

'Muhteşem Yüzyıl'ın güzeller güzeli Valide Sultan'ı Nebahat Çehre, Hafta Sonu'na çarpıcı açıklamalarda bulundu. Her kadının aldatıldığını söyleyen Çehre, dizi çekiminde kendisi için kullanılan özel filtreyi de ilk kez bu röportajda açıkladı

28 Mayıs 2011, Cumartesi 05:00
A A
“Gizli ilişki bana göre değil”

Araştırmalara göre, Türkiye’nin en güvendiği isimler arasında yer alıyorsunuz.

Şimdi yeni nesil beni tanıyor. 110 film yaptım. 20 yıl ara verdim, geri döndüğümde üç diziyle üç tane tokat attım. Hepsi de başarılı. Kendimi şanslı hissediyorum.

Hak ettiğiniz değerin biraz geç verildiğini düşünüyor musunuz?

Yeşilçam’da hak ettiğim değer verilmedi. Ben hep salon kadını ve zengin aile kızı rollerini oynuyordum. Halbuki oyuncuyu şekillendirmemek lazım, her kalıba girmeli. İki örgü saç, bir basma elbise ve gözyaşı ile ‘masum kız’ı oynuyorlardı. Ben de zengin ve şımarık kız oluyordum. Sonra Yılmaz’la (Güney) yaptığım filmlerde Anadolu ve varoş kadınını oynadım.

Şu an dizilerde size o rolleri vermezler herhalde.

“Kalıplaştırmayın, ben sadece o kadın değilim. Oyuncu olarak yelpazemi kısıtlamayın” diyorum. Yapımcılar “Nebahat Hanım, alternatifiniz yok. Ne yapalım?” diyor. Ne demek yok! Bir sürü oyuncu var.

Yeşilçam’dan iyi paralar kazandınız mı?

Hiç. O zamanlar Ankara, İzmir, Adana’daki sinemacılar gelip İstanbul’daki filmleri satın alıyorlardı. Onların bize senetleri verilirdi. Bizim de paramız olmadığı için o senetler, bankada ucuza kırılırdı. Çok cüzi paralardı. Evde tencere kaynardı. Kostüm isterlerse, arkadaşlardan ediniyorduk. Paramız yoktu.

Kazandığınız parayla yatırım yapıyor musunuz?

İşler böyle devam ederse, yatırımımı eve ve araziye yapma taraftarıyım.

“BİR GÜLER SABANCI OLABİLİRDİM”

Borsayla da aranız iyi sanırım.

Borsada zamanında çok iyi kağıtlar aldım. Ulus’ta iki dairem vardı, birini tamamen kağıtlara yatırdım. Sonra korktum ve sattım. Zarar etmeden karşılığını aldım. Ama bugün o kağıtlar elimde olsaydı, Türkiye’nin sayılı zengin kadınlarındandım. Güler Sabancı falan... O kadar güzel kağıtlar yani.

Tekrar borsa oynamayı düşünür müsünüz?

Hayır, beceremiyorum. İkinci evliliğimde, eski bir manken olarak moda ile ilgilendim. Tarzım çok beğeniliyordu. Şişli’de Yılmazlar Pasajı açılmıştı. Orada yerim vardı. Hep zarar ettim.

 Hayatınızda neyi değiştirirdiniz?...

15 yaşında güzellik yarışmasına girmezdim. Çünkü o yaşta çocuksunuz. Ülkenizi bilinçli olarak temsil edemiyorsunuz. Eğitim çok önemli. Gençler buna emek versinler, sonra karşılığını çok güzel alacaklar.

Film çektiğiniz yıllarda o dönemin bütün oyuncuları birer efsaneymiş.

Eskiden sokağa çıkıp bir mağazaya girsek, ekip arabası alıp çıkarırdı bizi. İnsanların ilgisi inanılmazdı. Bugün alışveriş merkezlerinde ünlülere el sallıyorlar. Birkaç gün önce, devamlı alışveriş yaptığım mağazaya Moskovalı bir hanım gelmiş, beni sormuş. “İyi müşterimizdir” demişler. “Ne olur, bir sesini duyayım” demiş. Mağazadan, çok sevdiğim biri aradı, “Nebahat Hanım, sizi rahatsız ediyoruz. Sesinizi duymak istiyorlar” dedi. Konuştuk, önceki gün de o hanımla karşılaştık. Beni Rusya’ya davet etti. Dizilerimiz yurt dışında çok izleniyor. ‘Muhteşem Yüzyıl’ haziran ayından sonra Amerika’ya satılıyor.

“Aldatılmayan kadın yoktur”

Kadınların aldatılması ve erkeklerin çokeşli olması... Bunların tarihimizde olması çok acı değil mi?

Geçmiş, geleceği hazırlamış (kahkahalar)... Sadece ülkemizde değil, dünyada da böyle. Ama tabii orada dini nikahla dört kadın falan almıyorsun. Bizde galiba ataerkil yetiştirme tarzından kaynaklanıyor. Hep “O erkek yapar, sen kızsın otur” dendi.

Hiç aldatıldınız mı?

Aldatılmadığıma inanmıyorum, mutlaka aldatılmışımdır. Birebir görmedim ama kadınlar bunu hissediyor. Hisleri kuvvetli ve şeytanlar. Erkekler de yaptıkları hatayı belli ediyorlar. Yakalanıyorlar yani.

Siz hiç böyle bir şey sezinlediniz mi?

Sezdim tabii. Ama üstelemem. Kaçarım, bırakırım. Bir de affedersem, geçmişi dile getirmem. Unuturum.

İhaneti affeder misiniz?

Bir kere affederseniz, tekrarı geliyor. O zaman yüz göz olunuyor. Ama aldatılmayan kadın yok. Dünya güzeli Prenses Caroline bile aldatıldı.

Sizin için yeni bir aşk olabilir mi?

Bu yaştan sonra olmaz. Kapattım. 16 seneyi geçiyor artık.

Neden bu yalnızlık?

Yalnız değilim, dostlarım var. Arkadaş grubumla mutluyum. Bazen “Hayatımda biri olsun. Aynı şeye bakıp sevelim” diyorum ama yaş itibariyle çok zor. Bekar bir adam olacak ki, kendi cemiyet hayatıma da kabul ettireyim. Dört duvar arasında bir ilişkiye girmem mümkün değil. Sinemaya el ele gitmeliyim. Bunu yaşayamadıktan sonra... Genç adamla olamam, bana çok ters. Belirli yaştaki insanların da çoğu evli. Zaten 50’den sonraki erkekler de 17 yaşındaki kızlara bakmaya başladı.

“Genç kız gibi olamam”

Dizi çekiminde size yapılan filtre çok eleştiriliyor. Nedir bu olayın iç yüzü?

Şu an birebir görüyorsunuz. Dizide görülen kırışıklıklar ya da suratta düşme var mı? Samimi olun.

 Hayır, öyle bir görüntü yok.

Herkes bana “Nebahat Hanım, dört ay önce ‘Aşk-ı Memnu’da fevkaladeydiniz. Ne oldu yaşlandınız mı?” diye soruyor. Hatta “Estetik mi yaptırdınız?” diyen bile oldu. Estetik yaptıracak vaktim mi var? Setteki mum ışıkları yanıltıyor, kötü gösteriyor. Yapımcım da rahatsız olunca bana özel filtre kullanmaya başladı. Tabii ki yaşımın getirdiği çizgiler var ve ben onlardan hoşlanıyorum. Bir genç kız gibi dümdüz olamam. Zaten onu istesem, dolgu yaptırırım. Ondan da nefret ediyorum. Asla yaptırmayacağım bir şey.

(21.05.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

Sıradaki haber yükleniyor...